Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Nev başkenti "Alev Alev" yaktı
Gazimağusa'da bu akşam Bonnie Tyler var
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Futbolcular istediğini aldı
Hasan Olgu ve Fırat Yalova'da

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Sendikal "ayıp ve samimiyetsizlik"

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Şubat 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Son toplu görüşmelerde, sendikalar yine toplumun geri kalanına ayıp etti ve samimiyetsiz davrandı. Ama buna geçmeden evvel, Kuzey Kıbrıs gerçeklerine göre sendikalarla ilgili iki ironik tespiti objektif olarak ortaya koyalım.

TESPİTLER

1-KKTC devleti, sendikalar ve örgütlü gruplar tarafından ele geçirilmiştir (Dünya Bankası uzmanlarının tespiti) ve bu grupların yarattığı stok ve akım bütçesel maliyetler taşınabilir değildir. Ötesinde hem sendikalar, hem de bazı örgütlü gruplar aslında birçok alanda yapısal reformların önündeki en büyük takozlardır. Bu yüzden hem sendikalara, hem de sendikalara teslim olan hükümetlere tepki gösteriyoruz.

2- Ama kabul edelim ki, Kuzey Kıbrıs'ta kamu sendikaları toplumun omurgasıdırlar. Ve bu omurganın çökmesini istemiyoruz. Çünkü, çözümsüzlük halinde içten ve dıştan gelecek baskılara karşı bizi ayakta tutacak "en güçlü" varlıklarımız sendikalardır.

Hatta, sırf bu yüzden -en azından çözüme kadar- sendikaları maliyetli olsa dahi taşımak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bunun diyetini de çözüme kadar ödemek zorunda olduğumuzun farkındayız.

ÇÖZÜM-AB için FİYAT FAHİŞ

Çünkü, çözüm ve AB üyeliği hedefimize yönelik, bugüne kadar içten ve dıştan gelebilecek en ufak bir tehditte, bu toplumda sendikalar dışında kimsenin ayakta kalabildiğini henüz göremedik. Elbette, sivil ve özel tarafta kalanlar da vardı. Ama bu toplumda sendikalar dışında herkesin baskı ve tehditte, çil yavrusu gibi dağıldığı da bir gerçektir.

O yüzden, bilhassa çözüm ve AB üyeliği mücadelesinde sendikaların haklarını teslim etmemiz gerekir. Elbette, sahip oldukları "yasal konfor" bu dayanmanın temelidir, o yüzden çözüme kadar sahip oldukları yasal konforlarının ortadan kaldırılmasına (bütçeden otomatik kesinti gibi) çok sıcak bakmam.

Neticede, bizi üzen, bunun bedelini insafsızca ödemek zorunda bırakılmamızdır. Kısaca, sendikalardan çözüm ve AB üyeliği karşılığında aslında pahalı bir hizmet satın aldığımızı söyleyebilirim.

NİYE AYIP?

Çünkü, bu ülkede, son 4-5 yılda yaşanan refah ve satın alma gücü artışı, bundan önceki hiç bir 10 yıllık dönemde bile bu kadar fazla olmadı. Elbette, bu dönemde zamlar da oldu, bazı vergiler de arttı. Ama göreli satın alma gücü ve refah artışı, önceki dönemlere göre kıyas bile kaldırmaz.

Neticede, diyeceğim odur ki; sendikaların son protokol görüşmelerinde ortaya koyduğu ve talep ettikleri fahiş maaş artışları (eshel-mobil harici) ve endirekt bütçeye mali mükellefiyet yükleyen talepleri, kamu çalışanlarının hem son 4-5 yıldaki kazanımlarına, hem de bugünkü ekonomik konjonktüre baktığımızda tek kelimeyle

"AYIPTIR"

Hele şu sıralar, özel sektörde çalışan binlerce insan, düşen ekonomik büyüme ve kısmi durgunluk ortamında; değil ücret ve maaş artışını, işini kaybetme riskini yaşarken; toplumun risk nedir bilmeyen ayrıcalıklı, konforlu ve güvenli bir grubu olan devlet çalışanlarının, toplumun ortak kasasından "fahiş maaş artış talebinde" bulunmasını hayretle ve esefle karşılıyor. Ki, kaldı ki, kamuda çalışan önemli bir kesimin ikinci işi var, yani kamuda çalışmak bazılarının asli işi bile değil aslında. . .

