|
Değerli okurlarım, bugün sizlere insan genetik yapısının kalın bağırsak kanserinin oluşumundaki rolünden bahsedeceğim.
Bilimsel olarak yapılan birçok çalışmada, kanserleşen hücrelerdeki temel bozukluğun genetik yapımızdaki değişiklikler ile başladığı gösterilmiştir. Gen yapısındaki bozuklukların doğuştan olabileceği gibi bu bozuklukların sonradan meydana gelen etkilerle oluşabileceği de ayrıca gösterilmiştir. Bu da bizlere, genetik yapının temelini oluşturan DNA molekülünün üstlendiği sorumluluğun önemini bir kez daha ortaya koyması açısından büyük önem taşımaktadır.
Diğer kanser türlerinde olduğu gibi kalın bağırsak kanserinin oluşumu ile ilgili yapılan çalışmalarda hastalığın gelişimindeki genetik değişiklikler hakkında çok detaylı bilgi edinilememiştir. Daha önceki konularımızda da belirttiğimiz gibi kalın bağırsak kanseri oluşumunun genlerle ilişkisi oldukça karmaşık olup, kalın bağırsak kanserinin gelişimi için birden çok genetik mekanizmanın gerçekleşmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
Genler, canlının tüm özelliklerinin taşındığı, hücrenin çekirdeğinde bulunan, kromozomlar içindeki özel birimler olup hücre hayatının devamı ve genetik özelliklerin nesillere aktarımını sağlayan en önemli yapı taşlarıdır. Kromozomları oluşturan birçok gen olup, her genin birbirinden farklı görevleri bulunmaktadır. Kalın bağırsağın iç yüzeyini örten tabakanın oluşumu ve yenilenmesi de genlerin kontrolündedir.
Anne ve babalar kendi genetik yapılarında varolan bazı genetik özelliklerini seçme hakkı olmadan genleri vasıtasıyla bir sonraki nesillerine aktarmaktadırlar. Genler vasıtasıyla aktarılan özellikler içerisinde saç, ten, göz rengi ve buna benzer özelliklerde olduğu gibi bazı kalıtsal hastalıklar ve bazı kanser türlerini oluşturan hasarlı genler de bu şekilde genler aracılığıyla sonraki nesillere aktarılabilmektedirler.
Şunu da bir kez daha vurgulamak gerekirse genetik yapıdaki kalıcı değişiklikler her zaman atalardan gelmeyeceği gibi bazı hasarlar canlının anne rahminde gelişimi sırasında çeşitli etkenlerin etkisiyle de meydana gelebilmektedir. Bu durumda ise anne ve babada herhangi bir genetik bozukluk olmasa dahi yavru gelişimi sırasında hasar oluşabilmekte ve sadece çocukta hastalık ortaya çıkabilmektedir. Bu şekilde meydana gelen kalıtsal kalın bağırsak kanseri hikayesi ailenin önceki bireylerinde görülmese dahi bundan sonraki yeni nesillere kalıtım yolu ile geçebilmekte ve yeni aile bireylerini etkileyebilmektedir.
Yukarıda belirtilen mekanizmalar dışında yine bazen anne veya babada genetik bozukluk olduğu halde genetik bozukluğu bir baskın olmayan genle taşıdıkları için hastalık görülmemektedir. Bu genetik özelliğe sahip kişilere "taşıyıcı kişiler" denmektedir. Taşıyıcı kişilerde hastalık gözlenmese dahi onların çocuklarında hem anneden hem de babadan hastalık geni alabildikleri için hastalık ortaya çıkabilmektedir.
Genetik bozukluklar sadece anne ve babadan alınan genler vasıtasıyle olmamaktadır. Bunlar dışında bazı genetik bozukluklar yaşadığımız sürede çevresel etkenlerle de gelişebilmektedir. Bazı çevresel kanserojen ajanlar zaman içerisinde DNA yapısında kalıcı hasarlar yaparak hastalığın oluşmasında çok önemli rol oynamaktadırlar.
Yukarıda bahsettiğimiz birden fazla ve karmaşık mekanizmalarla özetle şunu söyleyebiliriz ki, gen yapısında meydana gelen kalıtsal değişikliklerin kalın bağırsağın iç yüzünü örten tabakanın yenilenmesi sırasında meydana gelmesi sonucunda kalın bağırsak kanseri oluşmaktadır.
Değerli Okurlarım, gelecek hafta "Kalınbağırsak Kanserinin Oluşum Mekanizmaları" konusu ile konumuza kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Değerli Okurlarım, gelecek hafta sizlerle yeniden buluşmak dileğiyle, sizlere, sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
Sorularınız için elektronik posta adresim : caglar@kktc.net
|