|
Ekmeğin öyküsü oldukça eskidir ve Mısırlılara kadar dayanır. Arkeolojik araştırmalar mısırlıların M.Ö. 5000 yıllarında dahi ekmek yapısını bildiklerini göstermektedir. İlk ekmek, kırılmış buğday tanelerinin koyu bir sütlü hamur halinde işlenip daha sonra güneşte kurutulması veya ısıtılmış taşlar arasında pişirilmesiyle elde edilmiştir. Başlangıçta ekmek yuvarlak ve oldukça yassıydı. Bu yüzden ekmek mayası kullanarak ekmeği pişirme usulü, ekmeğin hazırlanışında adeta çığır açan bir buluş oldu. Günümüze kadar ulaşan anlatılara göre, ekmek mayası ilk kez, bir hamur tarihte en yaratıcı pastacı şüphesiz ilk insanlardı. Kaynamış hububatı güneş tarafında ısıtılmış bir taşın üzerine koyunca ortaya en eski pasta galeta çıkıyordu. Mısır, çavdar ve buğday galetalarına değişen çağlarla birlikte haşhaş, anason ve bal katıp Mısırlılar, Yunanlılar, Romalılar ve Galyalılar ilk pastaları yapmışlardı. O zamanlarda fırıncı ve pastacı diye bir ayrım yoktu. Şekerin pek bilinmediği o çağlarda "ballı ekmek" yeniliyordu. Modern pastacılığın gerçek anlamda doğuşu 17. yüzyıla rastlar. Fransa'da 1690 yılında yayınlanmış olan "gerekli adresler" adlı kitapta Paris'teki pastacılar anlatılmakta ve bunların spesiyaliteleri tanıtılmaktadır. Artık, milföyler, turtalar ve bademli nugalar dönemi başlamıştı. Pastacılık tarihinde büyük dönüşüm Vatel'in buluşuyla oldu. Vatel'in bu icadı "krem şantiyi" (Crame Chantilly) idi. Aynı dönemde Stanislas Leezinski'de "Şampanya"yı keşfediyordu. Ünlü pastacı Carame ile birlikte, pastacılık gelişmeler gösteriyor ve Paris bir yerde pastacılığın cenneti oluyordu. Pastacılığın modern fabrikasyon ve metoduna baktığımız zaman bunun bize oldukça yakın tarihlerde gerçekleştiğini görüyoruz. Bunun nedeni de yalnızca bal ve unun çok eski çağlardan beri bilinmesinden ileri geliyor. Pastacılıkta kullanılan bazı temel maddeler o zamanlar henüz bilinmiyordu. Şimdi insanın aklına bir başka soru geliyor. Peki, o dönemde şeker, yağ, yumurta da mı bilinmiyordu?
Aslında şeker kamışından elde edilen şeker kullanılıyordu fakat bu gıda maddesi olarak değil de, daha çok bir ilaç olarak alınıyordu. Şekerin gerçek anlamda yayılışı ise 1806 yılında pancardan şeker elde edilmesiyle oldu. Yağ ise 11.yüzyılda Yunanlılar tarafından bulunmuştu. Yumurta'nın Avrupa'da tanınması ise 7.yüzyıla rastlıyordu. 4.yüzyılda ilk pastacılar loncası Roma'da kuruldu. Dönemin pastacıları yine un ve baldan yapılıyor, bazen de içlerine meyve konuluyordu. 18.yüzyıl pastacılığın altın çağlarından biri oldu. Yüzyılın en akıllı patacısı olarak anılan Favart'ın buluşlarıyla pastacılık çok gelişti.19.yüzyılla birlikte pastacılık doruk noktasına ulaşırken "çikolata" ile tanışıyorlardı. İşte o çikolata hem bütün zevkleri değiştirmeye hem de pastacılıkta yepyeni bir çığır açmaya başlamıştı. Artık pastacılar daha yaratıcı pasta formülleri keşfetmeye başlamışlardı. Tat ve temizlik, pastacılığın temel kuralı olmuştu. Gelişmeye paralel olarak pastacılıkta gerekli malzemelerde de yeni buluşlar ortaya çıkıyordu. 20. yüzyılda artık pasta yapım metotlarında formüllerin daha da geliştirilmesi, kalitenin arttırılması ön plana çıkıyordu. Artık tat kadar, pastanın sunuş biçimi de önem kazanmıştı. Pastacılığın yarın da yaşayabilmesi, gelişebilmesi için en önemli kural kaliteye önem vermektir.
|