Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Nev başkenti "Alev Alev" yaktı
Gazimağusa'da bu akşam Bonnie Tyler var
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Hasan Olgu ve Fırat Yalova'da
Finalin adı MTG-Yeniboğaziçi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

SALLANMA UZARSA, BU KEZ İÇERDE İFLASLAR OLUR

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Ocak 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Birlikte çalıştığım insanlara 2008 için hep "düzeltme yılı ve 2003-2007 kazanımlarını koruma yılı" olacağını söylüyordum. Nitekim tek başına yerel koşullarımız bağlamında bile her bakımdan OCAK ayının göreceli olarak son 5 yılın en kötü ayı olduğunu söyleyebilirim.

Gelelim global türbülansa... Bunu bekliyorduk, sadece zamanını kestiremiyorduk. Çünkü, geleceği fiyatlayan, satın alan para ve sermaye piyasaları, her zaman reel (mal ve hizmet) piyasalardan önce hareket eder. Para ve sermaye piyasalarında olan-bitenler (fiyatlar), reel sektöre gecikmeli olarak yansır.

Hatırlarsanız, 2007 Temmuz-Ağustos'da ABD'deki mortgage krizi ve mali piyasalardaki "likidite sorunu"nun global ekonomiye olan olumsuz etkisini minimize etmek için, o vakitler ABD Merkez Bankası ve gelişmiş ülke merkez bankaları, piyasalara para pompalayarak ve eşgüdümlü faiz indirme operasyonları yaparak hafifletmeye çalışmıştı.

Merkez bankalarının amacı, likidite pompalaması ve faiz indirimi operasyonu ile hem mali sektörde çarkların dönmesi sağlamak, hem krizin reel sektöre yansımasını minimize etmek (tüketici güvenini sarsmamak), hem de varlık fiyatlarının (gayrimenkul ve menkul) çok fazla ve ani değer kaybetmesini önlemekti.

Ama herkes de biliyordu ki, bu mali kriz fazla uzun olmayan bir vakitte, şiddetini tam olarak kestiremediğimiz miktarda reel sektöre de bulaşacaktı. Çünkü, ekonomide "no free lunch" kuralı, yani her şeyin bir bedeli ve karşılığı vardır kuralı vazgeçilmezdir.

Nitekim, 2008 başından itibaren ABD'de bilançolar ortaya çıkmaya başladı ve açıklanan zararların, bunun yanında düşmeye başlayan varlık fiyatlarının ve zayıflayan tüketici güveninin domino etkisi bütün dünyayı sarsmaya başladı ve resesyon korkusu global piyasaların üzerine kabus gibi çöktü.

Artık piyasalar, ABD ekonomisinin resesyona gireceğini ve bu resesyonun da global ekonomiyi olumsuz etkileyeceği beklentisini satın almaya, fiyatlamaya başladı.

Bir bakıma, şimdilerde "bulaşma etkisinin", "ayrışma-decoupling" etkisine baskın geldiğini söyleyebiliriz. Uzun bir süre, Çin ve gelişmekte olan ülkelerin yaratacağı talebin, ABD' deki resesyonu dengeleyebileceği, kompanse edebileceği yönünde bir beklenti vardı. Ama bugünlerde bunun zannedildiği kadar güçlü olmadığı anlaşıldı.

Neticede, global resesyon korkusu ve mali kriz geçen hafta sonuna doğru Türkiye'yi etkisi altına almaya başladı, hafta başından itibaren de şiddetini artırarak TC para ve sermaye piyasalarını sallamaya başladı.

SALLANMANIN KKTC'ye ETKİSİ

YTL para sahasında bulunan KKTC ekonomisi, hafta başından itibaren, içinde bulunduğu konjonktürde yerel ekonomik büyümede yaşadığı tempo kaybına ve likidite sorununa ilaveten ikinci bir sorunu daha yaşamaya başladı.

Şimdi sorunumuz, "bir süreliğine çiftelendi". Bir süreliğine çiftelendi diyorum, çünkü global sarsıntının Türkiye ekonomisini ve YTL'nı çok fazla sarsacağını düşünmüyorum. Bu açıdan Türkiye ekonomisini önceki döneme göre görece daha sağlam ve sağlıklı buluyorum.

Ama YTL (faiz, kur, enflasyon) verilerinde bir miktar "geçici kısmi bir bozulma" bekliyorum. Yani, kurda kademeli daha sert; faiz ve enflasyonda daha düşük miktarda yukarı doğru bir hareket bekliyorum.

Peki bunun bize etkisi nasıl olur? Sorunun bir süreliğine çiftelenmesi ne demek ve bu çiftelenme etkisi bizi ne kadar etkiler?

Bu yeni global türbülansa çok talihsiz bir periyodda yakalandık. Tam da ekonomik açıdan yaşadığımız yerel hastalığımız, bağışıklık sistemimizle mücadele ederken; üzerine bir de şimdi dışsal enfeksiyon kaptık.

Ve ne yazık, 2007'de komaya girmeyenler, şimdi YTL'deki dalgalanmanın uzun sürmesi halinde komaya girebilir. Artık, bu risk önemli ölçüde artmıştır. Çok net olarak, bu kez bir kaç ay sürmesi halinde YTL'den kaynaklanan bir dalgalanmayı, 2007'de sendelemeye başlayan ekonomimiz, 2008'de kaldıramaz.

Çünkü şimdi hem YTL'deki dalgalanmanın yaratacağı parasal istikrarsızlık sorunlarını, hem de tüketici ve yatırımcı güveninin zedelenmesini yaşayabiliriz. Üstüne bir de, kur riski üstlenen kişi ve şirketlerin hırpalanmasını ve ekonomideki efektif talebin mevcut seviyenin bile altına düşmesi tehlikesini yaşayabiliriz.

Artık, 2003-2006 periyodunda yılda ortalama % 13,4 gibi yüksek bir tempoda büyümemize neden olan eşzamanlı 4 faktörden (kaldıraç) 2'sinde ciddi sıkıntılar var. Neydi bu kaldıraçlar;

1-Annan Planı etkisi, yani öngörülebilirlik, mülkiyet rejiminde tanımlama, risk algılamamızda azalma, tüketici ve yatırımcı güveninde artış, talep yaratma..vs

2-TL'deki göreli istikrarlı dönem (kur, faiz, enflasyon)

3-Kapıların açılması (Güneyle entegrasyon etkisi)

4-Global konjonktürün lehimize olması, yani risk iştahı yüksek, sermaye ve bol para dönemi.ki, 2003-2006 ödemeler dengemize baktığınızda, bilhassa konut ve inşaat piyasasına dönük yabancı sermaye girişinin büyüklüğünü görebilirsiniz.

Tespitim şu; "1 ve 3" ün kısmen varlığını koruduğunu kabul etsek bile; 2008'de "2 ve 4"ün durumu pek parlak görünmüyor. En azından bir süre, "2 ve 4"ün çifte negatif etkisini önceki döneme göre daha şiddetli yaşayacağız.

Hatta YTL' deki dalgalanma bir kaç ay sürerse (2), piyasada kalan cılız talepler de gücünü kaybedebilir ve bu durumda 2008'de "ülkede ciddi iflaslar" olabilir. İflas edenlerin başında da devlet bütçesi gelir.

Bu dışsal kaldıraçların zayıfladığı ve yerel sıkıntılarımızın arttığı bir dönemde, içine girmek üzere olduğumuz darboğazdan bizi kurtaracak yeni ve güçlü bir senaryo lazım. Bilesiniz ki, Güney'de Hristofyas'ın kazanması ile başlaması olası müzakere sürecinden başka beklenti ve ekonomide kaldıraç etkisi yaratacak bir dinamik göremiyorum.

   918 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" düştü
30 Haziran 2008, Pazartesi   2008 OCAK-NİSAN'da BÜYÜDÜK MÜ, KÜÇÜLDÜK MÜ?
25 Haziran 2008, Çarşamba   Küresel etkilerin, ithalatımıza maliyeti
23 Haziran 2008, Pazartesi   ENERJİ ve TELEKOMÜNİKASYON KURULU
18 Haziran 2008, Çarşamba   ACI ama GERÇEK
16 Haziran 2008, Pazartesi   KKTC PİYANGOSUNU "ÖZELLEŞTİRMELİYİZ"
11 Haziran 2008, Çarşamba   KKTC'ye "PPP" DEVRİMİ LAZIM
09 Haziran 2008, Pazartesi   DEVLETİ, AVANTADAN YAŞAM ARACI OLMAKTAN ÇIKARMAK İÇİN
04 Haziran 2008, Çarşamba   Merkez Bankası grevi, ahlaki değil
02 Haziran 2008, Pazartesi   KKTC'de AVANTADAN YAŞAMA ALIŞKANLIKLARI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital