|
FED, geçen cuma global finansal krizin büyümesini engellemek için "iskonto faiz oranını düşürdü." Daha evvelde, diğer büyük merkez bankalarıyla birlikte piyasaya direkt likidite de enjekte etmişti. FED ve diğerleri bütün bunları ne için yapıyor?
FED ve diğerleri, bütün bunları, global ekonominin (ki asıl sorun ABD'dedir) şu anda finansal açıdan içine girdiği eşzamanlı "çok yönlü ters pozisyonları" normalleştirmek için yapıyor. Çünkü, finansal kriz, global derin bir ekonomik krize dönüşebilir.
Bu yüzden, FED ve diğerleri elinden geldiği kadar - kredi piyasalarında yapısal bir sorun olsa da - piyasalara yardımcı olmaya çalışıyor. Elbette, hem mali hem reel piyasalar kendi konsolidasyonlarını yapacak ama bu sürede hasarın az olması, en azından kurtulma imkanı olanların kurtulması ve en önemlisi finans piyasalarının reel sektörü taşıyabilmesi sağlanmaya çalışılıyor.
Reel ekonomi göçerse, bu mutlaka mali sektöre de yansır. İkisi etle tırnak gibidir. Elbette, ekonomide çarkların dönmesi için ilk kurtarılması ve yaşatılması gereken mali sektördür ama reel sektörün büyük hasar gördüğü (veya göreceği) bir ekonomide mali sektörde olumsuz etkilenir. Bu iş bir balans meselesidir. Bu ince ayarı yapmak da mali sektörün ve sektörün patronu merkez bankalarının görevidir.
...Geçen pazartesi dediğim gibi, her ne kadar bizim içinde bulunduğumuz yerel finansman sorunu farklı nedenlerden dolayı olsa da (sonucu yerel konsolidasyon), sonuçları açısından global likidite krizinden (sonucu global konsolidasyon) farksızdır.
Bu yüzden elinde ayni araçlar olmasa da, KKTC Merkez Bankası'nın da FED gibi direkt bankacılık sektörüne, indirektte bilhassa inşaat sektörüne ve kapsamındaki genel ekonomiye yardımcı olması lazım.
KKTC MERKEZ BANKASI, FED GİBİ DAVRANMALI
KKTC Merkez Bankası'nın fiyat istikrarı görevi yok ama ekonomik büyüme ve sağlıklı bir yatırım iklimi oluşturma görevi vardır. O yüzden, yerel ekonomide olana-bitene seyirci kalma lüksü yoktur. Ne yazık, bu konuda önceki Başkan çok başarılı ve istekli değildi. Umarım yenisi daha duyarlı ve yerel ekonomi (reel sektör) dostu olur.
...Nasıl ki, global finansal krizden dolayı, başta mortgage şirketleri ve bunlara yatırım yapmış hedge fonlar batıyor; bizde de, inşaat sektörü ve onunla direkt ve indirekt iş yapan bir çok şirket ya batıyor, ya da batmak üzere.
Nasıl ki, global finansal kriz sonucunda global düzeyde varlık fiyatları (gayrımenkul, hisse, tahvil...vb) düşüyor ve bunun sonucunda reel ekonomide ve mali piyasalarda "negatif bir servet etkisi " ortaya çıkıyor. Yani, adamın ödemekte zorlandığı kredi borcu var ama ayni zamanda hem geliri hem de elinden çıkarmak istediği malının değeri de düşüyor...Çünkü, ortada "hem talep hem likidite sorunu" var...
Bizde de, konut sektöründe fiyatlar düşüyor; gayrımenkul piyasasında da fiyatlar ya düşüyor, ya da artmıyor. Kısacası, gayrımenkul servet etkisi bizde de şu sıralar global trend gibi negatif bir seyre döndü.
Birçok firma ve kişinin elinde nakte döndürmekte zorlandığı gayrımenkul ve konut var. Ama bir çok şirketin stok servetleri iyi, sadece nakit problemleri var. Bankalarımız kimin iyi, kimin kötü olduğunu seçebilecek kabiliyette ve yakınlıktadır.
Sonuçta, daha evvel, KKTC Merkez Bankası disponibilite düzenlemesi ile TC şube bankalarının yurt dışındaki likiditeyi içeriye getirmeleri için akılcı bir düzenleme yapmıştı ama şimdilerde içinde bulunduğumuz şartlarda ilave tedbirlere ihtiyaç var.
Çünkü, hem o düzenlemenin bypass etkisi var ve etkisi sınırlı kalabilir, hem de global finansal krizle şimdi hem yabancı sermaye girişinde, hem de TL'den dolayı bize yansıyacak istikrarsızlıkla (kur-enflasyon, faiz) ilave sıkıntımız olabilir.
Dolayısıyle, KKTC Merkez Bankası, elinde piyasaya likidite sağlayacak direkt ve indirekt ne varsa kullanmalı diye düşünüyorum.
...Elbette, bizimkinin FED gibi "son kredi merci kapasitesi yok" ama yine de bilhassa iç piyasayı fonlayan yerel bankalarımız için hem reeskont kredileri, hem de munzam karşılıklar silahlarını kullanabilir.
Gerçi, yorumlarına değer verdiğim Vargın Varer, bu yolla sağlanacak likiditenin Merkez Bankası'na mevduat olarak geri döneceğini söylüyor ama bence eşzamanlı başka tedbirlerle(mesela kredi kullandırma) bu dönüş olmayabilir.
Buna ihtiyacımız var, çünkü kredi kullanan şirketlerin veya kişilerin karşılığında önemli miktarda gayrımenkul servetleri var. Bu piyasa da talep oluşuncaya (özellikle yabancı) kadar, bankacılık sektörü-bilhassa potansiyeli olan iyi şirketlere- yardımcı olmalı. Sanırım, bu konuda Merkez Bankası, biraz daha piyasa dostu davranabilir.
Bence, bir süreliğine Kalkınma Bankası tahvilleri ile ilgili uygulamayı da (gerçi hep karşıyım ya) değiştirmeliyiz. Bu zorunlu sermaye aktarımını, bir süre devre dışı bırakabilir, veya karşılığında Merkez bünyesinde ikinci el piyasa yaratabiliriz veya bu tahvillerin zorunlu alımını, bankaların yerel piyasada kredi kullandırma standardına bağlayabiliriz.... Mühim olan yerel bankalara likidite yaratmak.
Bilahare, bana göre yeni bankacılık yasasının-bilhassa sermaye artışı hariç-kredi kullandırma ile ilgili yeni sıkı ve ağır koşulları bir süre ertelenmelidir. Yoksa, bu konjonktürde bu sıkı koşullar içerde hasarı artırabilir.
Bakalım, yeni başkan Ahmet Bey, eski başkan Erdoğan Bey gibi sadece bankacılık sektörü istikrarıyla mı ilgilenecek? Yoksa, eski başkandan farklı olarak yerel piyasayı da düşünecek mi?
|