|
Ramazanla birlikte birçoğumuzun evinde yeme düzeni değiştiğinden, mutfaklar için çok özel bir dönemdeyiz. Ramazan'ın kendine has düzeni içinde yemek konusunda dikkat edilecek pek çok konu var. En güzel, normal yemek düzenini bozmadan iftarda içilecek bir tabak çorbanın ardından kısa bir mola vermek ve tatlı yemek için yemekten sonra biraz vakit geçmesini beklemek gerekir.
Ramazan denince kalabalık iftar sofraları aklımıza geliyor. Her geçen gün daha da hızlanan hayat pek çok alışkanlığımızı da beraberinde götürüyor. Ama Ramazan'ın bazı değerlerimize sahip çıkmak adına çok uygun bir zaman olduğunu düşünmeliyiz. İftar softalarımızı dostlarımızla paylaştıkça lezzet ve bereketinin arttığını da göreceğiz.
Ramazanda ilk akla gelen tatlı güllaçtır. Gerçek bir Osmanlı tatlısı olan güllaç ağır olmadığı için özellikle iftardan biraz sonra yenilebilecek en ideal tatlı. Geçmişe göre daha az tüketiliyor ama yine de severek yeniliyor. Padişahların tatlısı güllaç'a ilişkin en eski kayıtlar 1881 yılına dayanıyor.
Ramazan sofralarının vazgeçilmezlerinden biri de hoşaf. En çok üzüm, erik, kayısı gibi kurusu da bulunan meyveler ile armut, elma, şeftali, portakaldan yapılır. Biraz daha şekerlisine ya da ağdalısına komposto adı da verilir. Aslına bakarsak Ramazan geleneği haline gelen lezzetlerin hepsi atalarımız tarafından sağlığımıza dikkat edilerek seçilmiş. Çünkü hoşaf da vücudun bütün gün kaybettiği su ve şeker ihtiyacını karşılıyor.
Ramazan ayının ağız tadıyla ve bereketli geçmesi dileğiyle.
|