Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

NE KADAR KREDİ, O KADAR KALKINMA BANKASI TAHVİLİ

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   19 Eylül 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Evvela şunda anlaşmalıyız. Eğer, Kıbrıslı Türklerin bugüne kadar ki mücadelesinin amacı, hatta çözümden beklentimiz, "Kuzey Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türk işadamlarının (ekonomisinin), kimliğinin, siyasetinin, demografik yapısının, kültürünün ve sosyal ilişkilerinin baskın ve egemen olduğu bir hayat" ise; o vakit çözümsüzlük şartlarında da mümkün olduğunca, her alanda bu hedefe yönelik politikalar oluşturmalıyız. Yok, böyle bir ortak ülkümüz yok diyorsanız, o vakit aşağıda diyeceklerimi ve önereceklerimi çöpe atın, çünkü lüzumu yoktur.

Bakın, çözümsüzlük ve izolasyon şartlarında uyguladığımız standartları zayıf, rasyonel korumacılığı dikkate almayan liberal ve global ekonomi politikaları, içerde bazı sektörlerde (hayatın bir çok alanında) sapmaların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Dolayısıyla, bizim hayatın her alanında "yasakçı" değil ama akılcı bir şekilde "objektif düzenleyici standartlar" kullanarak, varlığımızı korumak için "rasyonel korumacılık" politikası uygulamamız mantıklıdır, çıkarımızadır.

Mesel a,bana göre ekonomi-politiği açısından hayati öneme sahip bankacılık sektöründe, yasakçı değil ama objektif düzenleyici standartlar kullanarak "rasyonel korumacılık" politikalarına ihtiyacımız var. Çünkü, mevcut düzenlemeler ve serbest piyasa şartları-bugüne kadarki tecrübelerin de teyit ettiği gibi-bize sıkıntı yarattı, sapmalar ortaya çıkardı.

Bildiğiniz gibi, sektördeki birçok TC şube bankası topladığı yerel kaynağı ülke dışına çıkarıyor ve yerel piyasamızda finansman açısından sıkıntı yaşıyor. Piyasayı sadece yerli bankalar fonluyor ama finansman ihtiyacına göre onlar da yetersiz kalıyor.

Halen, yerliler topladıklarının % 65'ini içerde krediye dönüştürürken, şube bankaları topladıklarının % 8,5'ini krediye dönüştürmüş durumda. Şube bankalarının elinde 1,2 milyar USD para var ama içerde kullanmıyorlar. Kullanmaya da niyetleri yok gibi (tabii hepsi değil). Madem niyetleri yok, o vakit bizimde dürtüler, motivasyonlar yaratma hakkımız var.

Bazı şube bankaları yerli işadamına ve piyasaya bilhassa "yatırım ve işletme kredisi" kullandırma konusunda çok isteksiz davranıyor. Daha çok tüketici kredilerine (taşıt, menkul... vs) yükleniyorlar. Hele " eşdeğer ve tahsis" mallar karşılığında uzun vadeli konut kredisi ve yatırım-işletme kredisi kullandırmada hiç yoklar. Ki, bir ülkenin esas kredi piyasası burasıdır.

Bakın, bizim özel koşullarımız var ve özel koşulların olduğu yerde de, piyasa aklına uygun farklı düzenlemeler uygulamak doğaldır. Bilin ki, eğer, yerel bankalarımız olmasaydı 2003-2007 döneminde yerli işadamı kredi bulamazdı (yabancı sermaye girişini unutmadık) ve haliyle ne bu yerli sermaye birikimi, ne de bu büyüme ortaya çıkardı.

Diyeceğim ve teklifim odur ki, mevcut çözümsüzlük ve izolasyon şartlarında, mutlaka bankacılık sektöründe, yasakçı olmayan objektif standartlarla "rasyonel korumacı" politikalar geliştirmemiz gerekir. Aksi halde, her yeni giriş ve mevcutlar, bizi bu açıdan gittikçe daha sıkıntılı bir noktaya taşıyacaktır.

Elbette, kaliteli bankalara kapımız açıktır ve onların sektöre getireceği rekabet, kaynak ve aşı lehimizedir ama her ülkenin bankacılık sektörünü koruduğu gibi bizim de mevcut şartlarda korumamız daha bir kaçınılmazdır.

O yüzden, bu rasyonel korumacılığı, bilhassa yeni girişlerde ama mümkün olduğunca aşamalı olarak faaliyette olanlara da uygulamanın yöntemlerini, politikalarını oluşturmalıyız.

Çünkü, sektöre girişlerde ve mevcutlarda, her ülkenin yaptığı gibi rasyonel korumacılık dozajını iyi ayarlayamazsak, bir süre sonra bu şartlar altında işadamına, piyasaya kredi verecek banka bulamayacağız.

AB içinde Polonya ve Macaristan'da bu örnekler çok yaşandı. Bankacılık sektörü, bilhassa Alman ve diğer ülke bankalarının eline geçince yerli sermaye sıkıntıya düştü. Şimdilerde bizde de çok kayda değer olmamakla birlikte, bazı şube bankaları yerli işadamına kredi kullandırmazken, burada yatırım yapan TC'li işadamına, Türkiye'deki ilişkileri vesilesiyle kredi kullandırıyor. Sakın bana kredibiliteden bahsetmeyin, çünkü hakaret sayarım!

Eğer, bizim işadamlarımız ve yerli sermayemiz, global mali piyasalarda alternatif finansman kaynaklarına ulaşabilseydiler, o vakit çok fazla sorun olmazdı ama şimdi sorun var. Bilesiniz ki, "yerli sermayenin tutunamadığı bir topraklarda kimse tutunamaz" .

KALKINMA BANKASI TAHVİLİ ALIM STANDARTLARINI DEĞİŞTİRELİM

Hale hazırda, bütün bankalar topladıkları mevduatların % 2 oranında Kalkınma Bankası tahvili almak zorundadır. Bu, bütün bankalar açısından kaynak maliyeti yaratan gönülsüz bir uygulamadır. Yerli-yabancı, içerde çok kredi veren-az veren fark etmeksizin herkes ayni prosedüre göre tahvil almak zorundadır. Önerim şu;

Kalkınma Bankası tahvillerinin bankalar tarafından satın alınması standardını değiştirelim. Bundan sonra "herhangi bir banka, iç piyasada topladığı mevduat karşılığında kullandırdığı kredi oranına göre nisbi ve kademeli tahvil alsın."

Böyle olursa, hem yerli bankalarımıza avantaj sağlamış olacağız (çünkü, kredi yükü onlarda ve rasyonel korumacılık yapıyoruz) hem de içerde kredi verme niyeti olmayan bankanın mevduat toplama iştahını azaltmış olacağız". Burada bypass etkisi, disponibilite değişikliği ile aynıdır. Orada da görev Merkez'e düşüyor..

Elbette, içerde topladığına göre, hatta daha fazlasını kredi olarak kullandıran TC şube bankaları da var. Uygulama objektif olacağı için herkes faydalanacak. Ne kadar ekmek, o kadar köfte misali. Bir de elini taşın altına koyanı, iş yapanla yapmayanı ayırmış, korumuş oluruz.

Tabii, bu uygulamadan kendi koyduğu ve getirdiği sermayeyi hariç tutmak lazım. Mevduat toplayıp içerde kredi vermek istemeyen, o vakit kaynağının bir kısmı ile Kalkınma Bankasına uzun vadeli finansman sağlamış olacak.

Neticede, topladığı mevduata göre az kredi veren çok tahvil alacak, çok veren ise az tahvil alacak. Mutlak değil, nisbi değer üzerinde kademeli bir standart geliştirilebilir. Elbette, batık kredi, şüpheli alacaklar konusu da bu düzenleme içinde dikkate alınarak akılcı bir standardizasyon yapılabilir.

YENİ GİRİŞLERE "DİNAMİK FAALİYET İZNİ" STANDARTI KOYALIM

Yasakçı olmayan, ihtiyacımıza ve özel koşullarımıza göre objektif rasyonel korumacılığı ayni şekilde hem bundan sonra yeni girişlerde, hem de mümkün olduğunca aşamalı mevcutlara da uygulamalıyız.

Herhangi bir sektöre yerli ve yabancı girişleri "yasaklamak" ekonomik açıdan rasyonel değildir. Fakat, ülke ihtiyacına göre sektörlere giriş standartlarını düzenleyerek rasyonel korumacılık yapılabilir.

Bu maksatla, bankacılık sektörüne bundan sonraki yabancı yeni girişlerde veya yabancı ortaklılarda verilecek "faaliyet izinlerinin", dinamik koşullara bağlanması gerekir. Bana göre, örneğin "yerel piyasadan topladıkları mevduatların % 40'ndan daha azını yerel piyasada krediye dönüştürmeyen bankaların (özel koşullar hariç), bankacılık faaliyet izinlerinin yasal olarak gözden geçirilebileceği ve askıya alınabileceği ile ilgili bir düzenleme yapılabilir."

Bu düzenleme önceden bilindiği için giren içinde, niyet kredi vermek olduktan sonra sorun olmaz. Bilahare, belli bir takvim içinde mevcutlara da bu düzenlemeyi uygulamalıyız. Bu düzenleme hem bugün hem de gelecekte sektörün yabancı bankalar tarafından ele geçirilmesini ve ülke kaynaklarının yurt dışına transferini kısmen engelleyebilir. Mutlaka, yeni girişlere, hatta yabancı ortaklıklara da ciddi standartlar getirmeliyiz.

   1068 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
20 Ağustos 2008, Çarşamba   YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYACIMIZ VAR
18 Ağustos 2008, Pazartesi   BATAK KREDİLER
13 Ağustos 2008, Çarşamba   ZAMLARIN, NE KADARI İÇERDEN, NE KADARI DIŞARDAN?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   Ödeyeni enayi yapmayalım (mali aflar)
06 Ağustos 2008, Çarşamba   EKONOMİYE "AKP ve MÜZAKERE" DOPİNGİ
04 Ağustos 2008, Pazartesi   BU DÜZENLEME İLE HASTANEYE DÖN(E)MEZLER
30 Temmuz 2008, Çarşamba   Kalbim "Capri ve Portofino"da kaldı
28 Temmuz 2008, Pazartesi   KTTO'nun İSRAİL ATAĞI
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" düştü
30 Haziran 2008, Pazartesi   2008 OCAK-NİSAN'da BÜYÜDÜK MÜ, KÜÇÜLDÜK MÜ?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital