|
Değerli okurlarım, bugünkü konumuza, "tüm babaların "Babalar Günü"nü en içten dileklerimle kutlayarak başlamak istiyorum.
Değerli okurlarım, sıcakları daha yoğun olarak yaşamaya başladığımız bu günlerde hepimizi yakından ilgilendirecek bir konu olan "cilt kanseri" konusu ile sizlerle yeniden birlikteyiz.
Atmosferde az miktarda bulunan ozon gazı, yeryüzündeki tüm canlı varlıkları güneşin öldürücü ultraviole ışınlarına karşı koruyan bir kalkan görevi görmektedir. Ozon gazı, atmosferin üst katmanlarında bir tabaka oluşturarak güneşten gelen öldürücü ışınların filtre edilmesinde görev görmektedir. Bu sayede yeryüzüne ulaşabilen ışın miktarı canlı varlıklar için yararlı bir şekle dönüştürülebilmektedir. Ozon tabakasının birçok nedenlerle incelmesi veya delinmesi neticesinde ise bu önemli görevini yerine getirememekte, güneş ışınları tüm canlılar için bir tehlike unsuru olabilmektedir.
Yaşadığımız yüzyılda, sanayileşmenin ve teknolojinin getirdiği her türlü faydaların yanında özellikle bazı zararlı gaz atıkların ozon tabakası üzerindeki olumsuz etkileri sonucu güneşin zararlı dalga boyundaki ışınlarının süzülmesi gerçekleşememektedir.
Cilt kanseri ile birlikte ciltte erken yaşlanma, kırışıklıklar gibi birçok olumsuz gelişmenin kaynağı olduğu bilinen zararlı dalga boylarındaki ışınlardan korunulması görevi artık biz insanoğlu için kaçınılmaz olmuştur. İnsan vücudu üzerinde ve muhakkak ki ruhsal yapısında birçok olumlu etkiye sahip olduğu bilinen güneş ışınlarından bilinçli bir şekilde faydalanılamadığı takdirde zararlı etkileri ile karşılaşılacağı bilinen bir gerçektir. Özellikle ülkemiz coğrafi yapısı göz önüne alındığında yaz ayları itibarı ile güneş ışınlarının zararlı etkilerine maruz kalınma riski oldukça yüksektir....
Cilt kanseri özellikle ileri yaş hastalığı olmakla birlikte güneş ışınlarına direk maruz kalan baş, boyun, yüz cildi gibi bölgeleri tehdit etmektedir.
Tek bir hücrenin aşırı üreme potansiyeli ile doğal sürecin dışında çoğalması neticesinde oluşan kanser hastalığı cildimizde de üç farklı şekilde görülmektedir. Cilt kanseri türleri, davranış ve karakter olarak birbirlerinden farklı olsalar dahi önemli bir sağlık problemini oluşturdukları muhakkaktır.
Bazal hücreli karsinom, squamoz hücreli karsinom ve malign melanom olarak isimlendirilen üç ana grubu olan cilt kanserinin cildimizde iyileşmeyen yaralar, ben ve et benlerindeki şekil, simetri, renk ve büyüklük değişiklikleri ile ortaya çıkabileceği bilinmektedir. Bu üç tür içerisinde bazal hücreli cilt kanserinin yavaş seyirli olmasından dolayı kişiye zaman kazandırabileceği gibi, malign melanom türünün çok daha yayılma, hızlı ilerleme ve hayatı tehdit etme ihtimali taşıdığı da gözardı edilmemelidir.
Güneş ışınlarının ülkemize dik geldiği özellikle yaz aylarında öğle saatleri sırasında güneşten korunulması halinde cilt kanserinin nedenleri arasında yer alan en önemli faktörden korunulmuş olunulacaktır. Cilt kanserlerinin diğer nedenleri arasında iyonize radyasyon, kronik travma, kimyasal karsinojenler, genetik faktörler, savunma sisteminin zayıflığı gibi etkenler yer almaktadır.
Değerli okurlarım, gelecek hafta cilt kanserinin oluşumunda önemli bir risk faktörü olan "güneş ışınları" hakkında daha detaylı bilgilerimizi paylaşacağız.
Sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir hafta geçirmeniz dileğiyle,
Sorularınız için elektronik posta adresim: caglar@kktc.net
|