|
Enginarın adını tarihte ilk kez bu mitolojik öyküde rastlıyoruz. Cynara'ya aşık olan ve çok kıskanan Zeus dünyaya bir fırtına yollayarak bu genç ve güzel kızın kalbini dikenli yapraklarla çevirip onu enginara dönüştürür.
Akdeniz kökenli olan bu nadide bitki yeryüzünde ilk kez Sicilya'da görülür. Roma İmparatorluğu zamanında tüm yıl yenilebilmesi için bal, sirke ve çeşitli baharatlarla hazırlanan bir sosla korunmuştur.
Enginarı alırken yaprakları açılmamış olmalı, çünkü açık yapraklar tazeliğin kaybolduğunun ve liflenmenin başladığının göstergesidir. Çok ağır çeken, taze yeşil yaprakları ve sapı olan enginarları seçmelisiniz.
Severek tükettiğimiz enginar dolmasından başka kömür ateşinde pişen enginarın tadına doyum olmaz. Zeytinyağlısının yanında, bakla, bezelye ile de pişirilir. Limon, tereyağı ve sause hollandaise ile sıcak olarak, mayonez ile soğuk olarak yenir. Yaprakları üzerinde pişirilirse, bu yapraklar emilerek yenir. Enginarın en güzel yeri ise göbek denilen kısımdır. Bazen yalnız göbek kısmı pişirilerek yumurta, peynir, kuzu, tavuk eti ve deniz ürünlerinden özellikle karides ile iyi gider.
|