|
Kıbrıslı Türkler, mal-mülk ve adalet açısından tarihlerinde iki büyük talihsizlik yaşadı. İlki, Evkaf'ın başında Sir Münür'ün olduğu dönemde yapılan adaletsizliklerle; ikincisi de UBP-Denktaş döneminde İTEM operasyonlarıyla yaşadı.
Bu topraklarda yaşayan Kıbrıslı Türklerin "aidiyat, vatandaşlık ve vergi bilincinin oluşması için" geçmişten gelen mal-mülk rezaletini mutlaka temizlemesi gerekir. Bu adaletsizlik üzerine inşa edilen hiç bir devlet tutmaz. Bu topraklarda adaletin ve haliyle devlet dediğimiz aygıtın tesisi, mülkiyet rezaletinin temizlenmesinden geçer.
Annan Planı, bize bu fırsatı veriyordu ama şimdilik bu konu ertelendi. Daha sonra ise AİHM'in defacto onayı ile oluşturduğumuz Taşınmaz Mal Komisyonu ve yasası (TMY), ne yazık yatırım iklimimizi korumasına rağmen, mülkiyetin finansman adresleri açısından (bütçe ve global takas) adaletsiz bir model üzerine inşa edildi. Yasanın bu tarafını hiç bir zaman benimsemedim ve tepki koydum. Başvuruların az veya çok olması farketmez. Bu bir ilke ve etik meselesidir. Yasanın şimdiki hali "ahlaksızlıkdır".
...Neyse, geçenlerde İTEM'de mülkiyetle ilgili yeni bir düzenleme yapıldı. Düzenlemenin esas amacı, Kuzey'de feragatname verip, karşılığında mal alamayan insanların mağduriyetini gidermek, bilahare Güney'deki malına karşılık Kuzey'de eşdeğer mal alan ve ayni zamanda Güney'deki malını da satanları cezalandırmaktı.
Aşağı yukarı feragatname verenlerin elinde Kuzey'deki mal rezervinin 10 katı kadar tasarruf değeri atıl bir puan var. Düşünün, Güney'deki malı karşılığında feragatname veren birçok insan mağdur olurken, bu ülkede hem TC'den gelene, hem de içerden birçok insana "tahsis" mallar verildi. Üç kuruşluk eşdeğeri karşılığında, on kuruşluk haksız mal alanların sayısı ise saymakla bitmez. Kısaca, İTEM ile dönemin iktidarları adaletsiz bir dağıtım yaptı.
...Gelelim esas meramıma. Ne yazık, mülkiyet konusunda bir türlü "ekonomik aklı ve adaleti" olan kapsamlı bir adım atamıyoruz. En kötüsü, bunu yapmadan, bu ülkede aidiyata dayalı vatandaşlık ve vergi bilincini oluşturamayacağımızı halen anlamış değiliz.
Defalarca söyledik, bizdeki vatandaşlık bilinci ve aidiyat kavramı, "üretim ve emek" üstünden gelmiyor; "ganimet(mal), para ve fahiş haklar" üzerinden geliyor. KKTC vatandaşlığın algılanması budur. Böyle bir devlette ne vergi bilinci, ne de aidiyat kavramı oluşmaz. Tutmaz böyle bir devlet. Devlet olmanın ilk şartı, adaletli ilkelerdir.
Bir adam düşünün, alın teri ve emeği ile para kazanıyor; diğeri ise ya haksız ya da adaletsiz ve meşru olmayan bu mülkiyet rejiminden dolayı para kazanmış ve servet edinmiş. Sonra, bu iki insanın devlete vergi vermesini bekliyoruz. Aklı başında bir iktisatçı elbette beklemez ama esas sorunun farkında olmayanlar, reklamlarla vergi bilincinin artacağını zannediyor. Yahu, iktisadın temeli adalettir.
...Mülkiyet konusunda, akıntıya kürek çekerek hiç bir yere varamayız. Boşuna "adalet mülkün temelidir" dememişler. Bir kitaplık lafdır bu. Siz, istediğiniz kadar bütün mallar KKTC devletinin garantisi altındadır ve eşittir deyin. Piyasa, zaten size "Türk, eşdeğer ve tahsis" malları farklı fiyatlayarak ne yapacağınızı söylüyor. Yol gösteriyor.
Kaldı ki, ortada mülkiyet rejimi ve modeli konusunda bugüne kadar kısmen piyasa tarafından test edilip, kabul görmüş bir Annan Planı rejimi, yol haritası var. Bu konuda atacağımız adımlar, aslında "planın meşru rejiminde saklı".
Mal grupları arasındaki "fiyat makası", bu mallar arasında "risk primini" ve "meşru ve adaletli "olmayan bir rejimi gösteriyor. Piyasa, "karşılığı olmayan bu malları KKTC devletinin ödeme gücü yoktur" diyor. Meşru ve karşılığı olsaydı, makas bu kadar açık olmazdı. İktisaden bunun anlatımı budur.
Tahsis ve eşdeğer malları alan da - satan da malın riskli olduğunu (Türk malına göre) farklı fiyatlayarak biliyor zaten. Yani, alıcı ve satıcı bilerek işlem yapıyor. Daha sonra devletin Taşınmaz Mal Komisyonu ile araya girip bu farkı global takas ve devletin mükellefiyetinde ödemesi kabul edilemez. Mallar arasında bu önceden bilinen risk olmasaydı, zaten fiyat ayni olurdu.
Devletin, az veya çok TMY tahtında bu şekilde işlem yapması sakıncalıdır. Zaten, bu kadarını bile ödemekte zorlanıyor, hatta başvuru arttıkça ödeyemeyecek. Türlü manevralarla zaman kazanma alternatifini kullanırken, bir süre sonra yasanın ve Komisyonun meşruiyetini de zedeleyeceğiz. Çünkü, yasayı yanlış zemin üzerine kurduk. O vakitte, yatırım iklimimiz olumsuz etkilenebilir.
...Sonuçta, İTEM'de yapılan son değişiklikleri destekliyorum ama yetersiz ve eksik buluyorum. Bu yüzden mutlaka, İTEM ile Taşınmaz Mal Yasası'nı "adalet ve meşruiyet " temelinde "bireysel takas" modeline göre uyumlaştırarak, sorunu bir defada kökten çözecek kapsamlı adımlar atmalıyız.
Bunu yaparak, şimdiden hem piyasayı hem ülkeyi rahatlatmalıyız, ötesinde bu konuda adaleti tesis edeceğimizi topluma da göstermeliyiz. Yoksa, bu adaletsizlik hem bizi kemirmeye devam eder, hem de gelecekte yatırım iklimimizi olumsuz etkileyebilir. Yapacağımız iş çok basit aslında ama elbette siyaseten cesaret işi. Kapsamlı bir adımın eşzamanlı temel prensipleri şunlar olmalı;
1-Taşınmaz Mal Komisyonu, Annan Planı'ndaki Property Board'un yerine geçecek (şube gibi) ve bu konudaki işlemleri "piyasa yaratıcı ve düzenleyici" pozisyonda yönetecek. Elde kalan puanların değerlendirilmesi, Rum başvuruları..vs konular...
2-Bütün başvurular karşılıklı "bireysel takas" üzerinden değerlendirilecek.
3-Mülkiyetin kullanımından doğan maddi ve manevi tazminatları, TC finansmanıyla KKTC devleti üstlenecek. Bireyin yüklenmesi doğru değil. Zaten, bu TC'nin yüküdür.
4-Malın servet değeri piyasa değeri üzerinden "son kullanıcı" ile hesaplaşılarak halledilecek. Malın karşılığı servettir, yani paradır. Ortada mal ve para var.
5-Son kullanıcının ve devletin gerek "ilk tahsisci, gerekse ilk eşdeğerciye" mali veya cezai yükümlülükler içeren geri rücu edeceği yasal düzenlemeler yapılacak. Bilhassa bu konuda TC ile hukuk işbirliği yapılacak. TC'de de takip ve icra yapılabilecek.
...Mülkiyette en çok da ne ağırıma gidiyor biliyor musunuz? Şimdilerde "iktidarda olan bireysel takasçıların, global takasçı düzenlemeleri"...
|