|
Değerli okurlarım, geçen haftaki konumda sizlere, "temel besin maddelerinin kanser hastalığının oluşumundaki rolü" ile ilgili bilgileri aktarmıştım. Yazıyı takip edemeyen okurlarımız için geçen haftaki konunun bir kez daha özetini yapmak gerekirse, temel besin maddelerinin bağırsak (kolorektal) kanserlerinin oluşum mekanizmasındaki rolünün bu besin maddelerinin bazılarının fazla bazılarının ise yetersiz alımıyla ilgili olduğunu paylaşmıştık. Özellikle, kırmızı et ve yağ oranından zengin ve yüksek kalorili beslenme alışkanlığının, vitamin ve minerallerden yoksun, lifsel (posa) içeriğinin az olması sebebi ile hastalığın oluşumunda önemli rol oynadığını paylaşmıştık. Özellikle, gıda maddeleriyle gereğinden fazla yağ alımının, çevresel kanser yapıcı kimyasalların yağ içerisinde vücuda kolaylıkla alınmasına ve hücrelerde birikmesine sebep olduğunu ve uzun vadede hastalığın oluşumuna zemin oluşturduğunu önemle vurgulamıştık. Bugünkü konu içeriğinde ise sizlere, "Vitaminlerin Bağırsak (Kolorektal) Kanserlerinin Oluşumundaki Etki Mekanizmaları"ndan bahsedeceğim.
Kanser hastalığının gerek oluşumunda ve gerekse de oluşan kanser hücrelerinin yok edilmesi mekanizmalarında önemli bir yer tutan "vitaminler" üzerindeki çalışmalar günümüzde de en ilgi çekici konular arasında yer almaktadır.
Vücut metabolizmasının sağlanmasında önemli bir yere sahip olan vitaminler, vücudun işleyişinin normal bir şekilde meydana gelmesi ve sağlığın sürdürülebilmesi için gerekli olan
organik maddelerdir.
Vitaminler, yağda ve suda eriyen vitaminler olmak üzere iki önemli grupta incelenirler. Vitaminlerin büyük bir çoğunluğu bitkisel ve hayvansal besinlerle dışarıdan alınırlar. Karbonhidratlar, proteinler ve yağlar gibi temel besin maddelerini yeterli miktarda içeren besinlerle yapılan dengeli beslenme, bazı özel durumlar dışında vücudun günlük gereksinimine yetecek oranda vitamin miktarı sağlamaktadır.
Sağlığın en önemli askerleri olarak tanımlanan vitaminler içerisinde A vitamini, en fazla yeşil ve sarı renkli sebze ve meyvelerde ve hayvansal besinlerde (karaciğer, yumurta sarısı gibi...) bulunur.
A vitamini ve kanser üzerinde yapılan birçok bilimsel çalışmada, A vitamininin yeterli miktarlarda alınamaması durumunda kalınbarsak-rektum kanserleri dışında solunum ve yemek borusu, idrar yolları, mide, prostat, akciğer kanserlerinin oluşum riskini artırdığı gösterilmiştir. Kanserden koruyuculuk açısından en önemli vitaminlerden olan A vitamini, kanser öncüsü hücrelerin geri dönüşümlerini sağlayarak veya bu hücreleri yok ederek, kanser hastalığının oluşumunu önledikleri gösterilmiştir. Şunu da bir kez daha hatırlatmakta yarar vardır ki, A vitamini sadece vücudun ihtiyacı kadar alınmalıdır... Bilimsel çalışmalarda, A vitamininin fazla alımının hiçbir fayda sağlamadığı ve hatta zehirlenmelere dahi sebep olduğu gösterilmiştir.
A vitamini dışında, havuç, kayısı, yeşil sebzeler, domates, portakal ve greyfurt içeriğinde bol miktarda bulunan karotenler de önemli anti-kanserojen vitaminler olup, vücutta oluşan ve dışarıdan alınan kanser yapıcı oksijenli maddeleri etkisizleştirerek kanser hastalığının oluşumunu önlediği de ayrıca gösterilmiştir.
Değerli okurlarım, gelecek hafta "Vitaminlerin Bağırsak (Kolorektal) Kanserlerinin Oluşumundaki Etki Mekanizmaları-II" konusuna kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Değerli okurlarım, gelecek hafta sizlerle yeniden birlikte olmak dileğiyle, sizlere sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
|