|
Öyle görünüyor ki, KKTC Merkez Bankası, bizimle(piyasa ile) ayni fikirde değil. Onlara göre, yerel ekonominin şu sıralar içinde bulunduğu sorun "bir likidite ve finansman sorunu" değil. Hatta, onlara göre bankacılık sektörü yeterince likittir ve sorun başka bir yerdedir. Bu şartlar altında, bankanın özellikle likidite konusunda yapacak fazla(disponibilite hariç) bir şeyi de yoktur. Zaten, bu konuda kapasitesi de sınırlıdır.
Merkeze göre, bu konuda çözüm başka yerlerde aranmalıdır. Mesela, kamu, yerel bankalardan kullandığı kredileri azaltırsa ortaya atıl bir likidite çıkar, o vakit sorun çözülür. Doğru ama bu akşamdan sabaha olmaz. Bu yapısal bir sorun ve bize şimdi para lazım.
Onlara göre, sanki top daha fazla kamu tarafında ve hükümette. Elbette, Maliye'nin de, bankacılık sektöründe finansman maliyetlerini düşürecek hamleleri vardır ama ne bu hamlenin, ne de Maliye'nin kısa vadede likidite yaratma kapasitesi yoktur. Ama bu kapasite kısıtlı olsa da Merkez Bankası'nda vardır.
Eğer, bankacılık sektöründe tablonun bütününe bakarsanız sektör ve piyasa yeterince likittir ama yerel piyasayı esas fonlayan 6-7 yerel bankaya bakarsanız kredi mevduat oranları oldukça yüksek seviyelerdedir. Merkez, bunları rahatlatabilir.
Bizi inşaat ve gayrımenkul piyasası zıplattı, şimdilerde de sıkıntıya sokuyor. Bildiğiniz gibi, yerel konsolidasyon sürecimiz ve içinde bulunduğumuz likidite sorunu bilhassa inşaat sektörü ve kapsamındaki piyasalarda, şirketlerde yaşanmaktadır. Ve genel ekonomiye de sıçramaktadır.
Burada esas sorun, bu sektördeki küçük, orta, hatta büyük oyuncuların biraz basiretsiz davranışları, biraz da düşen taleple birlikte(sıcak para girişi), esas faaliyetlerinde ortaya çıkan finansman eksikliğidir.
Bu sektördeki bir çok şirkette, zincirleme genel ekonomiye yayılan "işletme ve yatırım" finansmanı eksiliği var. Piyasada, bırakın bu sektörde yarım kalan taahütlerin yerine getirilmesi için yatırım kredi talebini, bu sektörün dikey ve yatay entegrasyonunda bulunan bir çok şirket, şu sıralar faaliyetlerini sürdürecek, işletme finansmanı dahi bulmakta zorlanıyor.
Bu alanda kredi talep yüksektir ama bu talebi sadece 5-6 yerel banka karşılamaktadır. Ki, bu da kredi talebinin canlı ama kredi arzında bir sorun olduğunu gösteriyor. Madem talep canlı; o vakit, Merkez'in arz tarafındaki sorunu gidermekte yükümlülüğü var demektir.
Daha önce söylemiştik, inşaat sektörü doğası gereği vadeli çarklara dayalı çalışır. Eğer, "gelecekteki tüketimi ve yatırımı bugüne çeken ama karşılığında stok serveti olan bu şirketlere", selektif bir şekilde bankacılık sektörü aracılığıyla geçici bir süre para enjekte edebilirsek, ekonominin geneline yayılacak sert kırılmaları bir miktar engelleyebiliriz.
En kötüsü, Merkez'in de katkısıyla bu konjonktürde, yerel bankaların bilhassa bu sektörde kredileri geri çağırma baskısını hafifletebiliriz. Ta ki, talep oluşsun, çarklara su gelmeye başlasın. Elbette, bu bir tercih meselesi ve Merkez'in değerlendirmesine bağlı.
Bakın, Kıbrıslı Türkler, bir vakitler ilk sermaye birikimini bavul ticaretiyle yaptı, şimdilerde ikinci sermaye birikimi fırsatını da inşaat sektörü aracılığıyla yakaladık. Geleceğimiz için, bunu korumalı ve kollamalıyız. Buna KKTC'deki her kurum azami özen göstermesi gerekir. Merkez Bankası ve orada sorumlu mevkide olanlar dahil.
...Teşbihte hata olmaz derler. Bizim Merkez Bankası, FED'in yeni başkanı Bernanke gibi. Daha bir hafta önce rakamlara bakarak farklı söylüyordu ama bir hafta sonra piyasalar onu ters köşeye yatırdı. Bernanke ile Greenspand arasındaki en büyük fark, "Greenspand'ın piyasacı davranışları ve önsezileridir".
Greenspand, ekonomiyi tam zamanlı verilerle ölçerken, ayni zamanda piyasaları salt veriler dışında kendi yöntemleriyle de takip ederdi. Sokakta, inşaatta, markette, tüketici, yatırımcı, işçi vb aktörlerin davranışlarını algılamaya ve beklentilerini ölçmeye çalışırdı.
Yani, postalları giyer ve ekonominin içinde tur atardı. Rakamların dışında görünmeyen havayı koklar, verileri eliyle tutmaya çalışırdı. Mevcut konjonktürde, Merkez Bankası'nın yerel ekonomide olana-bitene bakışı Bernanke gibi...
...Elbette, hepsi değil ama bana öyle geliyor ki, sanki Merkez Bankası'na TC'den atananlar(eski başkan Erdoğan bey dahil) yerel ekonomiden ve piyasa dinamiklerinden kopuk yaşıyorlar.
Bunun da doğal olduğunu düşünüyorum, çünkü TC Merkez Bankası'nın defacto bir şubesi olarak KKTC Merkez bankası'na atananlar, daha çok bankacılık sektörü sağlamlığı ve tüketici güveni üzerine odaklanan, "denetim, gözetim, teftiş" konularında birikimli olanlardır.
Hal böyle olunca, yerel ekonomik büyüme ve piyasa dinamiklerini ölçme ve koklama tecrübeleri, teftiş-denetim fonskiyonlarına göre zayıf kalıyor. Böyle olunca da, TC'den atananlar, burada belli bir süre görev yapıp, kazasız belasız geri döndüğünde kurumda kariyerini devam ettirme amacıyla, ekonomik büyüme ve piyasalarla ilgili düzenlemelerde risk almak yerine, daha çok bankacılık sektörü denetimi ve disipliniyle ilgileniyorlar. Piyasa ve yerel ekonomiye çok fazla bulanmıyorlar. Öncelikleri farklı oluyor.
Diyeceğim odur ki, mevcut konjonktürde, elbette Maliye'nin de yapacakları vardır ama Merkez Bankası'nın hem kredi maliyetlerini düşürme, hem de piyasaya likidite sağlama adına elindeki tüm imkanları kullanma zorunluluğu vardır. Bu imkanları acilen bugünlerde kullanmayan bir Merkez Bankası'nın vizyonundan ve niyetinden şüphe ederim!
Mesela, niyet varsa işe reeskont kredilerini "inşaat sektörüne" de kullandırmaktan başlayabilirler. Pek ala, Merkez, bankalar aracılığıyla ülkemizin en büyük sektörüne de direkt finansman sağlayabilir.
Bunun için gerekli düzenlemeleri yapmak elindedir. Hem bu sektöre kullandıracağı kredilerin faizini indirebilir, hem de bu sektöre kullandıracağı kredilerde banka teminatlarında gayrımenkul ipoteklerini de kabul edebilir. Niyet olduktan sonra yapacak iş çok.
|