|
10 Ocak Perşembe (Bugün) 1429'cu Hicri yılbaşını kutluyoruz.
14 asır önce, tarih 610 yıllarını gösterirken, Peygamber Efendimizi Yüce Allah'ın Elçisi olarak iş başında görüyoruz; Peygamberliğini ilan etmiş; mektepsiz kalmış insanlığı mektebe davet ediyordu, elinde kitap, dilinde hitap ile.
Gelin! diyordu: Şu İslâm isimli gemiye binin, saadet sahiline çıkın; bu son şanstır, eğer bu fırsatı da kaçırırsanız şu dünya denizinde dalgalar arasında boğulup gideceksiniz.
Ve Peygamber Efendimiz, 622 yılında bir gece, Yüce Allah'ın emri ile Mekke'yi terk ederek Medine yollarına düşüyordu en yakın arkadaşı Hz. Ebu Bekir ile birlikte. Fakat bir müddet sonra 12 bin kişilik bir ordu ile Mekke'yi fethedecek ve Kâbe'de bulunan putlarla, gönüllerdeki putları kıracak, maddenin yerine Mevlâ'nın muhabbetini hâkim kılacaktı.
Peygamber Efendimiz ile ilk Müslümanlar niçin mal-mülk ve vatanlarını terk edip hicret ettiler? Onlar için hiç mi bunların değeri yoktu? Elbette vardı. Ama onlar için vatan, mal-mülk, eş-dost ve akraba sevgisinden önce Allah ve Peygamber sevgisi ile muhabbeti geliyordu. Zaten Allah ve Resulünü her şeyden daha çok sevmedikçe olgun mümin olabilmek de mümkün değildir. İşte bu sevgiyi tercih ettikleri için hicret etmişlerdir; ve bundan dolayı da Kuran-ı Kerim'in övgüsüne mazhar olmuşlardır.
Müslümanlar da İslâmiyet'in yücelmesinde bir dönüm noktası olduğunu göz önünde tutarak Peygamber Efendimizin Medine'ye göç etmesini takvim başlangıcı olarak kabul etmişlerdir.
Ramazan ayından sonra feyizli ve bereketli bir ay olduğu haberi verilen Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem ayını gaflet içerisinde geçirmeyelim. Allah'ın özel ayı olarak kabul edilen Muharrem ayının onuncu günü olan "Aşure Gününü" ortada bırakmak suretiyle 9 ve 10. günleri ya da 10. ile 11. günleri oruç tutalım. Bu yıl, "Aşure Günü" 19 Ocak 2008 Cumartesi gününe denk gelmiştir.
Muharrem ayının, bilhassa "Aşure Günü" olarak isimlendirilen 10'uncu günü birçok peygamberle ilgili çeşitli mühim olaylara sahne olurken, Yahudiler ve Hıristiyanlarca da mukaddes sayılmaktadır. Peygamber Efendimiz, Hicrete adımını atarken her şeyinden geçti, fakat yüce Allah'ın yüce davasından vazgeçmedi.
Bizler de bu hicret hareketine katılıp selamete erenlerden olmaya çalışmalıyız. Kötülüklerden iyiliklere, batıldan Hakka şerlerden hayra, hurafelerden gerçeklere, hep iyi şeylere hicret etmeliyiz.
Önce hicret kendi nefsimizde kendi şahsiyetimizde uygulayarak işe başlamalıyız. Kendi evimizde, işyerimizde İslâm'a uymayan her türlü söz, hareket ve davranıştan kaçınmalıyız, uzaklaşmalıyız; yani bir nevi, iyiye, doğruya ve hep güzele hicret etmeliyiz, yönelmeliyiz.
Hicret her Müslüman'ın bilmesi, uygulaması, çocuğuna öğretmesi birbirleriyle tebrikleşmesi hatta uygun hediyelerle de canlandırılması gereken dini ve hayati bir olaydır.
Selam olsun o asil muhacirlere ve onların izlerini takip edenlere.
1429'cu Yeni Hicri Yılınız kutlu olsun, gönlünüz umutla dolsun.
|