Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Eskisi asarım-keserim diyordu; bakalım yenisi ne diyecek?

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Ocak 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Araya başka konular ve tatil girdiği için son yayınlanan 3. çeyrek rapor ile ilgili pek konuşamadık. Fakat, Merkez'in 3. çeyrek raporunu merakla bekliyordum, çünkü Merkez Bankası'nın 2007 Mart başında aşamalı olarak devreye koyduğu yeni disponibilite tebliğinin bankacılık sektörü(daha doğrusu topladığı parayı yurt dışına götürenler) üzerinde yarattığı etkilerin, ilk sonuçlarını görme fırsatımız olacaktı.

Elbette, esas sonuçları son çeyrek raporda göreceğiz. Bildiğiniz gibi, Merkez Bankası, her ne kadar piyasa tarafından by pass yöntemleri olsa da, bankaları topladıkları parayı yurt içinde krediye döndürmeleri bakımından, disponibilite tebliği ile ilgili rasyonel bir düzenleme yapmıştı.

Ki, disponibilite tebliğini desteklemekle birlikte, piyasa da istenilen sonucu yaratması bakımından, hem Merkez hem de Maliye tarafından eşzamanlı başka kararların da alınması gerektiğini savunuyordum.

Tebliğe göre, bankaların yurt dışında bulundurdukları paralar, sermayelerinin beş katını geçtiği takdirde (paranın maliyetini artıran bir düzenleme) aşamalı olarak % 25'e çıkacak bir disponibiliteye tabi olacaklardı. Ve temmuz itibarı ile de bu oran % 20'ye çıkmıştı. Oran şimdi 1 Ekim 2007'den itibaren % 25.

Bilhassa büyük mevduat sahibi TC şube bankalarının, kredi piyasamıza katkı koymadığı, aksine topladıkları yerel kaynakları yurt dışına taşıdıkları için alınan bu tedbirin ilk yansımalarına baktığımızda (3. çeyrek raporu), ilk bakışta olumlu bir netice olduğunu düşünebiliriz.

Çünkü, hemen hemen 3. çeyrekte toplam (TC-özel-kamu) kredi miktarı 2. çeyrek kadar iken; TC şube bankalarının 3. çeyrekte kredilerini 2. çeyreğe göre % 48 artırdığını görüyoruz. Toplam verdikleri kredi 223 milyon YTL'den 332 milyon YTL'ye çıkmış. Demek ki, tebliğ olumlu etkilemiş!

Normal şartlarda, hukuk-yargı, tapu vs nedenlerden dolayı madem bugüne kadar TC şube bankaları yurt içinde kredi kullandırmaktan kaçınmıştı; demek ki tebliğ uygulandığında da, şartlar ayni kaldığına göre, çok da fazla kredi artışı yaşanacağını doğrusu beklemiyorduk.

Gerçi rakamlar banka bazında değil toplamdadır. Bu yüzden tam olarak rakamlara bakarak kimin ne yaptığını göremiyoruz ya. Ama Merkez görüyordur sanırım!

Neticede, elbette, tebliğden ötürü (de) bir miktar tüketici kredisi artışı yaşanmasını bekliyorduk, nitekim 3. çeyrekteki artışın bir kısmı da bundan kaynaklanıyor. Gerçi, bizim için daha önemlisi TC şube bankalarının "işletme ve yatırım" kredisi niteliğinde de kredi vermeleridir.

Neyse, gelelim rakamlarda çıplak gözle göremediğimiz cambazlıklara!. . .

Normal şartlarda, disponibilite tebliği karşısında TC şube bankalarının, ya sermaye artışı yapmaları, ya kredi vermeleri, ya bazı mevduatlardan vazgeçmeleri (bu şekilde bir kısmı içerdekilere gidebilir), ya mevduat sahiplerinin paralarını TC'deki merkeze havale etmeleri (yani bilançolarının içini boşaltmaları), ya da bilançolarındaki mevduat miktarlarını çok fazla değiştirmeden (Merkez'in tepkisine neden olmadan) fiktif ve bypass işlemler yapmaları beklenirdi.

Bir piyasa adamı ve sadece rakamlara bakarak yaşamayan biri olarak, bazı TC şube bankalarının 3. çeyrekte disponibilite tebliğine karşı, kredilerini artırmanın yanında, önemli miktarlarda "fiktif işlemler" yaparak, tebliğin etkisini bypass yaptıkları yönünde şüphelerim ve tahminlerim var.

TC şube bankaları 2. çeyrekteki(disponibilite etkisi yokken) 1,623 milyar YTL'lik mevduat toplamını, 3. çeyrekte 1,652 Milyon YTL'ye çıkardı. Yani, azalma değil, ufak bir artış bile yaşadılar. Demek ki, tebliğ, onlara mevduat göçü yaşatmamış. Hayret!

İlk bakışta az bir mevduat artışının yaşandığı bir dönemde, bir de verdikleri kredilerde % 48'lik bir artışın yaşanması büyük bir başarı gibi görülebilir. Rakamlara baktığınızda da bunun aksini söyleyemezsiniz.

Ama iş sadece rakamlara bakmakla olmuyor, umarım Merkez Bankası da sadece rakamlara bakarak bu işi takip etmiyor. Çünkü, bazı TC şube bankalarının tebliğe karşı, bazı müşterileriyle "mevduat ve kredi üzerinden eşzamanlı fiktif işlemler yaptığı" yönünde tahminim var. Duyumlarım da işin cabası tabii!

Bazı TC bankaları, bazı şahısların mevduatlarını TC'deki merkeze havale ederken (bilançoyu boşaltırken), kurnaz bir şekilde paralarını merkeze gönderdikleri şahıslara, KKTC şube bünyesinde " fiktif mevduat ve karşılığında blokeli kredi" hesapları açtığını duydum. Bu şekilde, bir taşta iki kuş birden vurmuş oluyorlar!

Ve bu fiktif işlemler karşılığında da, disponibilite tebliğinin kendi bilançolarındaki maliyetine göre, bu şahıslara komisyon olarak "faiz farkı" veriyorlar. Alan da, veren de razı yani! Ama paralar burada değil! Uyutuluyoruz yani!

Rakamlarla cambazlığı anlatalım. . . Tebliğ öncesi adamın 1 milyon YTL'si olduğunu farz edelim. Ve bu para, KKTC şubesindeki bilançoda ama TC'deki merkezde duruyor. Tebliğ sonrası, para KKTC şube bilançosundan çıkıyor ve TC'deki bankada şahıs adına mevduat oluyor. Hokus-pokus!

Bu durumda, aslında para sahibi başka bir bankacılık mevzuatında mevduat yapmış oluyor. Eskiden TC'deki para şubenindi; şimdi şahsın mevduatı oluyor yani.

Şube bankası da, şahsa Kıbrıs'taki şubesinde belki tamamı, belki bir kısmı karşılığında(bilanço pozisyonuna bağlı) 1 milyon YTL'lik fiktif mevduat açıyor; karşılığında ayni miktarlarda kredi veriyor ve mevduatı kredi hesabına bloke yapıyor.

Mesela fiktif mevduata 15 faiz veriyor, fiktif kredisine de 20 veriyor, arada masraflar sair düştükten sonra şahısa da 3-5 puanlık komisyon veriyor. Bunun yasal mevzuat içinde entrikaları çok. Hatta, bazıları bunu yaparken TC'de başka şubeye taşıdığı paraya verdiği mevduat faizini de, fiktif işlem yaparken dikkate alıyor.

. . . Hatırlıyorum da, bir konferansta konuşmacı olan eski başkan Erdoğan Bey'e, tebliğ karşısında bu tür fiktif işlemler veya direkt paraları TC'ye gönderip, bilançolar boşaltılarsa ne yapaacaksınız diye sormuştum. Mesela, bankacılık lisanslarını iptal edecek misiniz gibi?

Çünkü, bu tür cambazlıkların olacağına bir piyasa iktisatçısı olarak emindim. Eskisi, giderken bu bankaları sıkı şekilde takip edeceklerini ve bu tür işlemlere asla izin vermeyeceklerini, gerekirse lisans iptali dahil her tür yaptırımı uygulayacaklarını söylemişti. Bakalım, şimdi "yenisi" ne diyecek?. . .

   685 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" düştü
30 Haziran 2008, Pazartesi   2008 OCAK-NİSAN'da BÜYÜDÜK MÜ, KÜÇÜLDÜK MÜ?
25 Haziran 2008, Çarşamba   Küresel etkilerin, ithalatımıza maliyeti
23 Haziran 2008, Pazartesi   ENERJİ ve TELEKOMÜNİKASYON KURULU
18 Haziran 2008, Çarşamba   ACI ama GERÇEK
16 Haziran 2008, Pazartesi   KKTC PİYANGOSUNU "ÖZELLEŞTİRMELİYİZ"
11 Haziran 2008, Çarşamba   KKTC'ye "PPP" DEVRİMİ LAZIM
09 Haziran 2008, Pazartesi   DEVLETİ, AVANTADAN YAŞAM ARACI OLMAKTAN ÇIKARMAK İÇİN
04 Haziran 2008, Çarşamba   Merkez Bankası grevi, ahlaki değil
02 Haziran 2008, Pazartesi   KKTC'de AVANTADAN YAŞAMA ALIŞKANLIKLARI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital