Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yoldan çıkıp takla atan otomobilin sürücüsü öldü
Bebek kürtajla alınacak
Ya yasanız gidecek, ya da siz
Avrupa Parlamentosu'ndan fazla bir beklenti olmamalı
Kemal Sunal, mezarı başında anıldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

İZOLASYONLARIN KALDIRILMASINA DAYALI POLİTİKA ÖLDÜ!

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Ekim 2007, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Önce TC Meclis Başkanı, -TC dışişleri bürokrasisinde kurgulanan- yeni Kıbrıs politikası ile ilgili kulağımıza su kaçırdı, akabinde Cumhurbaşkanı GÜL yeni Kıbrıs politikası ile ilgili TC'nin jargonunu ve niyetini netleştirdi..

TC'nin yüksek tepelerinde kurgulanan yeni senaryo, artık Annan Planında federasyona dayalı iki devletçiğe değil, daha çok iki ayrı bağımsız devleti çağrıştıran ve konfedaral tarza yakın bir açılıma dayanıyor. Biraz Kosova'dan ve birazda kadife ayrılık yapan Çekoslovakya'dan esinlenmiş, ortaya karışık yeni bir açılım.

Bu yeni açılımı, bir gün Kıbrıs sorununda başlayacak yeni bir görüşme sürecinde, pazarlık için " marj yükseltme" manevrası olarak, yani pazarlıkta başlangıç noktasını Annan Planından yukarı çekme adına taktiksel bir adım olarak algılıyorsanız, o vakit topyekun bir "akıl tutulması" içindeyiz demektir.

Bizim açımızdan, bu yeni açılımla Annan Planı ve referandumdan beri bugüne kadar elde etmeye çalıştığımız, "uluslararası meşruiyet temeli olan kazanımlarımızı" kaybetme riskimiz var. Çünkü, tutarlılığımızı, samimiyetimizi ve meşruiyetimizi sıkıntıya sokan niyetimizi farklılaştıran bir açılım.

Ha, diyeceksiniz Papadopulos çok mu samimi veya niyeti iyi? 16 Nisan 2003 AB üyeliğinden sonra bu lüksümüzün olmadığını düşünüyorum. Artık, süreci yeni bir modele dönüştürme veya bu konuda karar verme şansımız azaldı. Ancak, Papadopulos'un maksimalist hedefleri ve hataları sayesinde "bilinç altı çözüm modellerine" ulaşabiliriz.

Neticede, çok net olarak Gül'ün açıklamaları ile Rumları çözüme motive edeceğini,zorlayacağını düşündüğümüz "izolasyonların kaldırılmasına dayalı politika" ölmüştür. Zaten, bizatihi izolasyonlar da bu gibi sapmalar için kaldırılmıyordu.

Uluslararası toplum, izolasyonların kaldırılması ile Birleşik Kıbrıs hedefinden (onayladığımız Annan Planından) sapacağımızı, ayrılıkçı tavır sergileyeceğimizden dolayı hep bize şüphe ile bakıyor, çünkü geçmişte Kıbrıs politikasıyla ilgili sabıkalarımız var. Elbette, Rumlar da bu kuşkuyu körüklüyorlar.

TC, yeni açılımı Kıbrıs gerçeklerine (yerel) dayandırıyor. Doğru ama bir de global ve uluslararası gerçekler var, ki bunların politikalarda önceliği ve referansı daha baskın. Yerel gerçeklere göre dünyayı yeniden dizayn etmeye kalksalar kaos olur.

Tarihte, Kıbrıs'ta salt yerel gerçeklere göre, makul olanı değil de, maksimalist politikaları benimseyenler hep kaybetmiştir. Bu iki taraf içinde geçerlidir.

İki devletli açılımla ilgili toplumdaki kanaat önderlerinin ve sıradan vatandaşın tepkilerini ölçmeye çalışırken, "Papadopulos'un ve Rumların çözüm motivasyonunu kaybeden tutumlarının, bizi yeniden duygusal ve rasyonel olmayan reaksiyonlarla uluslararası meşruiyeti olmayan politikalara sürüklediğini farkettim".

"Napalım onlar da zaten bizi istemiyor" kolaycılığında ve kızgınlığında yanlış yöne sapmak üzereyiz. Bu çok yanlış ve bize pahalıya mal olacak. Zaten,karşı tarafın istediği de bu!..

Geldiğimiz aşamada,- 5 Eylül sürecinden öncede görüldüğü üzere-AKP ile CTP arasında karşılıklı çıkarlar takiyesine dayalı birliktelik bozulabilir.

Hatta, AKP, yeni açılımda TC'nin AB üyelik tarihine veya akıbetine birebir endeksleyip, zamana oynayacağı Kıbrıs politikasında, erken ve federal çözümü savunan CTP yerine, bunlara sıcak bakmayan UBP-DP'yi kullanabilir. Bilemediniz, yeni dönemde CTP'nin yanına DP'yi de monteleyebilir.

Anlayabildiğim kadarıyla, TC, bize-Papadopulos gerçeğini de kullanarak- buzdolabı siyasetinin yeni bir versiyonunu öneriyor. Bu yüzden, TC'nin yeni dönemde Papadopulos'un devam etmesinden yana niyeti olduğunu düşünüyorum. Nasıl Rumlar Denktaş'ın kalmasını istediyse, TC'de Papadopulos'un kalmasından yana.

Artık, bilmemiz ve anlamamız gerekir ki, TC'nin, AB üyelik sürecinde üzerinde taşıdığı uzlaşmaz Kıbrıs baskısını atlattıktan (köprüyü geçtikten) sonra, her ne kadar 8 başlıkla ilgili sorunu olsa da (ki liman sorununu yakında siyasallaştırmaktan kurtarıp, hukukileştirerek ve bu kıskaçtan çıkacaklar), Kıbrıs'ta erken vakitte illa da bir çözüme ihtiyacı yoktur.

Türkiye, çok net olarak ekonomi-politiği kapasitesi, bölgesel potansiyel ağırlığı ve AB-ABD karşılıklı bağımlılığı bağlamında Kıbrıs sorununu taşıyabilir. Zaten, esas sorun da buradadır. Çünkü, bu taşınabilirlik, Kıbrıs'ta varılacak bir çözümle ilgili "zaman " bakımından bizim yerel çıkarlarımızla ters düşecektir.

Daha açık olayım. Türkiye, daha uzun vadeye yayılacak bir çözüm sürecini göğüsleyebilir ama biz bunu taşıyamayız, muhtemelen uzun vadeye yayılacak bir çözümde burası küçük bir Antalya veya Adana olacak.

Üstelik, buna da uyuşarak bireysel bazda "zenginleşerek, refah artışı " ile ulaşacağız. Toplumsal reflekslerimizi kaybedeceğiz. Bendeniz bu sürece " zengileşerek yok olma süreci" diyorum.

Son tahlilde, izolasyonların kaldırılması politikasını, iki devletli çıkışla geri dönülmez bir şekilde öldürdük, artık bu politika mefta olmuştur. İki devletli çözüm diyerek, referandumda kazandığımız meşruiyeti ve primi de kaybedebiliriz. En azından, bu saatten sonra,referandumdan bugüne savunduğumuz gibi uluslararası toplum ve muhataplarımız nezdinde, izolasyonların kaldırılmasıyla ilgili inandırıcılığımız kalmaz.

Şimdi, kendi göbeğimizi kendi ipimizle kesme zamanıdır ve vakit de hızla aleyhimize çalışmaktadır. O yüzden, 16 Nisan 2007'de "Elimizde Bulunsun" başlıklı makalede bahsettiğim, taraflara çözüm motivasyonu yaratacak alternatif tamamlayıcı politika olan "Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki toplumsal haklarımıza dönük hukuk mücadelesine, yani Ali Erel'in 78'ler hareketine" var gücümüzle asılmalıyız.

Çünkü, elimizde bundan sonra ancak bu hukuk mücadelesiyle yaratılacak dinamikler ve anaomalilerle sonuç almaktan başka bir "çözüm katalizörü" kalmadı.

Tabii, ortak hedefi, mücadelesi, hatta çözümden beklentisi "Kuzey Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türk işadamlarının (ekonomisinin), kimliğinin, siyasetinin, demografik yapısının, kültürünün ve sosyal ilişkilerinin baskın ve egemen olduğu bir hayat" olanlar için.

Yoksa, hedefi ve beklentisi bizim gibi olmayanlar için önümüzdeki dönem " fıstık" gibi.

   730 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" düştü
30 Haziran 2008, Pazartesi   2008 OCAK-NİSAN'da BÜYÜDÜK MÜ, KÜÇÜLDÜK MÜ?
25 Haziran 2008, Çarşamba   Küresel etkilerin, ithalatımıza maliyeti
23 Haziran 2008, Pazartesi   ENERJİ ve TELEKOMÜNİKASYON KURULU
18 Haziran 2008, Çarşamba   ACI ama GERÇEK
16 Haziran 2008, Pazartesi   KKTC PİYANGOSUNU "ÖZELLEŞTİRMELİYİZ"
11 Haziran 2008, Çarşamba   KKTC'ye "PPP" DEVRİMİ LAZIM
09 Haziran 2008, Pazartesi   DEVLETİ, AVANTADAN YAŞAM ARACI OLMAKTAN ÇIKARMAK İÇİN
04 Haziran 2008, Çarşamba   Merkez Bankası grevi, ahlaki değil
02 Haziran 2008, Pazartesi   KKTC'de AVANTADAN YAŞAMA ALIŞKANLIKLARI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

DENKTAŞ'I DA TUTUKLARLAR MI?

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelç...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...

Bilbay Eminoğlu

Bir bardak yeşil çaya ne dersiniz?

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital