|
Çağlayan Parkı'nın isminin değiştirilmesi gündemdeki yerini koruyor.
Ama son günlerini de yaşadığı açık.
Bundan sonraki gündem, Lokmacı'nın açılması. Dün, Türkiye Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın bölgeye ziyareti ve belediyelerin son sürat devam eden çalışmaları, ilgiyi buraya odaklıyor, doğal olarak.
Aslolan, Çağlayan ile ilgili taleplerin, gündemin getirdiklerine yenik düşmemesi.
Dün, Çağlayan Parkı'nın isminin değiştirilmesine karşı olan örgütlerin oluşturduğu, "Çağlayan Bizimdir, Asimilasyona Hayır Komitesi", Lefkoşa Belediye Sarayı önünde eylem yaptı ve acilen parkın isminin iadesini istedi.
Yapılan tartışmalardan anlaşıldığı kadarıyla, sadece ismin iadesi değil, aynı zamanda, bölgenin tahribatıyla da ilgili bir araştırma çalışmasının yapılmasını talep etmek gerekiyor.
Çünkü, surlar ve hendeklerin birinci sırada eski eser alanı olmasının da göz ardı edildiği, çalışmaların kural ve yasa ihlaliyle gerçekleştiğini de öğreniyoruz, bu süreç içinde.
CTP Belediye Meclis üyelerinden Tuncer Bağışkan, belediye meclis üyeleri olarak, karar karşısında yeterince etkin bir tavır takınamadıklarından dolayı özür diledi.
Ve konunun diğer vahim taraflarına dikkat çekti.
Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu ile Şehir Planlama Dairesi'nden onay alınması gerektiği halde, Ankara'dan gelen proje, konu daha değerlendirilmeden hayata geçirildi, Bağışkan'ın verdiği bilgiye göre.
Daha da ötesi, Tuncer Bağışkan, park çalışmasında, Kıbrıs'ta kaydı bulunmayan müteahhitlerin çalışmalarına ve Müteahhitler Birliği'nin konuya sessiz kalmasına da vurgu yaptı.
Geçtiğimiz gün, 1980-1994 yılları arasında belediye meclis üyeliği yapan, Ahmet Ertaç aradı.
Rutin ziyaretlerinden birinde, parkın son halini gözlemlediğini, ancak, 1960'lı yıllardan beri varolan parkın simgesi konumundaki fıskıyeli havuzun yıkılıp, yerine parke döşendiğini farkettiğini söyledi.
Ta o yıllarda önemli bir harcama yapılarak, devri-daim sistemiyle çalışan havuzun, mutlaka tamir edilip, parka kazandırılması gereken değerlerin başında geldiğinin de altını çizdi, Ahmet Ertaç.
Dün, Kıbrıs TV'de Taylan Kav'ın programına katılan, TDP'li belediye meclis üyesi Barış Burcu, belediye meclisinde yaşananları anlatarak, özür diledi.
Şu bir gerçek ki, bu kararın alınması ve çalışmanın bu kadar yasa ve kural ihlal edilerek uygulanmasına göz yuman bütün belediye meclis üyeleri ve ilgililerin, topluma bir özür borcu vardır.
Dünkü eylemde TDP yerini alırken, CTP'den henüz konuya karşı resmi bir tepki gelmemesi ve eylemin de desteklenmemesi üzücüdür.
Konuyla ilgili Başbakan'ın ve milletvekili Özkan Yorgancıoğlu'nun açıklamaları ise, hayal kırıklığı yaratacak türdendir.
Başbakan, Kıbrıs TV'de yaptığı açıklamada, konuyu belediye bütçesine odaklarken, CTP Lefkoşa Milletvekili ve MYK üyesi Özkan Yorgancıoğlu da konuyu gereğinden fazla büyütmemek gerektiğini ve bugün partiyi eleştirenlerin de geçmişte bu tür açılışlara katıldıklarını söyledi.
Bütün bunlar bir tarafa, artık yapılması gereken şey, bir tarih ve kültür simgesi olan parkın isminin iade edilmesi yanında, mutlaka nelerin kaybolduğunun, nelerin korunduğunun da açıklıkla bilir kişiler tarafından paylaşılması, önemlidir.
Bu konuda ortaya konan tepkiyle geri adım atan Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları'ndan ve meclis üyelerinden beklenen, gerekenlerin en kısa sürede yerine getirilmesidir.
Çağlayan tartışmaları, bize Lefkoşa surlariçinin, dünden bugüne yaşadıklarını da tekrar hatırlattı.
Sanıyorum, bölgeyi uzun yıllar önce terkedip, haline bakmayan herkes de kendi iç sorgulamasını yapmıştır.
Tuncer Bağışkan, parkın son halini ziyaret ettiğinde, parkta toplanan çocukların, okul saatinde, kendisini de yabancı sanarak, "money, money" diye, dilencilik yaptıklarından bahsediyor.
Bu bölgenin, ciddi ekonomik ve sosyal sorunları olduğu, tiner gibi madde kullanımının, bu bölgede yoğunlaştığına dair derneklerin araştırmaları var.
Keşke, hepsi parkın tamirine mi, yoksa, farklı yerlere mi aktarıldı tartışmaları da yapılan 2 trilyona yakın kaynağın, en azından bir kısmı, bu bölge çocukları için kullanılsaydı.
Lefkoşa'da bakıma ve düzenlemeye ihtiyacı olan çok yer var.
Birçok tarihi eser ve birçok değer.
Mesela adı eski anılarla özdeşleşen Tantin'in Hamamı.
Yaşanan bu son olayda, fiili sorumluluk duyan herkesin, şimdi dilediği özürü, gerçekten yerine getirme şansı da vardır.
Bu da kaybolmaya yüz tutan değerlerden başlayabilir diye düşünüyorum.
Çünkü, önemli olan, özürlerin sonucunu da alabilmektir. Umarım bu kez olur.
|