|
Güney Kıbrıs'taki seçimler yapıldı ve oldukça heyecanlı geçen ilk turda, mevcut lider Tasos Papadopulos elendi.
Genel görüş, Papadopulos'un büyük ihtimalle ikinci tura kalacağı yönündeydi. Ancak, beklenildiği gibi at başı giden seçimden, beklenilenin tam tersi yönünde bir sonuç çıktı ve DİSİ adayı Ionnis Kasulides, ilk turun lideri oldu.
Şimdi içinde bulunduğumuz hafta boyunca yapılacak pazarlıklar, Rum toplumunun yeni liderini belirleyecek.
Pazarlıkların kilit noktası ise, Papadopulos'un partisi DİKO olacak.
Sonucu şimdiden kestirmek güç olsa da ikinci turun daha büyük bir heyecan içinde geçeceğini tahmin etmek kolay.
Ne var ki, her halükarda bundan sonrası, yeni bir dönem.
Sadece Güney Kıbrıs için yeni bir lider değil, aynı zamanda Kıbrıs sorununun çözümü açısından da bir dönüm noktası yaratabilecek nitelikte bir yeni dönem var karşımızda.
Seçimin ardından yapılan ilk değerlendirmelerin genel çıkış noktası, yeni liderlerle, yeni umutların da yeşerebileceği yönünde.
Şüphesiz ki, Papadopulos'un elenmesi, Rum halkının referandum iradesinin değiştiği anlamına gelmiyor.
Ancak, "Hayır"ın simgesi haline gelmiş ve çözümsüzlüğün ana adresi olarak gösterilen Papadopulos'un ilk turdan seçimi kaybetmesi, özellikle seçim propagandasını da bu "Hayır" üzerinden yapılandırdığı düşünülürse, Rum halkının bir değişim ihtiyacı içinde olduğunu gösterebilir.
Seçimin ilk tur galibi olan Kasulides ve partisi, Annan Planı'nın referanduma götürüldüğü süreçte, Güney Kıbrıs'ta oluşan bütün "hayır" baskılı ortama rağmen, cesur bir şekilde "evet" kampanyası yürütmüş ve sonuçta da "evet" demişti.
Referandum sonucunun en önemli sorumlularından biri kabul edilen AKEL de "hayır" kararını açıklarken, Annan Planı felsefesine karşı çıkmamış, tam tersine, halkın planı kabul etmesini garanti etmek için süre ve yaşayabilirlik garantisi istemişti.
Dolayısı ile gelecek haftadan itibaren, Rum Yönetiminin farklı bir lideri olacak.
Ve bu farklı liderle, referanduma "hayır" diyerek çözümsüzlük noktasında duran Kıbrıs Rum toplumu da çözüm için bir umut yaratmış olacak.
Her ne kadar, "kim gelirse gelsin sonuç değişmez" söylemleri yapılsa da federasyon temelli bir çözümü desteklemiş ve halkların birliktelikleriyle, çözüm yönünde sıcak mesajlar vermiş olan bir liderin seçim sonrası duruşu, beklemeye değer olacaktır.
Şimdi Papadopulos'un sahneden inmesiyle birlikte, Türk tarafının kullandığı politik dilde de gündemden düşecek, ya da en azından, değerini yitirecek unsurlar olacak.
"Papadopulos çözüm istemiyor" söylemleri, yeni lider kendini kanıtlayana kadar, kullanılamayacak bir söylem, artık.
Ve politik literatürdeki "osmosis" korkuları da Papadopulos ile birlikte sahneden inmiş olacak.
Şimdi "yeni alternatifler" ve "daha fazla bekleyemeyiz" söylemleri, ya referandumda "evet" demiş bir lider karşısında kullanılacak, ya da, Kıbrıs tarihinde ilk kez, 2 sol liderin mevcudiyetinde söylenecek.
Dün akşamdan itibaren, Kıbrıs Rum tarafı için başlayan değişim, Kıbrıs Türk tarafı için de bir değişimdir.
Eğer, Kıbrıs Rum tarafı, değişim yönünde bir karar vermişse, Kıbrıs Türk liderliğinin de yapıcı davranarak, yeni Rum lideri çözüm yönünde baskılaması gerekir.
Güney Kıbrıs'ta tamamlanacak seçimlerin ardından, bir müzakere masasının oluşturulacağı kesinlik kazanmışken, Güney'deki değişimi çözüm umutları açısından kolay harcamamak gerekiyor.
Kıbrıs tarihinde ilk defa, ya iki sol lider, ya da, aynı çözüm felsefesini tescillemiş iki lider oturacak, çözüm masasına.
Tek başına bu fotoğrafın varlığı bile, çözüm yönünde uzun zamandır yeşeremeyen umutların kıpırdanmasına yetecek niteliktedir.
Önemli olan bu kıpırtıyı canlı tutup, sonuca ulaştırabilmek.
Şimdi, Türk tarafı, çözüm simgesi kimliğini kullanarak, hem Kıbrıs Rum liderliğini çözüm yönünde baskı altına almalı, hem de şöven unsurların bir kırılma noktası olarak da yorumlanabilecek seçim sonucunu fırsat olarak değerlendirip, Kıbrıs Rum toplumu ile yakınlaşma adımları atmalıdır.
Bunlar hem çözüm sürecini besleyecek, hem de kıpırdanmaya başlayacak umutları sonuca taşıyabilecektir.
İşte burada da her iki toplumun çözüm yanlılarına çok büyük bir görev düşüyor.
|