Gözlemlerime göre, son yıllardaki büyümeden en fazla göreli pay ve gelir artışı alanlar; üst gelir grubundakiler (ilk sırada) ve genelde kamu çalışanlarını oluşturan orta gruptakilerdir(ikinci sırada). Buna karşın, gözlemlerime göre büyümeden en az gelir ve refah artışını ise genelde "özel sektörde ücretli çalışanlar" almıştır. Özellikle kalifiye olmayanlar.

NİYE SAMİMİYETSİZDİRLER?

Tıpkı şimdikinde olduğu gibi, çoğu zaman protokol görüşmelerinde sendikaların tavırları samimiyetsizdir. Çünkü, her vakit öneri paketlerinin içine, kendi üyelerinin esas taleplerini gizleyen, kamufle eden ve genelde toplumdaki bir çok kesimin ortak amacı olan hoşumuza giden talepleri de koyarlar. Bunları önerilerinin içine serpiştirirler.

Ve işin en kötüsü, aslında taleplerinin gerçekleşmesi için ortaya elle tutulur, hiç bir rasyonel, ekonomik aklı ve olabilirliği olan öneri de koymazlar.

Bütçenin durumu ortada iken, parayı nerden bulursan bul tavrı hoş değil. Muhtemelen hiç biri 2008 bütçesine bakmamıştır bile. Halbuki, bu yıl değil açık olan 155 milyon YTL'yi karşılaması, inanın devletin öngörülen cari harcamaları(personel ve transfer), yavaşlayan ekonomik büyüme ortamında karşılaması bile mucizedir.

Neticede, sendikalar, tıpkı şımarık çocuk gibi sürekli istiyor ama zerre kadar, bu mali isteklerinin nasıl karşılanacağı ile ilgilenmiyorlar. En komiği de, bazı sendikacıların, eylemlerinin nedeninin para olmadığını söylemesidir!

Yahu, derdi para olmayanın bu kadar fahiş talebi nasıl olur veya niye eylem yapsın ki? Bu ayıplar ve samimiyetsizlikler, sendikaları her geçen gün toplum nezdinde yıpratıyor. Hatta, çözüm ve AB üyeliği mücadelesini bile zarar veriyor.

Zamlara ve bazı vergisel artışlara sendikaların tepkisine gelince... Allah için olsun, hangi aklı başında hükümet bu sevimsiz işleri yapmak ister? Sebebi, son 4-5 yılda size verdiklerinden, yaptığı yanlışlardan, yapamadıklarından ve global fiyatlardan dolayıdır.

   604 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" düştü
30 Haziran 2008, Pazartesi   2008 OCAK-NİSAN'da BÜYÜDÜK MÜ, KÜÇÜLDÜK MÜ?
25 Haziran 2008, Çarşamba   Küresel etkilerin, ithalatımıza maliyeti
23 Haziran 2008, Pazartesi   ENERJİ ve TELEKOMÜNİKASYON KURULU
18 Haziran 2008, Çarşamba   ACI ama GERÇEK
16 Haziran 2008, Pazartesi   KKTC PİYANGOSUNU "ÖZELLEŞTİRMELİYİZ"
11 Haziran 2008, Çarşamba   KKTC'ye "PPP" DEVRİMİ LAZIM
09 Haziran 2008, Pazartesi   DEVLETİ, AVANTADAN YAŞAM ARACI OLMAKTAN ÇIKARMAK İÇİN
04 Haziran 2008, Çarşamba   Merkez Bankası grevi, ahlaki değil
02 Haziran 2008, Pazartesi   KKTC'de AVANTADAN YAŞAMA ALIŞKANLIKLARI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital