Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Lefkoşa Merkezi Cezaevi: Uyuşturucu ticareti merkezi
Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek yurttaşlık kesindir
Talat yanlış yoldan dönsün, bunu yapamıyorsa istifa etsin
Eşel mobil grevi hayatı durduracak
Eski Cumhurbaşkanı Denktaş: Teslimiyete gidiyoruz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

BEŞİNCİ MEVSİM EYLÜL

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Eylül 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ve Eylül bitti.

Eylül'e dair çok kitaplar, şiirler yazıldı.

Şarkılar bestelendi.

Hâlâ Eylül'e dair yazılmaya devam ediliyor.

Eylül, yüzü olmayan bir sevgili özlemi gibi, adressiz bir sokak kokusu gibi ilham veriyor, üretenlere.

Vermeye de devam edecek.

Çünkü, bitmeyen ve adresi hiç işaret edilmeyecek bir zaman ruhu taşıyor, Eylül içinde.

Ama en fazla aşkı baş köşeye yerleştiren zamanın bu sihirli vakti, en acılı darbelere ve savaşlara tanıklık etmiş.

Tarihe geçecek en yıkıcı saldırılara da sahne olmuş.

Acıdan ve kandan, ayrılıklardan, yeni selamlaşmalar yaratacak kadar farklı değişken bir ruha sahip gibi geliyor bana yılın bu zamanları.

Yahudi asıllı bir Türk eğitimci ve siyasetçi olan, Avram Galanti, Eylül'ün, Akadlıların altıncı ayı olduğunu ve sevinçten haykırmak anlamına geldiğini söyler.

Ama nedense sevinçten haykırmakla çok özdeşleştiremiyorum ben, Eylül'ü.

Daha çok bir veda gibi.

Adressiz ve yüzsüz bir özlem gibi Eylül benim için.

Gözleri kamaştıran bir sabah tazeliği ile başlayıp, zamanı, özlenen bir ürpertiyle devam eden akşamlara taşıyan, ayrı bir ruh gibi.

Sanki, ruhu eksik bir saatin tam da ruhunu bulduğu 30 günlük bir tatil.

Kendinden gidişlere bir tatil veren zaman.

Her anın, kendine özgü bir kokusu ve her mevsimin kendine özgü bir tadı vardır.

Eylül, sonbahar değil, ama biten bir pamuk şekeri çubuğuna bırakılmış bir şeker tadı gibi.

Biten bir yazı, hatıra defterinde temize çekmeye alışkın zamanların ayrı bir mevsimi gibi.

En fazla o zamanlarda hatırlanır tatlar ve yaşananlar.

En fazla giderken.

Ve Eylül kendiyle gelirken, hayattan gidenlere bir selam gibi yerleşir insanın dizinin dibine.

Bütün hayatını bir film şeridi uzunluğunda ve bir film şeridi kesinliğinde, o kadar anda vurur insanın yüzüne.

Sözlükler, Eylül'ün süryanice üzüm anlamına geldiğini söyler, mesela.

Sarhoşluğun en güzel hali şaraba, ruhunu veren üzüm, adını verdiği Eylül'de kesinlikle, insanın en sarhoş zamanını yaratıyor.

Ama bu daha çok kendine ayılan bir sarhoşluk.

Eylül bir mevsimin başlangıcı değil, kendi içinde beşinci bir mevsim gibi.

Ona yakışan bir zaman yok çünkü.

Ona yakışan, mevsimi tamamlayacak başka aylar da yok yanına yerleştirebileceğiniz.

Onu, kısacık, tek başına sadece onda yaşayabileceğiniz bir zamana yapışık olarak duyumsayabilirsiniz ancak.

Birşeylerin bittiği, birşeylerin yeniden kaldığı yerden devam ettiği zamanların mevsimi Eylül.

Kaldığı yerden devam etmek demek, eskiyi ve alışkanlıkları tekrarlamak demek.

Hep başka zamanlarda, başka koşullarda, ama hep aynı telaşla, hep aynı tatla.

Ama Eylül, ne kadar aynı olsa da nakaratlar, kendini farklı bir tınıyla bu aynılıktan çekip kurtarabilecek bir devinime sahip.

Yağmura inat, yağmur kokusuna tezat, daha yağarken yağmur, tüm cesaretiyle açan güneş gibi.

Kim bilir, belki de o yüzden sevinçten haykırmak anlamına geliyor.

Zamanı yarıp geçebilme, kendi kilitlerini çözebilme kanıtı gibi sevinçten haykırtabiliyor insanoğlunu.

Eylül'ü hatırlayabilen herkesi.

Çünkü, Eylül'ü hatırlayabilen herkes bu zamana aşık vakitlerde en güzel anlarını yakalayabiliyor hayatın.

Mesela Nazım Hikmet, en güzel aşk şiirlerini hep Eylüllerde yazmış.

Bir Eylül günü,

"Sana söylemek istediğim en güzel söz,

henüz söylememiş olduğum sözdür"

diyen Nazım, bundan tam 62 yıl önce, 30 Eylül 1945'de

Seni düşünmek güzel şey,

Ümitli şey

Dünyanın en güzel sesinden en güzel

Şarkıyı dinlemek gibi bir şey.

Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil,

şarkı söylemek istiyorum... diyor.

Eylül giderken ve kendini hiçbir zamana bulaşık bırakmayacakken, Eylül'ü dinlemeli galiba.

Ve Eylül'ü kesinlikle yaşamalı.

   755 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Temmuz 2008, Cuma   KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER
27 Haziran 2008, Cuma   BU HAVADA, BU ADADA KANSER OLMAK
25 Haziran 2008, Çarşamba   DÜNYANIN DEĞİŞEN FOTOĞRAFLARI
19 Haziran 2008, Perşembe   ÇARESİZLİĞE DENEYİMLİ FARELERİN ÇIRPINIŞI
18 Haziran 2008, Çarşamba   FREKANS KAVGALARI ve YAYINCILIK
17 Haziran 2008, Salı   BELLİ Kİ BU REZALETE KİMSE DUR DİYEMİYOR
14 Haziran 2008, Cumartesi   O GECE
13 Haziran 2008, Cuma   NÜFUS ve RAKAMLARIN ÖTESİNDEKİLER
12 Haziran 2008, Perşembe   AZINLIK HALİ
11 Haziran 2008, Çarşamba   YENİ KATLİAM BÖLGESİ İPSARO



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2177 1.2263
1 STERLİN 2.4266 2.4447
1 EURO 1.9235 1.9370



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ANALARINDAN DOĞDUKLARINA...

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bil...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..

Bilbay Eminoğlu

Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Devlete dava açmak, 2 yıllık asgari ücret ...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Bir hikâye-i göçmen

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Carlin vs. Ölüm

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital