Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
64 bin 552 alışveriş
2 bin ağaç elektrik kurbanı
HSBC kriz içinde atılım yaptı
Bağcıl'ın 4. yabancısı Enio Da Silva
Haftalık yıldız falınız
Türkiye ikinci yarıda: 2-1
Futbolda alt yapı antrenörleri belirlendi
Sabri Ugan spor yazarları ile buluştu
TRİO
Küba Büyükelçiliği konusunda Güney'deki tartışma sürüyor

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [2]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [2]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [3]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [3]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [4]



Bugün doktora veren yarın mühendise öğretmene vermek zorunda kalır

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Ekim 2007, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hükümet etmek ciddi iştir. Çünkü yönettiğiniz devlettir şirket değildir. Devlet dediğiniz kurumsal yapı adalet dağıtan ortak kasamıza sahip çıkan topluma emsal olan yerdir. O yüzden devlet herhangi bir konuda karar alacağında enine-boyuna iyi düşünmelidir. Çünkü devletin yanlış ve meşru olmayan uygulamaları toplumun dirliğini bozar, piyasaları saptırır.

Eğer hükümet herhangi bir alanda reform yaparken reform yapacağı alandaki gayri yasal davranışları sapmaları bozuklukları ya da hakları örgütlü ve baskın gruplara yenik düşerek yasal hale getirmeye kalkarsa o vakit bundan sonra değişim ve reform adına müdahale edeceği her alanda dikiş tutturamaz benzer darbeleri yemekten kurtulamaz.

Bakın eskinin yerine yenisini koymaya çalışırken çok dikkatli ve titiz davranmalıyız, doğru ve meşru olan politikaları oluşturmalıyız. Yoksa meşru olmayanı yaparsak kaos yaratarak yeni sapmalara neden oluruz.

Devlet güçsüz ve özürlü kişiler hariç kimseye iltimas geçmemelidir. İcraatlarında adalet dağıtmalıdır. Aksi halde adalet ve meşruiyet dağıtmayan bir devlet farklı kesimlerin sonu olmayan yeni talepleri karşısında çöker. Bir defadan bir şey olmaz demek devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz.

Sağlık Reformundaki "Defo"

Bildiğiniz gibi Sağlık Bakanlığı yeni sağlık reformuyla ilgili uzun süredir çalışıyor. Artık işin şekli ortaya çıkmaya başladı. Gördüğüm kadarıyla reformun bütünü tutarlı ve olumludur (beğeniyor ve destekliyorum) ama reformda öyle can alıcı bir konu var ki bu konu reformun bütününü ve bundan sonraki reformları da mahvedecek niteliktedir.

Peşinen söyleyeyim reformun finansman tarafına biraz kuşku ile bakmama rağmen eşzamanlı devreye girecek olan yasalarla sağlık sektöründe çok kısa sürede radikal bir iyileşme yaşacağımıza yürekten inanıyorum.

Fakat reformda döner sermaye ve kamuda çalışan doktorların konumu ile ilgili vahim bir hata yapılmak üzere. Bu hata bırakın sektörde yaratacağı sapmaları hem meslektaşlar arasında hem de sektörde haksız rekabet yaratacaktır. Daha kötüsü bundan sonra yapılacak reformlara kötü örnek teşkil edecektir. Napalım doktorlar farklıdır diyemeyiz.

İnsanoğlunun genlerinde var olan dürtüleri kaale almadan eğitimi ve sağlığı salt devletçi vizyonla regüle etmeye kalkarsanız sonucu bugüne kadar bizdeki gibi mutlaka hüsran olur. Bu alanlarda uygulayacağınız politikalarda insanoğlunun(hizmeti sunan ve alan açısından) dürtülerini, motivasyonlarını, teşviklerini dikkate almazsanız o vakit her iki sektörde de ortaya sapmalar anomaliler ve bozukluklar çıkar.

Sağlık sistemi devletçi hizmeti sunanlar doğal olarak liberal dürtülere sahip olduğu için ortaya türlü sapmalar anomaliler çıkıyor. Sonuçta bırakın kaynak israfını ne hizmeti sunanlar ne de alanlar memnun olmuyor.

Bildiğiniz gibi birçok özel hastane ve kliniklerde kamuda çalışan doktorlar çalışıyor. Aynı doktorların iki tarafta farklı performans sergilemeleri ve buralardan hizmet alanların memnuniyet algılamaları arasında özel sektör lehine büyük farkların olmasının en büyük sebebi insanoğlunun(doktorların) doğasında var olan liberal genlerden yani "kar motivasyonu ve özel mülkiyet" dürtüsünden dolayıdır.

Gerçek budur. Bu durumda bütün yapmamız gereken sistemi akılcı bir şekilde liberal dürtülere çalışana göre ayarlamaktır. Nitekim yeni reformda bu yönde önemli iyileştirmeler var o yüzden hem kamuda hem de özelde sağlık sektörü çok gelişecek. Bilahare sektör önemli oranda kayıt altına da girecektir.

Fakat yeni reformda " kamuda çalışan doktorlara öğleden sonra saat 15.00'den sonra ister hastanede ister özel kliniğinde çalışma izni tercihi verilmesi " çok yanlıştır. Bu güzelim reformun "defosudur". Kamuda örgütlü ve mecliste ağırlığı olan bir grup doktorun böylesi önemli bir reformu bu hale getirmesi meşru ve doğru değildir.

Bilin ki bu defonun tahribatı da sadece sektörde yaratacağı anomaliler haksız rekabetler ve bozukluklarla kalmayacaktır; bundan sonra devlete kötü emsal olacak ve her tarafa bulaşacaktır.

Mevcut durumun yasal hale getirilmesinin ötesinde bu defo yarın diğer kamu çalışanlarına da yansıyacaktır. Diyeceksiniz ki zaten çalışıyorlar ama en azından yasa ile legalize değiller. Legalize etmek ayıptır.

Bakın doktorlara verilen bu hak yarın diğer kamu çalışanlarına verilmediği takdirde "anayasal davalar" açılacaktır. Arkası çorap söküğü gibi gelecektir. Doktorla öğretmenin yahut da kamuda çalışan bir teknisyenin devlet nezdinde birey ve anayasal açıdan ne farkı var?

Bugün kamuda çalışan doktora bu hakkı yasal hale getirirsek yarın kamuda çalışan mühendisin de dışarıda proje ve iş yapmasına kamuda çalışan öğretmenin dershane açmasına elektrik dairesinde çalışan elektrikçinin özelde ikinci işi yapmasına bir şey diyemeyeceğiz. Zaten sorunlarımızdan biri de budur.

İster doktor ister öğretmen olsun fark etmez bir kişi ya "kamudaki haklara, ücrete, güvencelere vs." bakarak devlette çalışmayı tercih etmelidir ya da riske girip özelde çalışmayı tercih etmelidir. Bunun başka bir yolu yoktur.

Devlet herhangi bir kişiden sözleşmeli hizmet satın almadığı takdirde bir kişi hem devlette hem de özelde aynı zamanda çalışmamalıdır. Bu tür davranışlar sadece emek piyasasında değil genelde ekonomide sapmalara neden olur.

Doktorlar için de öyle olmalı yani ancak emeklilik ve sair garantiler haklar olmaksızın devlet tarafından herhangi bir doktordan sözleşmeli hizmet satın alındığı takdirde esnek bir uygulama yapılmalı.

Ama hem devlet garantisi hem de devletin piyasa yaratıcı ilişkisi kullanılarak böyle bir ikili çalışma ortamı çarpıklık yaratır. Sabah devlette öğleden sonra klinikte hizmet veren bir doktorluğun etik olacağını zannetmiyorum. Etik olmayan bir uygulama zaten meşru da olamaz.

Son tahlilde kamuda çalışan doktora devletin kapasitesi ölçüsünde ve döner sermaye bağlamında doktorun performansına dayalı kesinlikle iyi bir ücret verilmelidir ama hiç bir kamu çalışanına doktor dahil şimdilerde gayri yasal olduğu gibi özelde de çalışma fırsatı yasal olarak verilmemelidir. Bu ahlaki olmadığı gibi meşru da değildir.

   894 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Ekim 2008, Çarşamba   GLOBAL KRİZİN BİZE BULAŞMA KANALLARI ve ETKİLERİ
06 Ekim 2008, Pazartesi   ALAÇATI DERSLERİ
24 Eylül 2008, Çarşamba   KUZEY'in MÜLTECİ BROKERLERİ ve EKONOMİSİ
22 Eylül 2008, Pazartesi   Global kriz ve evlere şenlik pür halimiz!
17 Eylül 2008, Çarşamba   KILAVUZU KARGA OLANIN...!
15 Eylül 2008, Pazartesi   ŞİMDİ GERÇEK MÜTEAHHİTLERİN ZAMANI
10 Eylül 2008, Çarşamba   Kamu arazilerinin (Sanayi Bölgeleri) satışı
08 Eylül 2008, Pazartesi   BELÇA'yı özelleştirin, yoksa "PEYAK" olacak
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri
01 Eylül 2008, Pazartesi   TAŞOCAKLARI'ndaki "Bermuda Şeytan Üçgeni"


Yorum Sayısı:   2
  Hasan         - Lefke 17 Ekim 2007, Çarşamba 19:24 
Hala daha SAĞLIK REFORMUnun tam anlaşıldığı kanısında değilim.Kanımca hükümetin bunu kamuoyuna iyice anlatması gerekiyor.Bana göre Sağlık reformunda temel olgu, hükümetin işleyişin dışında kalmasıdır.Çıkacak yasalardan GSS YASASI ile oluşturulacak kurum vatandaşların tedavi giderlerini,
DÖNER SERMAYE yasası ile hastanelerin bir işletme mantığı ile çalışmasını,dolayısı ile devlet hastanelerinin özerkleşmesini,özel hastanelerden hizmet alınmasını,anlamaktayız.(Bunun bir de AİLE HEKİMLİĞİ yasası vardır.)Doktorların ve diğer sağlık çalışanlarının sendikalı olduğu,odalarının birliklerinin olduğu bir yerde bana göre 'SAĞLIK PERSONELİ YASASI'diye bir yasanın gereksiz olduğu kanatindeyim.Hükümet memur- işçi ayrımını ortadan kaldırmaya çalışırken böyle bir yasayı anlamak mümkün değil.
Hekimlerin çalışma sürelerine gelince.Tam gün=Full Time çalışma ile hekimlerin orda veya burda çalışması, önlenemez.Mutlaka bir yerde açık bulunur.Kaldı ki bunu kısıtlamaya gerek de, yoktur.Zaten reformun amacı da bu değildir.Amaç hasta vatandaşları ortalama bir tedavi ile memnun etmektir.Hekimin farklı yerlerde çalışması hasta memnuniyetine ve bununla bağlantılı olarak kuruma zarar veriyorsa,kurumun hasta kaynağı olan GSS ile anlaşması zora girecek ve işletme, kendini devam ettirememe noktasına gelecektir.İşletmeyi (İster özerk,isterse özel olsun)yönetenler, GSS ile başları derde girmemesi için, hekimlerin çalışmaları ile ilgili düzenlemeyi kendiliğinden yapacaklardır.
Sonuç olarak PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR.
  Doktor         - Doktor 17 Ekim 2007, Çarşamba 19:07 
Kendini bilmezce yazmışsın. Yapılmaya calışılan reform gelişmiş hastane yönetimi olan ülkelerde yıllardır uygulana sistem.Ama belli ki senin hazmedemediğin nokta doktorlarin fazla kazanması ve kazanacak olması.Ayrıca "insanoğlunun(doktorların) doğasında var olan liberal genlerden yani "kar motivasyonu ve özel mülkiyet" dürtüsünden dolayıdır" sözünü de tekrar düşün çok büyük seviyesizlik!


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Unutmadan, sesimiz kısılmadan....

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Biraz da okuyucu konuşsun... Türk emlaki n...

Ahmet Tolgay

KÜRESEL KRİZ GELİP ÇATTI... ÇIKIŞ YOLLARI ...

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital