Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yine polis, yine dayak
Kuzey Kıbrıs Turkcell'den sonra KKTC Telsim de (Vodafone) , hükümetten lisansını aldı
Yaşadığını zannettiği olaylar, ceza yemesine neden oldu
Şimdilik uyardılar süresiz grev kapıda
Zeyna, göreve hızlı başladı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Ete lezzet katan hardal

Ali Özçil

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Ağustos 2007, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hardal, bundan yaklaşık 5 bin yıl önce Hindistan ve Çin'de ilk kez yetiştirilip kullanılmaya başlanmış. O zamanlar ya susam yağında pişirilir, ya da et veya buğday unundan yapılan yemeklere katılırmış. Eski Yunan uygarlığında yemeklerin ana katkı maddelerinden biri haline gelmiş. Avuç dolusu kullanılan hardal tohumlarının, bozulmaya başlamış etlerin ağır kokusunu astırmada diğer baharatlardan daha etkili olduğu söyleniyor. Eski Mısırlılar da hardalı aynı özelliğinden dolayı tercih ediyorlardı. Yunanlılar hardalın iki özelliğinin daha bilincindeydiler. Onun antiseptik etkisini ve sindirimi kolaylaştırdığını anlamışlardı. Hardalı mutfakta olduğu kadar çeşitli ilaçlarda da kullanıyorlardı. Ancak hardalı dövüp tozunu macun haline getirerek, onun özelliklerini bütünüyle ortaya çıkarmayı ilk kez Romalılar buldu. Romalılar toz halindeki hardalı üzüm şırası, sirke, zeytinyağı ve balla karıştırıyorlardı. Hardal tohumu çeşitli turşulara da katılıyor, etlerin uzun süre saklanması için kullanılıyordu. Bu iş için de genellikle bal, tuz ve sirkeyle karıştırılıyordu.

Çok eski dönemlerde hardalın yaprakları sadece yemek olarak pişirilmiş. Özellikle uzak doğu ülkelerinde hâlâ hardal yaprakları pişirilip yeniliyor. Ancak tohumları giderek yapraklarından daha fazla önem kazanmış ve yemeklere lezzet katmada da kullanılmış.

Fransız topraklarına da hardalı Romalılar tanıttı. Fransızlar kısa sürede hardalı benimsediler ve yüzyıllar içinde bu bitkiyi başarıyla geliştirip değerlendirdiler. Özellikle Paris teki St.Germains des Pres keşişleri 10. yüzyıldan itibaren hardal üretiminde çok ustalaştılar.15.yüzyıldan itibaren Paris belediye başkanı hardal yapım hakkını ve teknolojisini Dijon'daki sirke üreticileri ile paylaştı.Zaman içinde Dijon hardal konusunda ülkenin bir numaralı kenti haline geldi.O dönemde hardal çoğunlukla evlerde hazırlanıyordu.Önce bir havanda hardal taneleri ezilir,sonra su ya da sirkeyle karıştırılırdı.15.yüzyıldan itibaren hardal,tuzlu balık ve yabandomuzu yemeklerinin vazgeçilmez baharatıydı.

Hardal bitkisi, birbirinden az çok farklar gösteren üç türdür. Bunlar kara hardal, esmer hardal ve beyaz hardal. Bu adlar bitki tohumlarının renklerine göre verilmiş. Hardal tohumları ne renk olursa olsun, çiçekleri sarı bir bitki. Bizim yemeklerde kullandığımız hardal, gerek kara, gerekse esmer hardal tohumlarının, bazen de her ikisinin birlikte öğütülerek toz haline getirilmesiyle hazırlanıyor. Siyah hardal önce Uzakdoğu da yetişmiş. Beyaz hardalın anavatanı ise, pek çok bitki ve hayvan türünde olduğu gibi Anadolu, Ortadoğu ve Akdeniz havzasında da çok eski çağlardan beri yetişiyor. Ancak günümüzde pek çok ülkede hardal üretimi yapılıyor.

Geçmişten günümüze, hardal daha çok pişmiş bir yemeğin yanında baharat olarak kullanılmış ya da bir sebze olarak pişirilmiş, Ancak bugün modern mutfakta, yemeklere pişerken katılan önemli bir malzeme konumunda. Modern gastronomi, hardalın pişme sırasında yemeklere katıldığında, diğer baharat çeşitlerinin sağladığından çok daha kompleks aromaları yiyeceklere kazandırdığını keşfetmiş durumda. Ayrıca sosları koyulaştırıcı katkı maddesi olarak da çok değerli. Hardalın da çok yakıştığı yiyecekler var. Yağlı balık ve et çeşitleri. Bunların dışında domates, taze fasulye gibi malzemelerle de çok iyi uyum gösteriyor hardal. Pişerken yemeklere katıldığında su etkisiyle kısa sürede yakıcılığını yitiriyor, geriye yalnızca aroması kalıyor. Eğer yemekte hardalın yakıcılığının da kalması arzu ediliyorsa, mümkün olduğunca pişmenin son anında katılmasında yarar var.

Hardalın tedavide de çok önemli bir konumu var. Dünyanın birçok bölgesinde mahalli tedavi yöntemleri içerisinde hardaldan yararlanılıyor. Bitkinin bu amaçla en çok kullanılan bölümü tohumları. Hardal tohumu içindeki güçlü keskin yağın birçok özelliği olduğu biliniyor. Eski dönemlerde kalbi güçlendirdiğine, solunum ve sindirim sistemlerine iyi geldiğine inanılıyordu.

İnsanlık tarihinin en eski dönemlerinden bu yana sofralardan eksik olmayan hardal gerçek ağzının tadını bilenlere hitap etmeyi sürdürüyor.

   1418 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Haziran 2008, Pazar   Yazın sevilen meyvesi kiraz
22 Haziran 2008, Pazar   Dondurma sıcak günlerin serin keyfi
16 Haziran 2008, Pazartesi   Mis kokulu kavun
25 Mayıs 2008, Pazar   Hayatın tadı 'Tuz'u
19 Mayıs 2008, Pazartesi   Pikniklerin vazgeçilmezi sandviçin öyküsü
16 Mart 2008, Pazar   Sevdiğimiz meyve çilek
10 Mart 2008, Pazartesi   Aşçı'nın en büyük hayali "Michelin'in Yıldızı"
02 Mart 2008, Pazar   YEMEKLERE LEZZET KATAN SARIMSAK
24 Şubat 2008, Pazar   BAHARIN MÜJDECİSİ BADEM ÇİÇEKLERİ AÇTI
03 Şubat 2008, Pazar   KIŞ AYLARINDA İÇİMİZİ ISITAN SALEP



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ESAS YÜZLEŞME...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Usanmadım dersem yalan olur... Ve sesiz se...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (24)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

"KÖPEKLER GELDİ!.." (*)

Bilbay Eminoğlu

Gitti gider bu ülke!

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

EŞEL MOBİL KAVGASI

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital