Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yoldan çıkıp takla atan otomobilin sürücüsü öldü
Bebek kürtajla alınacak
Ya yasanız gidecek, ya da siz
Avrupa Parlamentosu'ndan fazla bir beklenti olmamalı
Kemal Sunal, mezarı başında anıldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

BÖLÜNME ve TÜRKİYELİLEŞME KORKUSU ÇAKIŞTI

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Mart 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs adası, 50 yıl sonra deri değiştirdi. Ada, bünyesine uymayan deriyi, uzun yıllar süren bir mücadele ile değiştirdi. Önce Kuzey, sonra Güney liderini değiştirdi ve ada ilk kez çözüm yönünde motivasyonu olan iki lideri bir araya getirdi.

Elbette, iki lideri ayni fotoğraf karesine taşıyan dinamikler hep dışardan geldi ama zaman içinde içsel dinamikler de çalıştı. Ada, hayat boyu dışsal dinamiklerin etkisinde şekillenen içsel dinamiklerle yol aldı.

Talat ve Hristofyas'ı biraraya getiren dinamikler; özetle AB üyeliğinin tüm ada üzerinde yarattığı dinamiklerle, kapıların açılmasının iki taraf üzerinde yarattığı entegrasyon etkisidir.

Neticede, AB'nin ilişkiye girdiği yerlerde yarattığı vakum ve entegrasyon etkisine dayanmak zor. Hele, bu küçük bir ülke ise. Nitekim, küçük Kıbrıs adasının da, kapsama alanında olduğu AB çekiminden kaçması mümkün değildi.

Bazı eski tüfekler, AB'ni kıyma makinesine benzeterek, içine aldıklarını yeyip-bitirdiğini, erittiğini söylüyordu ya. Aslında, doğruyu, yanlış vizyonla anlatıyorlardı. AB, bünyesine uymayanları eritmekte, parçalamakta ve onları bünyeye adapte etmekte, bilinen en iyi mekanizmalardan biridir.

Bizim tarafta Denktaş bünyeye uymuyordu ve nitekim gitti. Güney'de de Papadopulos uymuyordu, o da gitti. Zaten, AB'nin güzelliği de bu. Uymayanları törpülemek.

SORUNUN TAKADI KALMADI

Bu kez çözüm olacak gibi diyorum. Çünkü, kronik Kıbrıs sorununun fiili olarak 2002-2004 periyodunda çok ciddi darbe yediğini, artık Kıbrıs sorunun takadı kalmadığını düşünüyorum...

Daha evvel, 2008-2009 periyodunun dışsal dinamiklerinden ve adaya etkisinden bahsetmiştim. Diyeceğim odur ki, artık takadı kalmayan soruna, çok muhtemelen öldürücü darbe, engeç 2009 sonu itibarı ile vurulacaktır.

Dinamik de yine AB'den gelecektir. AB'nin ve ABD'nin kesişen global ihtiyaçları 2009 sonuna kadar Kıbrıs kilitini kıracağa benziyor. Veriler, 2002-2004 periyodunda yarım kalan işin tamamlanacağını gösteriyor.

Yeni kesişme noktası, Lizbon anlaşmasını tamamlamış AB'nin Haziran 2009 Parlementosu seçimleri öncesine; ya da 2009 sonunda AB-Türkiye ilişkilerinin yeniden gözden geçirileceği tarihi zirveye endekslenmiş gibi.

Ötesinde, bu dış dinamiğin eşzamanlı kesiştiği bir dinamik daha var ki, galiba bu, bütün dinamikleri bastırmak üzere. Her iki tarafta da bu yönde motivasyonun güçlendiği izlenimim var.

İKİ KORKU, İLK KEZ ZAMAN BAKIMINDAN ÇAKIŞTI

Gözlemlerime göre, bu kez dış dinamikler ve ihtiyaçlar; içsel dinamikler ve ihtiyaçlarla zaman bakımından da kesişmeye başladı. İki tarafta ilk kez iki korku eşzamanlı farklı dinamiklerle çakıştı. BÖLÜNME ve TÜRKİYELİŞME KORKUSU...

Rumları, bölünme korkusu sardı, bizi de Türkiyelileşme korkusu. Her iki korkunun nesnel verileri önceki dönemlere göre, görece artmış durumda. Her iki korkuyu da iki taraf iliklerine kadar hissetmeye başladı. Artık, iki korku zamana karşı yarışıyor.

Daha evvel, TC bürokrasisinin adayının Papadopulos olduğunu söylemiştim. Bütün oyun planları bunun üzerineydi ama şimdi senaryo değişti. Geçen hafta, LAÜ'nün İstanbul'da düzenlediği sempozyumda, Cengiz Aktar'ın tespiti bizim açımızdan motive ediciydi.

Aktar, Hristofyas'ın kazanması ile başlayan yeni görüşme sürecini aslında Erdoğan'ın şansı olarak görüyor, çünkü bu şekilde 2009'da AB ile ilişkilerde vahim bir kırılmaya doğru gidildiğini düşünüyor.

Ve başlayan müzakere süreci ile olası Kıbrıs çözümünü, tıkanan AB ilişkilerini kıracak(içerdeki dinamik etkisi de büyük olacak) "güçlü bir şok" olarak görüyor. O yüzden Erdoğan'ın kadir gecesi doğduğunu düşünüyor.

Aktar, aslında zimni olarak, Hristofyas'ı, hem Erdoğan için hem de Türkiye'nin daha yüksek düzeyde bir demokrasi ve ekonomi-politiği seviyesine ulaşması için bir şans olarak görüyor. Eğer, bu algılama hayat bulursa, çözüm yakın demektir.

   609 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" düştü
30 Haziran 2008, Pazartesi   2008 OCAK-NİSAN'da BÜYÜDÜK MÜ, KÜÇÜLDÜK MÜ?
25 Haziran 2008, Çarşamba   Küresel etkilerin, ithalatımıza maliyeti
23 Haziran 2008, Pazartesi   ENERJİ ve TELEKOMÜNİKASYON KURULU
18 Haziran 2008, Çarşamba   ACI ama GERÇEK
16 Haziran 2008, Pazartesi   KKTC PİYANGOSUNU "ÖZELLEŞTİRMELİYİZ"
11 Haziran 2008, Çarşamba   KKTC'ye "PPP" DEVRİMİ LAZIM
09 Haziran 2008, Pazartesi   DEVLETİ, AVANTADAN YAŞAM ARACI OLMAKTAN ÇIKARMAK İÇİN
04 Haziran 2008, Çarşamba   Merkez Bankası grevi, ahlaki değil
02 Haziran 2008, Pazartesi   KKTC'de AVANTADAN YAŞAMA ALIŞKANLIKLARI



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

DENKTAŞ'I DA TUTUKLARLAR MI?

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelç...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...

Bilbay Eminoğlu

Bir bardak yeşil çaya ne dersiniz?

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital