|
Yazmaktan sıkıldığım sektörlerden biri tarımdır. Çünkü, sektörün kamu ve özel tarafında bulunan önemli bir çoğunluk, ya ekonomiden bihaber, ya da devletin sektöre direkt ve indirekt yollarla sağladığı menfaatlerden dolayı körleşmiş durumdadır. Elbette, özelde ve devlette işi bilen, ekonomik akla sahip, ehil ve düzgün adamlar da tanıdım.
Ama bir çoğu, ne yazık sektördeki zincirlerin dikey ve yatay ilişkilerini, kullanılan regülatör araçların etkilerini, piyasa mekanizmasının nasıl çalıştığını, fiyatın ekonomide ne demek olduğunu ve ne tür etkiler(kaynak dağıtımı...vs)yarattığını, devletin fiyatı tespit etmesinin(müdahalesinin) ekonomide yaratacağı sapmaların, bozuklukların neler olduğunu, ekonomik faaliyetlerde "beklentinin" ne demek olduğunu ya anlamıyor, ya da algılamıyor. Anlayanlar da menfaatleri gereği bizimle dalga geçiyor!
Biraz temcit pilavı gibi olacak ama evvela sektörle ilgili genel tespitlerimi bir defa daha aktarıyorum, sonra da aklınca beni eleştiren Arpa Ağasına hodri meydan diyelim!
...Bakın, tarım ve hayvancılıkta yaptığımız en büyük yanlış,bu alana toprakların kullanımından başlayıp, ihracata kadar uzanan üretim zincirlerine makro ekonomi penceresinden bakamamaktır. Bu yüzden,zincirin her aşamasında uyguladığımız yanlış "motivasyonlar-teşvikler" ve "araçlardan" dolayı ortaya taşıması imkansız anomaliler ve sapmalar çıkıyor.
Bunu şöyle pratikleştirebiliriz. Başlangıçta devletin yanlış politikalarına ve fiyat tespitine(müdahalesine) aldanarak sektöre ve zincirlerine bulananlar, belki toplamda çok fazla kamusal maliyet oluşturmayabilir ama bir süre sonra benzer politikaların devamı ekonomik açıdan işi taşınır olmaktan çıkarır.
Devletin araya girip fiyat tespit etmesi ve alıcı olması, aracılık yapması, ekonomide hem kaynak dağılımını bozuyor,hem de maliyeti büyük sapmalar yaratıyor.
Şimdiye kadar genelde tarımda ve özelde hayvancılıkta uyguladığımız "karmaşık ve kararsız reformlar-politikalar" nedeniyle,hem rasyonelleşme yavaş oluyor, hem de toplamda artan kamusal maliyete rağmen sektördekilerin(bazıları hariç) hırpalanmaları artıyor.
Baştan aşağıya fahiş devlet katkısı(sübvansiye, teşvik...vs) ile saadet zincirleri oluşturulan sektörde, her daim dikey ve yatay üretici kesimler arasında "dönemin politik iradesine göre değişen bir rant kavgası" vardır.
Yani,saadet zincirinin üyeleri, her vakit devletten hangisi daha fazla rant alacağı kapışması içindedir.Ki,bu da bilinen anlamda serbest piyasa ekonomisinin temelinde var olan, taraflar arasındaki işbirliği ve işbölümü felsefesine aykırıdır.Çünkü,burada işbirliği, piyasada serbest olarak oluşan fiyat etrafında olmuyor,devletin dağıttığı rant etrafında oluyor.
Tarımda kontrolsüz üretim ve yanlış politikalar uyguladığımız için de, genelde "devlet katkısı olan üretim zincirlerinde ya çok büyük(rekabete aykırı) ya da çok küçük işletmeler" ortaya çıkarıyoruz.
Anlayacağınız, kıt kaynaklarımızın önemli bir bölümü, haksız bir şekilde, kullanılan yanlış politika araçları yüzünden bizzat devlet eliyle, "gerçek ve orta grup üretici yerine, tarımsal faaliyeti ikinci iş olarak yapanlara ya da çok büyüklere" gidiyor. Yani,hem büyük süt üreticilerine hem de tane üretimi yapan bazı ağalara gidiyor.Tabii,her ikisini yapan ağalara katmerli gidiyor.Bir de çoğunluğu memur olan ve tarımı ikinci iş olarak yapanlara.
Bununda en büyük nedeni, aşağıdan yukarıya tarımda doğru motivasyon araçlarını ve standartlarını makro bazda kullanmamamız; hem doğrudan gelir desteğini hem de "ürünü ve toprağı" destekleyen(ki çok yanlış) politikaları karmaşık ve kararsız bir şekilde uygulamamız(üreticilere yanlış sinyal ve beklenti yaratma); hem de alt-üst limitler, kotalar ve kesin tarihler koymaksızın sektörü regüle etmeye çalışmamızdır...
Neyse, geçen gün irice bir ARPA AĞASI( yılda 2 ay çalışıp-yan gelip yatan,kuraklık maskaralığıyla riski minimize edip,bazen de kazancı kuraklıkla katmerleyen, kendini üretici zanneden bir meslek grubu üyesi),aklınca çaktırmadan bana çatıyor.Diyor ki " bazı köşe yazarları,tarım konusunda ekonomik mantıkla yazıyor.
Güler misin, ağlar mısın şimdi? Tarım, spor mu,yoksa sanatla alakalı bir şey mi? Herhalde ekonomi bilen biri yazacak. Arpa Ağası, işi regüle(dizan) etmekle, arpa-buğdaydan, ya da hayvan hastalıklarından anlamayı karıştırıyor. Tıpkı, bir çok kişi gibi....
Devam ediyor "kuraklığın yarattığı yetersiz arpa üretiminden dolayı hayvan üreticilerinin yem bulmakta zorlanacağını söylüyor". Her daim mağduru oynayarak ortak kasamız olan bütçeden paraları götürenler,şimdi küresel ısınmanın hesabını ve çözümünü bana soruyor.
Küresel ısınmayı uzmanlarına bırakalım. Ve hem küresel ısınma hem de normal şartlarda tarım ve ülke ekonomisi için en rasyonel davranışın ne olabileceğine bakalım. Zaten,bırakın ekonomisti,aklı başında herkes buna bakar.
Evvela hangi yemin hayvan üreticileri ve ülke ekonomisi için daha önemli olduğuna karar verelim?Yani, bu ülkede,toprakların "tane üretime" dönük kullanılması mı, yoksa "kaba yeme" göre kullanılması mı daha rasyoneldir?Bizde toprakların ve üretimin % 10 civarı kaba yem için kullanılıyor.
Birazcık ekonomik aklı olan herkes, bal gibi tarımda devlet politikasının "kaba yeme" dönük toprak kullanımını ve üretimini motive edecek şekilde dizayn edilmesi gerektiğini söyler.
Ötesinde, Ağa'ya sormak lazım.Acaba,kuraklıktan dolayı hayvancılık sektörü en çok(hem maliyet hem de verimlilik açısından) "tane üretimi eksikliğinden" ötürü mü; yoksa "kaba yem eksikliğinden" dolayı mı daha olumsuz etkilenir?...Da gayle çeker!
Arpayı dilediğiniz yerden dünyada fiyatı neyse alır getirirsiniz, çünkü ulaşım ve taşıma maliyeti sonucunda ülkeye arpanın birim fiyatı, kaba yem ithalatına göre daha makul seviyelerde malolur. Üstelik, kaba yem ithali sağlık açısından sakıncalıdır.
Kısaca, arpanın ithali halinde birim maliyet daha rasyoneldir.Ama yükde hafif pahada ağır 'kaba yem ithali'nin ülkeye birim maliyeti,arpaya göre göreli pahalı olur.O yüzden illa da kuraklıktan dolayı ülkeye bir maliyet oluşacaksa, arpadan(taneden) dolayı oluşması ekonomik aklın gereğidir zaten AĞAM.
Bunca zaman Arpa Ağası'na, sadece tane değil(arpa-buğday),bir çok tarımsal ürünün fiyatının, global fiyatlara uyumlu olması gerektiğini öğretemedik.Bak Ağam,herhangi bir ürünün global fiyatını baskılayarak, içerde farklı bir fiyat sunmak, "rüzgara karşı işeme enayiliğine" benzer.
Global fiyatının çok altında bir fiyatla içerde üreticiye destek çıkmak demek,başkalarının cebinden birilerine para aktarmak demektir.Artı,bir süre sonra o sektörde vahim kazalara davetiye çıkarmak demektir.Tabii,bunları anlayabilmek bir "çap" meselesi!
Bu durumun tersi politikaların uygulandığı dönemleri de Arpa Ağasına hatırlatırım.Hani,yıllarca dünyada arpa-buğday fiyatı 100 dolarlarda seyrederken,içerde siyasetli fiyatlarla,karşılıklı kırışmalarla TÜK'ün 150 dolarlardan alım yaparak,birilerinin cukkasını doldurduğu günler.Ağam bu dönemleri iyi bilecek.
Daha,bir vakitler TÜK'ün alımlarında siyasetçilerle kırışarak, kağıt üstünde güya kesinti yapılarak Çiftçiler Birliğine aktarılan paralarla ilgili eski defterleri açmadık.
Arpa Ağası diyor ki " TÜK,hayvancı ve çiftçiler için her zaman fiyat dengeleyici olarak devrede olması lazım".Hade bizi bir kenara bırakın.Yahu,Dünya Bankası raporunda uzmanlar tarım sektöründe "TÜK,CYPFRUVEX ve SÜTEK"in devlet bünyesinde regülatör olarak değil,bizzat sektördeki sapmaları,bozuklukları ortaya çıkaran kurumlar olarak çalıştığını ortaya koymadı mı?...
Ama Arpa Ağası,her daim "devletin TÜK aracılığıyla piyasaya müdahil olmasını,regülatör olmasını"istiyor .Çünkü,Arpa Ağası'nın öyle işine geliyor.Arpa ve bir kısım süt ağaları ve etrafındaki büyükler ile çiftçiliği ve hayvancılığı ikinci iş olarak yapanlar; ancak devletin piyasada alıcı-satıcı ve fiyatı tespit ettiği ortamda türlü yanlış araçlarla,kapalı kapılar ardında gizli kaynak aktarımını lehlerine çevirebilir.
Arpa Ağası,en azından fiyata devletin karışmadığı,alıcı olmadığı,arz-talebin şeffaf bir şekilde oluştuğu piyasa ortamında,lehine servet transferi gerçekleştiremeyeceğini bilecek durumdadır diye düşünüyorum.
Elbette,tarıma milli gelirimizin kaldırabileceği ölçüde(ki,global oran % 1 civarıdır) toplamda destek çıkacağız Ağam.Ama bunun bir üst limiti olacak,bir de nasıl ve kimlere dağıtılacağı konusu var.İşte kavgamız burası.Madem,birileri bizi bu sektörde düelloya davet ediyor, o vakit Çarşambaya da tarımda yapılan en son alevera-dalevera "kuraklık" ve "mazot" ödemelerini konuşalım...
|