|
Demiştim ki, "bir ülkedeki yatırım politikası (veya politikasızlığı), o ülkede çevreden, demografik yapıya, siyasete, kültüre ve sosyal dokuya kadar her şeyi etkileyecek derecede hayati bir konudur".
Bu maksatla, 29 Ağustos tarihli makalede özelde turizm, genelde ülke ekonomisinin girdiği " kumar motivasyonu ve büyük ölçekli otel açmazının" sapmalarından bahsetmiştim. Bir birinden kopuk, organize olmayan kişilerden bayağı bir destek geldi. Bir kere daha büyük otellere karşı olmadığımı ama geldiğimiz aşamada "kumar-büyük otel" ilişkisinin yeniden regüle edilmesi gerektiğini ifade edeyim.
Tespitim şuydu; "mevcut çözümsüzlük şartlarında uyguladığımız politikalar neticesinde, Kuzey'de yapılan büyük ölçekli otellerin motivasyonu, büyük ölçüde kumar turizmden kaynaklandığı için yatırımlar bu alana kaymakta ve bunun sonucunda da ortaya sosyo-ekonomik vakumlar ve alternatif maliyetler çıkmaktadır."
Ne yazık, çözümsüzlük şartlarında, piyasa dinamikleri sağlıklı çalışmıyor ve ortaya bazı sapmalar çıkabiliyor. Yani, bu şartlar altında turizmde işi piyasa bırakarak doğruyu bulamayız. Çünkü, piyasayı saptıran güçlü bir motivasyon var. O da KUMARDIR. Tabii, bunun yanında "beleş arazi, fahiş teşvikler ve cazip krediler" de sapmayı artırıyor.
O yüzden bu gidişatı önlemenin ve yönlendirmenin tek yolu, "turizm politikamızı mutlaka düzenleyici standartlar ve teşviklerle yeniden dizayn etmektir".Fakat, mevcut KITOB yapısı, politikası, sair turizm birliklerinin çıkarları ve devletin turizm politikası ile bu değişimi gerçekleştiremeyiz.
Çok net olarak, mevcut şartlarda turizm sektöründe kumarhanesi olan otellerle olmayanlar arasında "politika ve çıkar farklılığı" oluşmuştur. Halbuki, belli sayıda, hizmet politikasında ve ölçekte olmaları kaydı ile kumarhanesi olan otellerle olmayanlar arasında turizmde "tamamlayıcı ilişkiler" olması gerekirken (kongre..vs ilişkilerde, ulaşım, tanıtım politikalarında), geldiğimiz noktada aralarında "rekabetçi" bir ilişki oluşmuştur.
İki taraf arasında "tanıtımdan tutun da ulaşıma" kadar kesin çizgilerle ayrılan bir çıkar ve politika farklılığı vardır. Ötesinde, bu çıkar ve politika farklılığı turizme entegre yatay ve dikey bütün sektörcükleri de etkilemeye başlamıştır (restoran, rent a car, esnaf,...vb).
Turizmde politika değişikliği yapmak için evvela bu tespitte anlaşmamız gerekir. Eğer, Antalyalılaşma niyetimiz ve politikamız yoksa ve tespitte hemfikir isek, o vakit bu alanı düzenleyebiliriz. Bana göre, yapılması gerekenler şunlar olmalıdır;
Evvela, 'Kumarhanesi Olmayan Oteller', acilen farklı bir "çıkar ve baskı grubu" oluşturmalıdır. Bu farklılık, federasyona dönüşecek KITOB çatısı altında da olabileceği gibi, dışında da olabilir.
Sonra, oluşacak bu yeni grup, turizme entegre meslek ve sektörlerle birlikte hareket etmeli ve ortak çıkarlara göre bir politika (vizyon) oluşturmalıdır. Bana göre, eşzamanlı aşağıdaki politika ve hedeflerde bir araya gelmeleri gerekir.
1-Kumarhanesi Olmayan otellerin yeniden tasnif edilmesi ve buna göre standartlarının yükseltilmesi gerekir.
2-Kuzey Kıbrıs'ın özel ilgi turizmi ile ilgili envanteri çıkarılmalıdır
3-Ortak pazarlama, tanıtım ve paketler yapılmalıdır. Gerekirse, ortak bir şirket dahi kurulabilir. Bu işi devlet yapamaz ve yapmamalı zaten
Mevcut pazarlama ve tanıtım politikası, kumarhanesi olmayan otellere uygun değildir ve teşvikler, sübvansiyeler hem pazar sapması hem de kaynak israfına neden oluyor, verimli kullanılmıyor. Halbuki, bir birim pazarlama ve tanıtım masrafı karşılığında, çok daha yüksek gelir ve katma değer elde edeceğimiz müşteri küçüklerin pazarındadır.
4-Ulaşım politikası ile ilgili stratejiler ve buna dönük politikalar oluşturulmalı ve bu amaçla malı motivasyonlar yaratılmalıdır. Bu konuda İSTANBUL merkezli özel ilgi turistlerine dönük daha küçük uçaklarla ve bilhassa öğle saatlerinde Ercan'a "bölgesel tarifeli" uçuşların sağlanmasına dönük mali politikalar ve motivasyonlara ihtiyaç var.
Gerekirse, piyasa yaratmak için KTHY ile bu yönde bu grup işbirliğine ve ortaklığa gidebilir. Bilahare, diğer özel şirketlerin bu pazara girmeleri için gerekli mali, ekonomik motivasyonlar, standartlar yaratılabilir.
Örneğin, pazara yeni girecek olanlara veya mevcutlara haftada bir uçuş (her biri farklı günlerde) öğle saatlerinde uçma standartı (şartı) yaratılabilir. Bu konuda niyet olduktan sonra piyasa dostu, liberal dürtüler yaratılabilir. Pazar benim olduğuna göre, ihtiyaca göre regüle etmek de benim elimde. Merak etmeyin kimse bu pazardan kaçmaz!
5-Geleneksel bazı büyük pazarlar ve büyük tur operatörlerinin peşinde koşturmak yerine (ki, onların hem maliyeti hem de o tur operatörlerinin Güney piyasasına bağımlılıkları nedeniyle üzerlerinde Rum baskısı vardır), daha çok özel ilgi tur operatörlerine dönük ve farklı ülkelerde küçük tur operatörlerine dönük tanıtım ve pazarlama yapılmalıdır. Bu yönde teşvikler ve motivasyonlar yaratılabilir.
6-Turizm ve yatırım politikasında, bundan sonra 250 yatak kapasitesine göre kumar izni verilmesiyle ilgili politikanın değiştirilmesi gerekir. Bununla birlikte, beleş arazi, teşvik ve kredi ile ilgili yeni düzenlemelerin yaratılması lazım. Çünkü, esas sapmayı bunlar yaratıyor...
Son tahlilde, kumarhanesi olmayan oteller bilmelidir ki, onlardan başka kimse bu gidişatı değiştiremez. Bir araya gelip, ellerini taşın altına koymaları ve kendi işlerini kendileri halletmeleri gerekir...
Bize düşen, kamuoyunda ve karar vericiler düzeyinde bu "farkındalığı" yaratmak ve bu yönde toplumsal refleksleri harekete geçirmektir. Gerisi sektördekilerine kalmıştır. Eğer, acilen bu gidişata bir çeki-düzen vermezsek, "kumar motivasyonu ve büyük ölçekli otel açmazında" hızla Antalyalılaşacayık,bilesiniz!...
|