Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Nev başkenti "Alev Alev" yaktı
Gazimağusa'da bu akşam Bonnie Tyler var
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Futbolcular istediğini aldı
Hasan Olgu ve Fırat Yalova'da

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

EŞCİNSELLİĞE KARŞIYIZ

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Eylül 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yaklaşık bir yıl önce eşcinsellerle ilgili olarak yazdığım yazılara, bugün 1 yıl sonra, hâlâ çeşitli görüşler ve elektronik postalar alıyorum.

Bunlar, genellikle toplum tarafında dışlanmanın ya da dışlanma korkusunun altında ezilen, ancak, ses veremeyen kişilerden geliyor.

Toplum olarak, neredeyse homofobik ve eşcinselliği bulaşıcı bir hastalık olarak gördüğümüz gerçeği, en sıradan sohbetlerde karşımıza çıkabiliyor.

Eşcinsellik bulaşıcı ve ölümcül bir hastlalık!

Bu kişilerin varlıklarından bahsetmek ise, en tehlikeli uğraş, belli düşüncelere göre. Çünkü, her an, sağlıklı yapımıza bulaşabilir.

Bu konuyla ilgili gelen görüşlerin bir tarafında, bu dışlama refleksi, diğer tarafında da bu dışlama sonucunda yaşanan sıkıntı var.

Cinsel tercihleri, "biz"den farklı olanlar, karşı cinsle evlenmek zorunda bırakılıp, kendi kimliğini inkâra zorlanıyor.

Ve böylelikle, hepimizin normalleştirdiği sosyal bir cezalandırma süreci yaşanıyor.

Konuyla ilgili gelen elektronik postalardan birinde, ailesi tarafında cinsel eğilimleri sorgulanmaya başlayınca evden kaçıp, ülke değiştiren bir eşcinselin hikâyesi vardı.

Tekrar geri dönmeyi ve ailesiyle yüzleşmeyi düşünemediğini, ancak tercihleri doğrultusunda evlenmek istediğini söylüyor.

Bir başka postada ise, farklı yerlerde kendine kabul görebileceği bir düzen arayışının yıkıcılığını anlatıyor bir akademisyen.

Özellikle son zamanlarda gelen birkaç elektronik posta, bu konu ile ilgili beni tekrar düşünmeye yöneltti.

Bu düşünceler de kısa bir araştırma yapmaya.

Eylül 2006'da 34 Avrupa ülkesi ile birlikte Kuzey Kıbrıs'ta da bir araştırma gerçekleştirilmiş.

KADEM işbirliği ile Eurobarometer tarafından yapılan bu araştırma, temelde eşcinsel yönelimlere toplum olarak nasıl yaklaştığımız ile ilgili.

500 kişi üzerinde yapılan araştırmada, eşcinsel evliliklere izin verilmesine, %74.8 oranında karşı çıkıyoruz.

Aynı zamanda, Avrupa'da eşcinsel çiftlerin evlat edinmesine de yine %72.4 oranında karşıyız.

KADEM Direktörü Muharrem Faiz, bu oranların, Avrupa'daki en düşük oranlar olduğunu söylüyor.

Ve sosyal bir sorun yaratan bu anlayışın, ancak sivil toplum inisiyatifleri ve siyasi iradeyle değiştirilebileceğini söylüyor.

Konu hâlâ çok ciddi bir tabu.

Ama, Cumhuriyet Meclisi, bir süre önce, Avrupa Birliği ile uyumlaştırma kapsamında, cinsel eğilimle ilgili ayrımcılık içeren yasaların tadil edilmesine karar vermişti.

Bu konu ile ilgili bir de komite oluşturuldu.

Ancak aradan geçen bir yıllık süre içinde bu yönde bir gelişme sağlanamadı.

Bizdeki ceza yasasına göre, eşcinsel ilişkiler, sadece erkek varlığı göz önünde bulundurularak, "doğaya aykırı" kabul ediliyor ve bu tercihte bulunanların, hapislikle cezalandırılmasını öngörüyor.

Avrupa Birliği ise, cinsel eğilim hakkındaki kurallarla ilgili olarak, tüm üye devletlerine 2003 Aralığı'na kadar yasal sistemlerini ayrımcılık karşısında uyarlamalarını şart koşmuştu.

Güney Kıbrıs, Avrupa Birliği'ne üye olmadan kısa bir süre önce, kilise dâhil, karşılaştığı her türlü tepkiye rağmen, yasalarını uyumlaştırdı.

Kuzey Kıbrıs'ın herhangi bir uyumlaştırma için yasal bir aceleciliği yok.

Ancak bu olmamasına rağmen meclisin aldığı karar önemli.

Umarım, yeni dönemde bu konuda bir gelişme yaşanır.

Yine de yasalardan öte, anlayışlar konusunda da yapılması gereken çok şey var.

Yapılan çeşitli araştırmalarda, Kıbrıs genelinde, 25.000 eşcinselin yaşadığı belirtiliyor.

Bunlardan birçoğu, baskı sonucu kimliğini açıklayamama ve sağlıksız psikolojik koşullarda hayatını sürdürmeye zorlanma gibi sorunlar yaşıyor.

Uzmanlar, ülkedeki birçok eşcinsel arasında, intihar eğiliminin oldukça yaygın olduğunu vurguluyor.

Ama bu çile niye?

Toplum içinde beslenen böylesi reddedişler, sadece cinsel kimlikler değil, "standart dışı" kabul ettiğimiz her konuda yasakçı ve dışlayıcı bir anlayışı çoğaltmaktan başka bir işe yaramaz.

Sırf kendi kurallarımıza göre yaşamıyorlar diye ceza vermek, ağır bir yumruk olup, görünmez dayaklar atmak, ne kadar insani değerlerle bağdaştırılabilir ki?

   1168 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Temmuz 2008, Cumartesi   AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK
04 Temmuz 2008, Cuma   KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER
27 Haziran 2008, Cuma   BU HAVADA, BU ADADA KANSER OLMAK
25 Haziran 2008, Çarşamba   DÜNYANIN DEĞİŞEN FOTOĞRAFLARI
19 Haziran 2008, Perşembe   ÇARESİZLİĞE DENEYİMLİ FARELERİN ÇIRPINIŞI
18 Haziran 2008, Çarşamba   FREKANS KAVGALARI ve YAYINCILIK
17 Haziran 2008, Salı   BELLİ Kİ BU REZALETE KİMSE DUR DİYEMİYOR
14 Haziran 2008, Cumartesi   O GECE
13 Haziran 2008, Cuma   NÜFUS ve RAKAMLARIN ÖTESİNDEKİLER
12 Haziran 2008, Perşembe   AZINLIK HALİ


Yorum Sayısı:   7
  yalnızlar rıhtımı         - Girne 30 Eylül 2007, Pazar 21:22 
Burda tartışan arkadaşlar boşuna tartışıyorlar. Çünkü biz Kuzey Kıbrıs'taki en temel insan haklarından yoksun eşcinsellerden bahsetmekteyiz. Evlilik ve evlat edinme işlemleri çok sonraki aşamalar bizim için. bun ları konuşmak için çok erken burda. Bunlar İngiltere'de var. doğrudur. Gay hospitaller, üniversitelerde gay departmanları var. Cinsel tercih doğuştan gelmektedir. Hatta ABD'de yapılan bir bilimsel çalışma göstermiştir ki gay bir erkeğin kendi kanından olan çocukları heteroseksüeldir. Çocukların gay olma olasılığı çok düşüktür. Özgür düşünceye açık, sevebilen ve maddi durumu iyi olan bir eşcinsel neden evlat edinmesin? Hatta belki de daha sağlıklı bir çocuk yatiştirebilecektir. Geleneksel aile yapısı ülkemizde bile çökmüştür.Mahkemeler boşanmanın eşiğinde heteroseksüel eşlerle dolup taşmakta, heteroseksüellerin özellikle boşanmış olanların çocukları uyuşturucu batağına saplanmaktadır. Hani din nerde, hani islam nerde? Din dönemi her yerde kapanmıştır ve başarısızlığa ulaşmıştır. Savaşların çoğu din yüzünden çıkmakta ve milyonlarca insan bu uğurda ölmekte ve öldürülmektedir. Hani dinin getirdiği huzur barış sevgi ve mutluluk? Nerde?
  Serhat Alkan         - Lefkoşa 25 Eylül 2007, Salı 18:10 
Sayın Duruca isimli arkadaşıma,
Sizin eşcinselliğinizi veya içinizden gelen istekleri sorgulayan veya aşağılayan yok. Eşcinsellikten vaz geçin veya geçmeyin diyen de yok. Bunun sebebini veya sonucunu yargılayan da yok. Ergin bir kişi neyi nerede ve kiminle yapmak isterse yapar ve buna da kendisi karar verir. Takındığınız saldırgan ve aşağılayıcı tutumu bir kenara bırakarak yazdıklarımı bir daha okursanız benim de sizin tezinizi desteklediğimi anlarsınız. Cinsel tercihlerin konuşulması ve ortaya dökülmesi bile özel hayatın ifşası, değil ki başkalarına tavsiye etmek veya nispet eder gibi cümleler yazmak; oldukça çirkin. Kimse kimsenin özel hayatını ihlal edemez ve sorgulayamaz. Ben hiçbir zaman kimseyi cinsel kimliğinden ötürü yargılamadım ve sonuç çıkarmadım sırf bilginiz olsun diye yazıyorum.
Ancak evlilik konusunda belirttiğim fikirler evliliğin eşcinselliğe aykırı olduğunu düşündüğümden dolayı yazılmıştır. Evlilik bir erkekle bir kadın arasında kurulan bir bağ. Ben bunu söylerken eşcinseller kendi aralarında bağlar oluşturmasın veya birliktelikleri yasaklansın demek istemiyorum. Ama bu evlilik olmamalı benim fikrimce.
Ayrıca sizin toplumdan dışlanmanızda takındığınız saldırgan ve aşağılayıcı tavrın da etkisi var diye düşünmenizi tavsiye ediyorum. Benim genellikle eşcinselleri destekler nitelikte olan yazıma bile, sizle hemfikir olmayan bölümler içeriyor diye hakarete varan aşağılayıcı, yok Allahı kullanarak 7 karı almalar, yok benim yetiştirdiğim çocuklarla sizin yetiştirdiklerinizi karşılaştırmalar, yok benden daha ahlaklı, daha okumuş ve daha zengin olduğu iddiaları, benim din ayaklarına yatmam falan. Bunlar iki kişi arasında bile diyaloğu zayıflatan, konuşarak anlaşmayı engelleyen, kusura bakmayın ama yüksek tahsile yakışmayan saldırganca ve ucuz şövence laflar. Birkere yazımı sakin olarak bir kez daha okursanız benim size ne ahlağı düşük, ne kültürsüz, ne okumamış ne de fakir demediğimi fark edeceksiniz. Hele sizin paranızın burada hiç mi hiç konuyla ilgisi yok. Ben sadece evlilik konusunda düşündüklerimi söyledim. Ayrıca eşcinselin evladının eşcinsel olacağı diye bir iddiam da yok. Sadece çocuk psikolojisinde anne ve babanın ayrı ayrı önemli olduğunu ve kişilerin kendi tercihlerine bir çocuğu da birlikte olmaya zorlamamaları gerektiğini düşündüğümü yazdım, hala da aynı fikirdeyim. Siz İngiltereden veya nereden olursa olsun çocuk alırsanız güle güle büyütün. Ben zaten kendi çocuklarımı şöyle yapacağım böyle yapacağım diye bir iddiada değilim. Zaten yarışta da değilim. Elimden geldiği kadarıyla yetiştirmeye çalışıyorum. Zaten sizin belirttiğiniz yüksek maddi imkanlara da sahip değilim. Ama şunu biliyorum çocuk yetiştirmede maddi imkan sizin sandığınız kadar en önemli şey değil.Para ne kadar çok olursa olsun, ne olmayan bir ananın ne de olmayan bir babanın yerini alamaz. İnşaallah herşey sizin istediğiniz gibi olur çocuğunu da istediğin gibi yetiştirirsin, daha doğrusu hepimiz yetiştiririz.
Malumat için söylüyorum, ne Allahın ne de Hz.Muhammed in adını kullanarak herhangi bir yere olta atmıyorum. Tek eşim var ve tek eşli olmaktan da son derece mutluyum, eşcinsellerle herhangi bir sorunum yok, ne eleştiririm, ne de eleştirmeye hakkım olduğuna inanırım. Tüm insanların olduğuna inandığım hakların sahibi olduğuna inanırım. Sizin gibi bugüne kadar ne kimseye hakaret ettim, ne aşağıladım ne de kadınlardan bahsederken KARI tabirini kullandım.
Sğlık ve mutluluklar
  Duruca         - Girne 25 Eylül 2007, Salı 05:05 
Escinsellik cinsel bir tercih degil, hetoreseksuellik gibi dogustan icgudusel bir duygu. Aksini iddia edip de escinsellerin cinsel yasamlarini degistirmesi gerektigine iddia edenleri; escinsel iliskiye girip, sadece bu tezlerini sinamak icin kendilerinin degismeye calismasini tavsiye ederim. eger basarabilir escinsel olabilirlerse, nasil basardiklarinin sirrini soylesinler de escinseller de ayni yontemle heteroseksuel olsunlar!!!!
  Duruca         - Girne 25 Eylül 2007, Salı 05:04 
Sayin Serhat Alkan, Ben hetoreseksuel bir anne baba tarafindan, heterosexuel bir toplumda yestistim ve escinselim! Escinsel bir ciftin yetistirecegi cocuk escinsel degilse okadar kolay escinsel olunmaz, merak etme...bir escinsel olarak sendsen cok daha yuksek ahlaki presiplere sahip oldugumu,cok daha yuksek egitim gordugumu ve maddi yonden de senden cok daha varlikli oldugumu ve benim gibi bircok escinselin de ayni durumda oldugunu soyleyebilirim...Su anda Ingiltere de evlat edinme prosedurunun son asamasindayim ve umarim birgun benim yetistirdigim cocuklarla senin yetistirdiklerini mukayese etme imkanimiz olur! Kim daha iyi is yapti goruruz! oyle bos laflar sarfedip de benim escinsellerle sorunum yok deyip de onlari ikinci sinif vatandas gormek cifte standarttir. herkes kanun onunde esittr.Senin evlenip cocuk sahibi olmaya hakkin oldugu gibi, vergisini odeyen, oyunu kullanan, vatandaslik vazifesini yerine getiren herkesin de hakki vardir...cinsel oriyantasyonu, ozuru, dili, dini ne olursa olsun. Senin musluman ayaklarin, kutsal aile hikayelerin demode oldu. Evliligin kutsalligi nerede; evlenen her 10 ciftin 4 u ayriklikla son buluyor...Senin gibi dusunenler Allahin, Muhammedin (SAV) adini kullanarak 7 tane kari da istiyor....hadi git Allah icin, baska tarafta oltani at.
  Serhat Alkan         - Lefkoşa 24 Eylül 2007, Pazartesi 16:49 
Sayın Basri,
Genellikle görmezlikten gelinen bu konuya temas etmeniz çok müsbet ve takdire şayan bir hareket, bu yüzden sizi tebrik ederim. Fakat uzun süreden beri benim iddia ettiğim bir olay var. Bizde hastalığın teşhisi doğru olabiliyor da genellikle tedaviyi yanlış seçiyoruz bu yüzden yazdığımız reçete genellikle faydasız oluyor. Burda da böyle. Eşcinseller konusunda atmamız gereken çok fazla adım var evet doğru. En önce kafamıza sokmamız gereken şey, sadece bizim ve bize benzeyenlerin değil herkesin yaşama ve hayattan zevk alma hakkının olduğudur. Eşcinsellerle birlikte biz toplum olarak daha birçok kişiye hayatı zından ediyoruz ve bundan da gocunmuyoruz. Bizim suçumuz bu. Dikkatinizi celbetmek isterim bu suçu biz sadece eşcinsellere karşı mı işliyoruz?. Bedensel engellilere, zeka özürlülere, kişiliği ve zevkleri bizden farklı olanlara hatta şişmanlara, bile aynı eziyeti yaşatmıyormuyuz biz. Hayatını zehretmek için elimizden geleni yapmıyormuyuz. İşte problem bu. Halledeceğimiz şey bu. Yoksa sizin tavsiye ettiğiniz gibi erkeği erkekle veya kadını kadınla evlendirmek bunun çözümü değil, hatta meseleyi daha da zorlaştırır. Sizin uslubunuzu artık biliyorum ben meselelere biraz değişik yaklaşıyor ve sansasyonel ve fantastik çözümler tavsiye ediyorsunuz ama bu çalışmaz. Nedeni şu? Evlilik resmi ve dini bir kurumdur. Bir kadın ve bir erkek evlenmek suretiyle kanun önünde ve eğer inanıyorlarsa Allah huzurunda bir araya geliyorlar. Neden? devlet indinde meşru ve eğer inanıyorlarsa mübah bir hayat yaşamak ve ülkenin bekasını sağlayacak yeni nesiller dünyaya getirmek için.
Bizler ne kadar olumlu yaklaşırsak yaklaşalım iki erkeğin veya iki kadının biribirine cinsi istek duyması tabii değil. Onların diğer insanlardan farklı tercihlerde oldukları inkar edilmez bir gerçek. Bu onları kanunlar ve toplum önünde suçlu yapmamalı fakat devlet organları bu doğal olmayan beraberliği resmen teyid ederek evlilik kurumunu çalıştırmamalı. Çünki evlilik müessesesi sadece bir kadın ve bir erkek için muteber. Ha! siz derseniz ki, kanunlarımızı düzenleyelim,bu vatandaşlarımızın durumunu suç ve kendilerini suçlu olmaktan kurtaralım DOĞRU, derseniz ki toplumumuzu eğitelim ve onlara eziyet etmiyelim, hatta ONLAR tabirini bile yok edelim HAKLISINIZ. Her vatandaşın haklarından herkes eşit faydalanmalı ama evlilik buna müstesna. Hele hele iki eşcinselin evlat edinemsini savunmanız, kusura bakmayın sayın Basri ama bir FELAKET. Sizin çocuğunuz yok mu acaba diye düşünüyorum. Bir çocuğun gelişmesinde ana ve babanın mevcudiyetinin ne kadar önemli olduğunu bilmiyormusunuz? o yavrunun ruhi ve bedensel gelişimini hiç düşünmüyormusunuz?. Boşanmanın bile hatta ana babanın kavgasının bile çocukta ne yıkıcı etki yaptığını hiç duymadınız mı? Nasıl bir çocuğun aynı yatakta yatan iki erkeğin veya iki kadının yanında yetişmesini savunabilirsiniz.
Şimdi her ne sebeple olursa olsun geneleve düşmüş bir bayandan bahsediyor olsak, o bayanın kişisel haklarını savunmak, onun toplumdan dışlanmasını ve hayatını rahat yaşamasını savunsak çok haklı oluruz ve sonuna kadar destek buluruz ama bu hanımın küçük bir çocuğu genelev ortamında büyütmesini savunsak burda doğru olmayan bişeyler var. Tabii ki ben eşcinsellerin evi genelev ortamı gibidir demek istemiyorum bu sadece bir örnek fakat. İki erkek veya iki kadından müteşekkil bir aile asla çocuk yetiştirmek için uygun değil. Bence tercihi bu yönde olan arkadaşlarımız Asla zulüm ve aşağılanmaya maruz kalmadan istedikleri kişi ile kendi seçecekleri hayat tarzını idame ettirmekte serbest olmalı fakat buna resmi evlilik kurumunu uyguz zemin haline getirmeyi düşünmemelidirler. Özellikle bu hayat tarzını çocuğa da yaşatmak büyük bir haksızlık.
Dini yönüne gelince dinimizde böyle ilişkilere zaten pek sıcak bakılmıyor. Bir kadın ve erkeğin bile evlilik bağı olmayan ilişkisi İslami yönden yasak. Ama din kuralları sadece inanan ve isteyeni bağlar. Üstüne üstlük dinen eşcinsellere eziyet edebilir onların hayatını zından edebilirsiniz diye bir fırsat da yok. Herkes hesabını Allaha verecek.
Ama dikkatimi çeken, sizin bir köşe yazarı olarak kısa süreler önce dindarlar, örtülü bayanlar ve Kuran kursları ile ilgili yazılarınızda kişilerin din öğrenme, İslami giyinme gibi konulardaki kişisel tercihlerine, eşcinsellerin kişisel tercihleri kadar sıcak ve olumlu bakmadığınızdır. İnancı gereği başını bağlayan bir kızımızın da aynen bir eşcinsel gibi toplumdan baskı gördüğünü, dışlandığını hatta daha öteye gidersek eğitim hakkının bile elinden alındığını görmezlikten geldiğinizdir. Bu çifte standart niye?. Eşcinsel haklarını savunan biri dindarların haklarına nasıl kulak tıkayabailir. O zaman söyledikkleri toplumda nasıl etkili olur?
Yazıma tüm insanlara, şekli ve tarzı hayatı ne olursa olsun İNSAN HAKLARI dileyerek son veriyorum
  yalnızlar rıhtımı         - Girne 22 Eylül 2007, Cumartesi 05:40 
Aysu Hanım,

Kuzey Kıbrıs'taki eşcinsel sorununa değinmeniz ve bu konu üzerinde birkaç kez yazı yazmanız takdire şayandır. Çok teşekkürler. Eşcinsellik ülkemizde her zaman istismar edilen göz ardı edilen ve dost sohbetlerinde her zaman aşağılanan bir konu ola gelmiştir. yasaklar sorunu çözmekten öte daha da sorunlar yaratmaya neden olmaktadır. Baskı altındaki genç hayatının hatasını yaparak evlenebilmekte, hem kendi yaşamını hem de diğer insanın hayatını çekilmez bir hale getirmektedir. Özgürlüğü seçen daha cesaretli eşcinseller ise sürekli istismar edilmekte, hatta zaman zaman sömürü aracı olarak kullanılmaktadır. Konu çok geniştir ve burda konuyu açmak sayfalar alabilir. Çoğu eşcinsel cinsel kimliğini gizlemek zorunda bırakılmakta, tam bir suskunluk ve kapalı kapılar ardında yaşanan bir yaşamı seçmektedirler. Cinsel ayrımcılık ise başlı başına bir felaket olarak önümüzde durmaktadır. Bu ayrımcılık her türlü sömürüye ve istismara sebebiyet vermektedir. İngiliz sömürge döneminden kalma Victoria yasaları hala orda durmaktadır ve artık bütün dünyanın hastalık olarak kabul etmediği eşcinsellik en ağır suçlar arasında yer almaktadır. Şimdi herkese sormak istiyorum. Ne zaman biz de çağdaş dünya değerleriyle buluşacağız? Ne zaman bu istismar son bulacak ve insan haklarından kendi payımıza düşeni alacağız? Avrupalı olmak adına yola çıkan yöneticilerimiz ne zaman bu konular üzerine eğilecek ve hedef alınan Avrupalılık değerleri ne zaman hayata geçirilecek?

Çok zor ve çetrefilli bir konuyu seçtiğinizden dolayı sizi çok tebrik ederim. Sanırım sizden başka da kimse bu konuyu ele alma cesareti bile gösteremedi. Tabi ki her konuda olduğu gibi toplumumuz bu konuda da çok suskun. Herkesin söyleyecek çok şeyi var ama konuşan ifade eden yok. Birşey olmayacağını bile bile yine de konu üzerinde zaman harcadığınız için ben kendi şahsım adına size çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle
  Bir Dost         - Londra 21 Eylül 2007, Cuma 23:12 
Bu konuyu, belli araliklarla ele alip, toplumdaki escinselligin uzerini ortmeye calisanlara hatirlattiginiz icin size tesekkurler.

Escinsel bir tabirle 'out' yani escinselligini saklamayan insanlarin maruz kaldigi baskilar artik kalkmali. Bu, yalnizca yasalar nezdinde degil, insanlarin beyinlerinde bir cozume ulastigi zaman vuku bulabilir. Bu baskilar kalktigi zaman, gizli escinseller de cinsel kimliklerini aciklamakta daha ozgur hissedeceklerdir.

Bilmenizi istedigim bir husus var ki o da sudur; escinselleri ezmeye yonelik hareketlerin tek nedeni toplumsal homofobi degil, kendi escinselligini kabullenemeyen bireylerin ofkesidir. Maskulen gorunumunun arkasina siginarak escinsel iliski yasayan bir cok erkek var. Bu erkekler, ilk firsatta escinselleri kotuleyerek kendileri olduklarindan farkli gotermeye calisirlar ve toplumsal homofobiye de katkida bulunurlar.

Her sey acik acik konusulmadan, bir heteroseksuel bir homoseksuelin yatagi disindaki hayatinin alisilagelmis bir hayat oldugunu anlayamaz.
Umarim escinsellik konusulmaya devam eder.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital