Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

HALK ve SİYASET ARASINDAKİ MESAFE

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Ekim 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Muhalefet partilerinin uzlaşı noktasına taşınmasıyla, mecliste grubu bulunan 3 büyük parti, anayasa, siyasi partiler yasası ile seçim ve halkoylaması yasasında değişiklikler yapıp, bir erken seçim tarihi belirlemek için komiteler kurdu.

Bu komitelerde rejim değişikliği kapsamında başkanlık sistemi de tartışılacak.

Komiteler henüz çalışmaya başlamadı, ancak, en kısa sürede çalışmaya başlaması bekleniyor.

Bugüne kadar anayasa değişiklikleri konusunda önerilerini birbirlerine veren 3 siyasi parti, temkinli bir iyimserlikle şimdi bekleme aşamasında.

Ancak bu "ne olacak görelim" bekleyişi sırasında da pozisyon teyidi yapmaktan geri durmuyorlar.

Erken seçimi bir joker olarak elinde tutmaya kararlı görünen CTP, "komiteler çalışmalı" diyor.

Özellikle daha önce de defalarca değiştirilmesi konusunda adımlar atılan, görünüşte değiştirilmesine sıcak yaklaşan bütün tarafların varlığına rağmen, değiştirilemeyen Anayasa, bir öncelik olarak duruyor, partinin önünde.

Muhalefet partileri ise "anayasaya değişebilir tabii" derken, Geçici 10. madde gibi konuşulmaması gereken kırmızı çizgilere sahip.

Öncelikleri ise 2008 içinde bir erken seçim.

Şu bir gerçek ki, bugüne kadar muhalefet partilerinin 1 yıldır devam eden meclis boykotu ve bu boykot süresince ortaya koydukları eylem şekilleri halkın ilgisini çekmedi.

Öyle ki, başlayan hemen hiçbir eylem bir sonuca ulaşmadı.

Ya da bu sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmadı.

Muhalefetin eylemleri, ya da boykotu dışında partilerin kendi içindeki çalkantılar daha fazla konuşuldu.

Ve aslında muhalefet partileri bu iç çekişmelere yenik düştü.

Demokrasi olgusu konusunda zaten çoktan sabıkalı durumunda olan bu partilere, belli ki, halk da demokrasi savunuculuğu görevini teslim edemedi.

Ancak, ilginçtir, muhalefetin eylemlerine destek vermeyen kamuoyu, meclisin tek parti edasında yönetilmesine de tepki vermedi.

Ama acaba bu, muhalefete destek vermeyen halkın iktidara desteği miydi?

Ben, bunun birbiriyle doğru orantılı olduğundan çok halkın siyasilerden ve siyasetten koşar adım uzaklaşması olduğunu düşünüyorum.

Ve şu anda geliştirilen siyasi geleneğin de buna önemli oranda katkı sağladığına inanıyorum.

Yeterli tartışma yapılmadan geçirilen birçok yasa, daha ne olduğu anlaşılamadan oldubittiye getirildi.

Yapılan güzel işler de bu yöntemin kurbanı oldu.

Mesela, önemli bir değişiklik olan Sosyal Güvenlik Yasası, o kadar tek başına geçirildi ki, şimdi sokakta ne olduğunu bilmeden bu değişikliğe karşı olan yüzlerce insan var.

Anlaşılmadığını kabul eden CTP, dağıttığı bildirilerle bir bilinçlenme yaratmaya çalışıyor.

Yıllardır tartışılan, aylardır üzerinde kapışılan bir yasa geçtikten haftalar sonra, anlatılmaya çalışılıyor halka.

Üstelik bir hükümet icraatından çok, belki de dürüst davranılarak, yeşil bir broşürle, bir CTP icraatı olarak sunuluyor konu.

Ve tek başınalık, daha da normalleştiriliyor.

Bir hükümetten çok bir CTP inisiyatifi imajı var her yerde.

Umarım anayasa ve diğer değişiklikler için de aynı yöntem izlenmez.

Normal şartlarda anayasalar halklar için yapılır.

Ve halkların katılımcılığı demokrasilerin gücünü belirler.

O yüzden de anayasalarda referandum önemli bir yer tutar. Kabul edilip değiştirilmesinde halka başvurulur.

Partileri birbirinden ayıran, Sivilleşme ve Geçici 10.madde gibi çetrefilli konuların da ana adresi halk olmalıdır.

Şimdi, bir tarafta "bu anayasayı değiştirmeliyiz" diyen 3 büyük parti var.

İkisinin erken seçim, önceliği.

Birinin erken seçim, jokeri.

20 Aralık'a kadar bir uzlaşı noktasına gelinmesi bekleniliyor.

Ancak ne telafuz edilen uzlaşı tarihinin, ne de erken seçim zamanının, özellikle anayasa değişikliklerinin geniş tabanda tartışılıp, halkla paylaşılması için yeterli zamanı vermediği ortada.

O zaman bu yeni bir kavga yöntemi midir?

Bu kadar dar bir zamanda, komiteler, özellikle ÖRPliler gelirse, biz dışarı çıkarız diyen muhalefet partileri ile çetrefilli bir konu olan ve anayasanın, neredeyse baştan aşağı değişmesini gerektirecek başkanlık sistemini de tartışacak.

Bunları samimiyet ile buluşturmak zor görünüyor.

Umarım pratikte işler daha farklı gelişir.

Çünkü bütün bunların gerçekten tartışılması ve hayata geçirilmesi için adım atılması çok önemli.

Ancak bugüne kadar sergilenen tavır bir katılımcılığı davet etmekten uzaktı.

"Eğer anlaşamazsak, zamanı uzatırız, ama erken seçimi de netleştirmek gerekir" derken, UBP, Anayasa değişikliğinin tartışılması için ne kadar zamana ihtiyaç duyulduğunu ve bu zamanın nereye kadar uzatılabileceğini ortaya koymuyor.

"Zaten 3 parti önerilerini koydu" demek, tartışmaya da gerek yok anlamına geliyor.

Ama, yazılırken, anayasada rolü olmayan halkın, aradan geçen bu kadar zamandan sonra, en azından, değişiklikler konusunda söz söyleme hakkı olması gerekiyor.

İşte şimdi muhalefet partilerine demokrasi için savaş verdiklerini somut olarak göstermek için önemli bir şans.

Buradaki katılımcılıktan, tahammülden daha anlamlı bir demokrasi örneği olmasa gerek.

Ve halkla içiçe olduğunu söyleyen iktidara da aradaki mesafeyi kapatmak için bir fırsat.

Üstelik bütün bu tartışmalarda gerçekten işleyebilen demokratik bir sistemi ne kadar içselleştirip arzuladığını göstermek için halkın da önünde bir fırsat var.

En azından mutlaka olmalı.

Ne olursa olsun, komitelerin çalışmalarının şeffaf bir şekilde, mümkün olan en geniş tabana yayılması, buralarda tartışılması ve halk tarafından da benimsenmesi gerekiyor.

Yoksa referandumla eş zamanlı erken seçime giderken, halkta ne vaat edilebilir ki?

Her geçen gün kendi günlük hayat pratikleri içinde kendi çözümlerini üretme konusunda uzmanlaşmış bir toplumun bireyleriyiz.

Bu ortam, hepimizi teker teker siyasilerin gündeminden uzaklaştırıp, toplumsal bilincini erozyona uğratıyor.

Son tartışmaların ise, bu noktada, bu uzaklaşmayı besleyecek, ya da ortadan kaldıracak bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum.

Ya ortak gündemler yaratabileceğiz, ya da daha da yabancılaşacağız birbirimize.

Yoksa bu sessizlik daha nereye kadar gider ki?

   1008 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Temmuz 2008, Çarşamba   CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FARKLI BİR RÜYA
08 Temmuz 2008, Salı   EŞEL MOBİL KAVGASI
05 Temmuz 2008, Cumartesi   AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK
04 Temmuz 2008, Cuma   KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER
27 Haziran 2008, Cuma   BU HAVADA, BU ADADA KANSER OLMAK
25 Haziran 2008, Çarşamba   DÜNYANIN DEĞİŞEN FOTOĞRAFLARI
19 Haziran 2008, Perşembe   ÇARESİZLİĞE DENEYİMLİ FARELERİN ÇIRPINIŞI
18 Haziran 2008, Çarşamba   FREKANS KAVGALARI ve YAYINCILIK
17 Haziran 2008, Salı   BELLİ Kİ BU REZALETE KİMSE DUR DİYEMİYOR
14 Haziran 2008, Cumartesi   O GECE



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital