Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Nev başkenti "Alev Alev" yaktı
Gazimağusa'da bu akşam Bonnie Tyler var
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Hasan Olgu ve Fırat Yalova'da
Finalin adı MTG-Yeniboğaziçi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Hayatın anlamı

Oğuz Metiner

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Mayıs 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hayatın anlamını soruyoruz. İnsanız, sormadan yapamıyoruz. Aslında sadece hayatın, özelde hayatımızın anlamını değil aynı zamanda her oluşun anlamını da merak ediyoruz. Hatta her yaptığımızın bir anlamı olmasını derinden derine arzu ediyoruz.

Peki, hayatın anlamını kimden soruyoruz ya da sormalıyız. Bizler hayatımıza kendimiz anlam katabilir miyiz? Ya da hayatın anlamını insan olarak kendimiz cevaplayabilir miyiz?

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu hayata kendi isteğimizle gelmedik. Kimse bize bu hayata gelmek isteyip istemediğimizi sormadı. Zaten olmayan şeye de sorulmaz ki.

Evet, bir zamanlar bizler yoktuk ve bu hayata getirildik. Bu dünyaya gelmemize biri karar verdi ve biz de o kararın neticesinde bu hayatı yaşıyoruz. Ve hayatımızın anlamını soruyoruz.

Bu hayatı biz kurgulamadık. İçine düştüğümüz kâinat ve zaman bizim tercihimiz değil. Biri bu kâinatı var etti ve bizi de içine attı. O biri, her kimse, kâinatı anlamlı yaptığı gibi, bizim hayatımıza da bir anlam yükleyip öylece bizi var etti. Bunu her şeyin bir anlamı olmasından anlayabiliriz.

Hayatın anlamını O'ndan sormalıyız

Madem bu hayatı ve özelde kendi hayatımızı kendimiz var etmedik. Bu hayata bir anlam yükleme çabası bizi aşan bir meseledir, diyorum. Hayatı veren kimse hayatın anlamını da verecek olan O olacaktır. Kendini bütün yönleriyle tanımaktan aciz olan insanın, kendi hayatının anlamını bilebilmesi mümkün görülmüyor.

Yani insan kendi hayatına gerçek anlamını yükleyemez. Bu onu aşan bir mesele. İnsanın yapması gereken; kendisini bu hayata getireni bulup hayatın anlamını O'ndan sorması gerekiyor. Zira bu soruya ancak O cevap verebilir. O, her kimse, bizi öyle yaratmış ki hayatın anlamını da bize sordurtuyor. Yani bu soruyu atlayıp geçemiyoruz. O soruya cevap bulmadan rahat edemiyoruz. Bu sorudan bigane kalmak da mümkün değil. Yani elimizde değil. Bizi var eden, soruları da bize sordurtuyor. Cevabı bulmadan da rahat bırakmıyor. Demek ki cevabı öğrenmemizi istiyor.

Bu da cevabın olduğunun göstergesi. Cevap vermek istemeseydi, soru sordurtmazdı.

Burada önemli olan, bu soruyu kimden soracağımızdır. Hayatın anlamını hayatımıza anlam yükleyenden sormalıyız. O'ndan bağımsız olarak hayata anlam yükleme çabası boş bir uğraştan öteye gitmez. Bize sorularla hayatın anlamını buldurtmaya çalışan Yaratıcı hayatın anlamını kendisinden sormamızı istiyor.

O zaman biz önce O'nu bulmalı ve hayatın anlamını O'ndan sormalıyız. O'nu bulamayan hayatına anlam veremeden gidecektir bu dünyadan. Peki O'nu bulmak zor bir şey mi de insanlar bulmaktan kaçıyorlar. O'nu bulmadan mutlu olmak mümkün müdür?

Harika bir eser amaçsızca bırakılamaz

Onun yerinde siz olsaydınız, kâinat genişliğinde duygular ve aletlerle donattığınız her yönüyle mucizevî harikalığa sahip bir eseri amaçsızca bırakıp kendinizi ona tanıtmadan başıboş bırakır mıydınız? Onu sizi tanıyabildiği halde size isyan edercesine yaptığı işlerinde mutlu kılar mıydınız? Onun sizin ona yüklediğiniz hayatın anlamını arayışını cevapsız bırakır mıydınız? Ya da şöyle sorayım: Sevginizin bir nişanesi olarak sevgilinizin kapısına bir gül bıraksanız, sonra da onu kimin bıraktığına dair bir işaret bırakmadan gider misiniz? Ya da onun sizin yolladığınızı bilmemesine müsaade eder misiniz?

Yaratıcı bize verdiği sayısız nimetleriyle kendini tanıtmak ve sevdirmek istemesine karşılık bizim onu bilemeyecek durumda olmamız söz konusu olamaz. O ne yapar yapar kendini bize bildirir. Yeter ki biz bilmek isteyelim. O halde bize düşen onu tanımak. Zira onu tanımadan bize bu dünyada huzur yok. Hayatına anlam katmak isteyen ve bu anlam için hayatını feda edercesine çabalayan insanın yapması gereken hayatın anlamını O'ndan sormaktır.

Hayatın anlamını ondan sormak gerektiği gibi yaptığımız her bir işin veya davranışın anlamlı olmasını istiyorsak, ki bunu herkes ister, doğru olan iş ve davranışın ne olduğunu da ondan sormalıyız. Eminim ki Mucib olan Allah, bir iş yapmadan evvel ya da bir davranış ortaya koymadan evvel ona yönelirsek bizi cevapsız bırakmayacaktır. Samimiyetimiz nispetinde kalbimize hak olanı ilham edecektir. Yeter ki biz duymak isteyelim. Net bir cevap alamıyorsak kalp ekranımızı şüphe kirlerinden ihlas ve marifetle temizlemeliyiz. Hakkı işitecek samimiyete ulaşmalıyız.

Rabbim hakkı hak bilip ona uyacak ve de batılı batıl bilip ondan sakınacak imana ve samimiyete bizi ulaştırsın.

ABDURREŞİT ŞAHİN

   1745 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Temmuz 2008, Cuma   Mübarek Üç Aylar
03 Temmuz 2008, Perşembe   Regaib Kandiliniz mübarek olsun
27 Haziran 2008, Cuma   İnanç krizi nedir?
21 Haziran 2008, Cumartesi   Dünyada rahat yoktur
13 Haziran 2008, Cuma   Yabancılaşan komşular
06 Haziran 2008, Cuma   Rahim duvarına yapışan çekirdek
30 Mayıs 2008, Cuma   Kaç yaşında ölmek istersin?
23 Mayıs 2008, Cuma   GOD IS BACK BATI'DA ALLAH'A DÖNÜŞ
16 Mayıs 2008, Cuma   Gerici
10 Mayıs 2008, Cumartesi   ANA BORCU



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital