Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Rumların İkinci Kez "OHİ" Deme Şansı Var mı?

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Nisan 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Şimdilerde, referandumun red cephesi, herhalde yeni müzakere sürecini ve olası çözümü baltalamak amacıyla olsa gerek, "referandumda EVET diyerek yanlış yaptık, Rumlarla anlaşmak için çok fazla taviz vermek zorundayız, vereceğiz" argümanı ile topluma korku salmaya çalışıyor.

Referandum konjonktüründe ve koşullarında EVET dememizin rasyonalitesini (TC ve bizim için) bir tarafa bırakacak olursak; aslında, ilk bakışta bugüne kadar hiç bir öngörüleri tutmayan korku tacirlerinin ortaya koymaya çalıştığı senaryo tutarlı gibi algılanabilir.

Peki, acaba "madem biz EVET, onlar HAYIR dedi, o vakit anlaşmak için EVET diyen taraf daha çok taviz verecektir, vermelidir" argümanı gerçekçi mi?

Elbette, anlaşmak için al - ver sürecinde karşılığını alarak, tavizler de vereceğiz. Ama, Rumları tatmin etmek için hayati derecede önemli haklarımızı ve hassasiyetlerimizi Annan Planı'ndan çok daha gerilere mi götüreceğiz veya götürmek zorunda mıyız?

Kıbrıs sorunundaki hassassiyetlerinize göre cevabınız değişebilir ama kazın ayağı öyle sanıldığı gibi de değildir. Bu işin oyun teorisi, o kadar da aleyhimize değildir,hatta farkındalığımızla alakalı olmak kaydı ile dozajında kullanabilirsek, lehimizedir bile.

...Konuyu derinleştirerek, meramımızı izah edelim...Bana göre, yeni müzakere sürecinin "oyun teorisi ve hakemlik konusu", olası anlaşmanın balansları açısından sihirli nüanslardır.

Ama önce, hali hazırda elimizde veri olan "Hristofyas ve Kasulides'in toplamda % 65 civarı oy aldığı ilk tur seçimlerinin nedenlerini bir kez daha ortaya koyalım". Yani, ne oldu da Rumlar karar değiştirdi ve Papadopulos'u postaladılar. Rumların bu yönde karar vermelerinin motivasyonları neydi? En azından bir kez daha hatırlatalım...

Objektif bir analizle, Rumların tavır ve pozisyon değiştirmelerine neden olan motivasyonlar demetini sanırım kabaca aşağıdaki gibi izah edebiliriz;

1- Kıbrıslı Türklerin ve TC'nin referandum sonrası Kıbrıs sorununda güttükleri uluslararası meşru siyaset, Rumları siyaseten izole etmeye başladı,

2- Referandum sonrası Kuzey'in ekonomik olarak gelişmesi ve büyümesi,

3- Rumlara göre Kuzey'de işgalin kalıcılaşma (nüfus, toprak, asker...vb) tehlikesinin artması ve gelecekteki bir çözümde bu konularla ilgili kendilerince kabul edilebilir anlaşma ihtimalinin her geçen gün azalması.

4- Maraş dinamiği(ki henüz kullanılmadı). Bu konu Rumlar açısından patlamaya hazır bomba gibiydi. Tek eksiğimiz siyasi cesaretti.

5- Kıbrıs Cumhuriyetindeki toplumsal haklarla ilgili başlayan çok yönlü hukuk mücadelesi(örneğin 77'ler hareketi)nin yaratacağı olası anomaliler,

6- İzolasyonların kaldırılması çabasının yarattığı korkular,

7- Taşınmaz Mal Komisyonu(mülkiyet konusu)'nun ellerindeki en büyük kozu alması ve parayı bastırdığımız takdirde Kuzey'deki malları Türkleştirebileceğimiz korkusu.

8- Kosova'nın emsal olma korkusu,

9- 2009 başında yasallaşacak ve 2014'de yürürlüğe girecek olan Lizbon Anlaşması'nın, Kıbrıs sorununda Rumlar açısından yaratacağı olası tehlikeler.

Elbette, nedenleri çoğaltabiliriz ama özetle, Rumların pozisyon değiştirmesine neden olan temel motivasyon "bölünme korkusu ve bu durumun meşrulaşmasıdır".

Şimdi gelelim,yeni müzakere sürecinin oyun teorisine....

Tarafların bilinen ve öngörülen pozisyonlarına, çıkarlarına istinaden, karşılıklı pozisyon almalarına ve hamle yapmalarına dayalı oyun teorisine göre; yukarıdaki veri koşullar ışığında, Rumların varılacak bir anlaşmaya(veya dikte edilecek) referandumda ikinci kez hayır demesi pek mümkün görünmüyor. En azından sorunun oyun teorisi buna izin vermiyor.

Bundan sonra uluslararası toplum açısından, iki taraftan hayır(asla bizim tarafın hayır demesini tavsiye etmem) çıkması, Rumların tek başına Hayır demesinden daha meşrudur.

Yani, sorun artık biz ikinci kez EVET dedikten sonra Rumların OHİ'sini asla kaldırmaz, o vakit büyük ihtimalle Rumların en büyük korkusu olan bölünme ve meşrulaşma başlarına gelir..

Demek ki, referandumda "EVET" diyerek, bundan sonra aslında Rumların "EVET" demesi için anlaşmada çok fazla taviz vereceğiz gibi korku salmanın ve yaygara yapmanın, alsında hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur.

Bilakis, haberiniz olsun, "bizim taviz limitimiz, aslında Rumların ikinci kez hayır deme lüksü olmadığını bilmemizden gelir". Yani, birinci evet, aslında bize ikinci referandumda ve müzakerelerde konfor sağlıyor.

Gelelim, bahse konu oyun teorisine yardımcı olan hakemlik konusuna. Aslında, bizim için süreçte takvim belirlendikten sonra hakemin gözlemci nitelikte(raporcu)olması, boşlukları veya anlaşmazlıkları doldurmaması lehimizedir.

Unutmayın ki, karşı taraf anlaşmayı kendi halkını ikna etmek için iki tarafın anlaşmasına dayalı Kıbrıslı çözüm pazarlaması üzerine kurdu. Uluslararası toplumun ve TC'nin büyük katkıları ile Annan Planı ile geldiğimizi son zeminden sonra, taktik olarak hakemin olmaması lehimizedir.

Çünkü, karşılıkı anlaşma demek, al-ver demektir. Bu arada, ister istemez, tarafların neyi verip-neyi aldığını anlatması, referans göstermesi, Annan Planı'nı kendiliğinden zemin yapacaktır zaten.

Yani, karşılıklı anlaşma demek, iki tarafın gönüllü-gönülsüz rızası demektir. Halbuki, Annan Planı sürecindeki gibi BM direkt müdahil hakem olsaydı, çözümün balans ayarı belki uluslararası toplumun baskıları ile aleyhimize dönebilirdi.Y eni süreçte, tıkanıklıklarda yine BM'nin benzer bir rol oynayacağı kesin ama önceki gibi ortaya bir plan koyarak değil.

Sontahlilde, mevcut veriler ışığında müzakerelerin oyun teorisi ve hakemlik konusu,bizim açımızdan önemli bir konfordur, hatta yönetebilirsek-kullanabilirsek lehimizedir.

   619 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
20 Ağustos 2008, Çarşamba   YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYACIMIZ VAR
18 Ağustos 2008, Pazartesi   BATAK KREDİLER
13 Ağustos 2008, Çarşamba   ZAMLARIN, NE KADARI İÇERDEN, NE KADARI DIŞARDAN?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   Ödeyeni enayi yapmayalım (mali aflar)
06 Ağustos 2008, Çarşamba   EKONOMİYE "AKP ve MÜZAKERE" DOPİNGİ
04 Ağustos 2008, Pazartesi   BU DÜZENLEME İLE HASTANEYE DÖN(E)MEZLER
30 Temmuz 2008, Çarşamba   Kalbim "Capri ve Portofino"da kaldı
28 Temmuz 2008, Pazartesi   KTTO'nun İSRAİL ATAĞI
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" düştü
30 Haziran 2008, Pazartesi   2008 OCAK-NİSAN'da BÜYÜDÜK MÜ, KÜÇÜLDÜK MÜ?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital