|
Bazen yaşanan bir olay, arkasından çok daha farklı gerçeklikleri de ortaya çıkarır.
Bizim için ise bu gerçeklikler, genellikle bir sistemsizliğin örneği olur.
Trafik kazaları, bu ükede en fazla konuştuğumuz sorunların başında geliyor.
Neredeyse Kıbrıs sorunu kadar çok konuşuyoruz, her gün yaşanan kazaları. Ama nedense, bir türlü işleyebilir ve sürdürülebilir bir sistem yaratamadık trafik konusunda.
Bu alanda verilen son rakamlar, son 3 yılda ölümlü kaza sayısında %36 azalma yaşandığını ortaya koyuyor.
Ancak ne var ki, hala yapılması gereken çok önemli şeyler var.
Trafik ile ilgili yıllardır dile getirilen, sigorta primlerinin düzenlenmesi konusu yılan hikayesine döndü.
Oysa kaza yapan ile kaza yapmayan sürücünün ödeyeceği primin farklı olması, sigortalanacak otomobilin türüne ve kaza potansiyeline göre primlendirilmesi, ya da sürücünün yaşının gözönünde bulundurulması ile ilgili uygulamalar, Avrupa'da birçok ülkede yürürlükte.
Ama biz bu konuda bir türlü bir gelişme sağlayamıyoruz.
Ve sigorta sektörünün kendine baktığımızda da sektörün içinde bulunduğu sıkıntılar bir başka sistem karmaşasının örneği olarak çıkıyor karşımıza.
Henüz ciddi anlamda bir sigorta anlayışına sahip olamadığımız ise, yine geçtiğimiz günlerde, Lefkoşa Sanayi Bölgesi'nde yaşanan yangınla ortaya çıktı.
Yangının küle çevirdiği işyeri, gerçek değeri ile sigortalanmadığı için ciddi anlamda maddi zarara uğradı.
Çünkü, aslında toplum olarak bu sektöre güvenmiyoruz.
Sistem de güvenebilmemiz için gereken düzenlemeleri yapmıyor.
Sigorta sektörünün içinde bulunduğu sorunlar, sektör temsilcileri tarafından çeşitli vesilelerle dile getiriliyor.
Bu alanda bıkıp usanmadan, belli açılımlar ortaya koyarak sorunlara dikkat çekmeye çalışanlardan biri de Sn Ersan Dağlı.
Dağlı'nın, geçtiğimiz haftalarda Kıbrıs Gazetesi'nde yer alan bir yorumu, altı çizilmesi gereken önemli noktaları gündeme taşıyor.
"Bugün, sigorta sektörünün, KKTC'de verdiği güvence tutarının 10 milyar doların üzerinde olduğunu düşünmekteyim" diyen Ersan Dağlı, GSYİH'dan da arzu edilen düzeyde pay alınmadığını dikkate getirerek, sekötörün bağlı bulunduğu Para Kambiyo Dairesi Müdürlüğü'nün başarılı olamadığını vurguluyor.
Bir süre önce Dünya Bankası, Kuzey Kıbrıs ile ilgili olarak yayımladığı raporunda, sigortacılık sektörünü de analiz etmiş ve sektörün bugünkü haliyle, ciddi eksiklikler içerdiğini, bunun da riskler yarattığını vurgulamıştı.
Sektörün herşeyen önce bağımsız bir denetleyici ve düzenleyici organa ihtiyaç duyduğu gerçeği var karşımızda.
Ersan Dağlı da Kıbrıs Gazetesi'nde yayımlanan yazısında, mevcut yasanın 50.000 YTL sermaye ile sigorta şirketi kurmaya müsade edebilecek bir durumda olduğuna vurgu yapıyor.
Şüphesiz ki, böyle bir sermaye ile çalışmayı düşünen hiçbir şirket, aldığı riski karşılayabilecek düzeyde olmayacaktır.
Ne var ki, defalarca dile getirilmesine rağmen, bu alanda gerekli yasal düzenlemeler bir türlü yapılmıyor.
Bunların yapılmamasının çeşitli sebepleri yanında, sektörün genelde cılız ve mali kaynağı yetrsiz ayaklarının, çıtanın yükselmesini arzu etmemesi de önemli bir rol oynuyor gibi görünüyor.
Ersan Dağlı belli örnekler veriyor, yazısında;
Avrupa ve diğer dünya ülkelerinde, kişi başına düşen sigorta primi, 3000 dolar ve Güney Kıbrıs'ta, 1000 dolar iken, Kuzey Kıbrıs'ın 200 dolar düzeyinde seyrettiğine dikkat çekiyor, bu örneklerde de.
2006 Ağustos'unda, Girne'de yaşanan tır kazasında, 9 araç, ciddi anlamda zarar gördü.
Tek sevindirici tarafı, kazada ölen olmaması iken, 200 bin YTL'lerde olan maddi hasarın, sadece, 15 bin YTL'sinin ödenmesi tartışması yaşandı.
Zararla prim arasındaki bu uçurum, 1954'den beri değişitirilmeyen, Motorlu Araçlar 3. Şahıs Sigorta Yasası'ndan kaynaklanıyordu.
Bugün hala söz konusu yasada değişiklikler yapılması gerektiği dile getiriliyor.
Yanıbaşımızdaki Güney Kıbrıs'ta örneğin, bu limit, 100 bin Euro.
AB ise bunu 1 milyona çıkarmayı planlıyor.
Ve 2006 Ağustos'unda yaşanan TIR kazasının ardından, 2007 yılında, bu kez, 7 ölümlü bir kamyon kazası yaşandı.
Geçtiğimiz ay da beton karıştırıcı bir kamyon, kontrolden çıkarak, Girne'de bir eve girdi.
Yaşanan bunca örnekten sonra, bugün hala yük denetimleri ve şehir içine ağır vasıtaların girişleri sorunu çözülemedi.
Geçtiğimiz gün, Kıbrıs Gazetesi'nde Ersan Dağlı'nın yazısını okuyunca, arşivde kısa bir araştırma yaptım.
Örneğin, Sn Ersan Dağlı, 2006 yılında da Yenidüzen Gazetesi'ne verdiği özel bir röportajda, aynı sorunları dile getiriyor.
Ve aradan geçen zaman içinde hiçbir gelişme sağlanamıyor.
Karşımızda böyle bir fotoğraf varken, sistem karmaşasının birçok alanda ne boyutlarda olduğu gerçeği ile yüzleşiyoruz.
Trafik ve sigortacılık, birbirinden ayrı konular olsa da sistemsizliğin, bir taraftan nasıl öldürdüğü ve bir taraftan nasıl kaybettirip, zarar yarattığına iyi iki örnektir diye düşünüyorum.
Sigorta sektörü gelişmekte olan sektörlerden biri.
Örneğin, bir dönem ciddi krizler yaşanan Bankacılık sektöründe önemli mesafeler katedildi.
Sektör, bugün, çok daha sağlıklı ve güvenilir bir zemine oturuyor.
Sigortacılık için de büyük krizler beklemeden, kendi kaynaklarımıza sahip çıkarak, gerekenleri yapmak ve zamanında yapmak, gelişme alanında önemli bir katkı sağlayacaktır.
Bunun ötesinde ekonomik akıl gereği zaten yapılması gerekenleri yapmak zorunda olduğumuz aşikar bir yapı var karşımızda.
En azından bu gereklilikleri sistemsizlik kurbanı etmemek gerekiyor.
|