Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yine polis, yine dayak
Kuzey Kıbrıs Turkcell'den sonra KKTC Telsim de (Vodafone) , hükümetten lisansını aldı
Yaşadığını zannettiği olaylar, ceza yemesine neden oldu
Şimdilik uyardılar süresiz grev kapıda
Zeyna, göreve hızlı başladı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Balayı bitti, kavgaya devam mı?

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Mayıs 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir süredir çözüm sürecine ilişkin Rum tarafından olumsuz açıklamalar geliyor.

Zaman zaman iki lider arasında karşılıklı bir demeç düellosuna da sahne olan bu taze süreç, şimdi müzakerelerin başlama koşulları gibi oldukça ciddi bir konuya takıldı.

Türk tarafı, ısrarla teknik komitelerin çalışmalarının oldukça iyi gittiğini söylerken, beklenildiği gibi, haziranda müzakerelerin başlayacağına ilişkin açıklamalar yapıyor.

Rum tarafı ise, tam aksine, 6 teknik komitenin 5'ide hiçbir ilerleme kaydedilmediğini ve ön çalışmaların seyrine bakılmaksızın, haziranda müzakerelerin başlayacağını taahüt etmediğini söylüyor.

Resmi dili kullanan Rum basınındaki yorumlar ise, Talat'ın sonuca ulaşmak yerine, özlü müzakerelerin başlamasına odaklandığı üzerine şekilleniyor.

Böylelikle, müzakereler başarısızlığa ulaşacak ve bunun sorumlusu olarak da Rum tarafı işaret edilerek, Türkiye ve Türk tarafı, kendi çıkarları için sonucu kullanacak, Rum basınına göre.

Rum tarafı, Kuzey'deki inşaat patlamasından, nüfus politikalarından rahatsız. İzloasyonlarla ilgili, özellikle son dönemde ortaya çıkan Türk tarafı lehindeki ortam da başka bir rahatsızlık konusu.

Dün, Cyprus Mail'in internet sitesinde yer alan başyazı, gelinen aşamayla ilgili farklı yaklaşımlar ortaya koyuyor.

Yazıda özetle, Hristofias'ın son açıklamları, kısa süren balayı döneminin sona ermesi ve çözüm hevesinde azalma olarak yorumlanıyor. Müzakerelerin başlamasına ilişkin ertelemede, Hristofias'ın, bizzat geçtiğimiz perşembe günü, BM daimi üyelerinin büyükelçileri nezdinde bir nabız yoklaması yaptığı ve 23 Mayıs'da Talat ile gerçekeleştirilecek görüşmede, bu talebi iletileceği belirtiliyor.

Teknik komitelerin çözemediği sorunları liderlere bırakacakları ve 3 ay içinde de kapsamlı müzakerelerin başlayacağı, iki liderin ortasında duran BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Eski Özel Temsilcisi Micheal Möller tarafından bizzat açıklanmıştı.

"...Liderler ayrıca, gelecekteki görüşmelerin yürütülmesi için tüm sorumluluğu alarak, üç ay sonra yeniden buluşmak, çalışma gruplarının ve teknik komitelerin kaydetmiş olduğu çalışmayı gözden geçirmek ve çalışma grupları ve teknik komitelerin varacağı sonuçları kullanarak, BM Genel Sekreteri gözetiminde tam teşekküllü müzakereleri başlatmak konusunda anlaşmışlardır..." cümleleri Möller'in basına okuduğu metinden bir alıntı.

Basın toplantısında, bizzat Hristofias, verdiği sıcak mesajlar arasında, üzerinde anlaştıkları konuların altını çizmek için uzlaşmaya vardıklarını, anlaşamadıkları konuları da birlikte inceleyeceklerini açıklamıştı.

Oysa şimdi, bildik dikenli konular, gündemin ana maddesi yapılmaya çalışılıyor.

Teknik komitelerden bu dikenli konuları kesin çözüme kavuşturması zaten beklenmiyordu.

Rum tarafınca başlatılan, şimdilik Türk tarafında temkinli karşılanan bu yeni olumsuz atmosfer, eğer Cyprus Mail'in dediği gibi, Hristofias'ın çözüm isteklerinde yüreksizleşmesi ise, bir süreç daha başlamadan, ciddi tehdit altına alınıyor anlamına gelir.

Bu isteksizliğin çeşitli sebepleri olabilir ama bu sebepler, baltalayıcı enstrüman olmaktan çıkarılmalı ve çözüm müzakereleri başlamalıdır.

Her iki tarafta da ve belli ki, her iki lider arasında da önemli bir güven eksikliği yaşanıyor.

Ama bu güven basın kapışmaları ile kazanılamaycağına göre, karşılıklı diyaloglarda geliştirilmelidir.

Şüphesiz ki, her iki tarafta da ama, özellikle Rum tarafında çözüm için itekleyici rol oynayabilecek unsurlar çok değil.

Türk tarafı, çözümsüzlükten Rum tarafını sorumlu tutmaya meyilli, referandum sonrası ortaya çıkan göreceli ekonomik ve sosyal gelişimler ışığında eskiye göre daha mutlu.

Rum tarafı ise, yıllar yılı beslenen travmaları ile birlikte, sadece taksim olasılığının yükseldiği görüşleriyle, çözüm istencini şekillendirmeye çalışıyor.

Ama şüphesiz ki, Türk tarafının çözüme daha fazla ihtiyacı var.

Şimdiden tökezlemelerle başlayan bu süreç, başarılıp ciddi pazarlıklara oturulursa, ne kadar zor bir süreç olacağını çoktan kanıtladı.

Her iki liderin de basın önünde kapışmaları bir tarafa bırakıp, karşılıklı güven tazeleyip, birbirlerini cesaretlendirmeye ihtiyaçları vardır.

Mutlaka diplomatik pazarlıklar, kamuya açık yapılmaz ancak, özellikle Cumhurbaşkanı Talat'ın yaptığı bilgilendirme toplantılarının kapsamı genişletilip, tekrarlanması, yaratılacak birliktelikleri de güçlendirecektir.

Bu güç, şüphesiz ki, Rum tarafının da kolay adımlarla yan çizme olasılığını engelleyici rol oynayacaktır.

Sivil toplum örgütlerine işte bu atmosferlerde, ortamın ateşini düşürüp, olumlu noktaları beslemek görevi düşer. Sivil hareketin oldukça cılız olduğu Güney Kıbrıs için de Türk tarafında yaratılacak dinamizm, mutlaka hareket yaratacaktır.

Yoksa, çözüm nabzını günden güne yitiren sivil toplum örgütleri, kendi zümresel mücadeleleri kapsamında kapışmayı merkezde tutmaya devam edeceklerse, çözüm adına önemli bir zaafiyet yaşanacağı kesindir.

Liderlerin arkasında çözüm istencini tekararlayan güçler olmazsa, halklar bu sürece sahip çıkmazsa, uluslararası toplum kararlı davranmazsa, bu kısır döngü devam edecektir.

CTP'nin de AKEL ilişkilerine hassasiyet göstermesi, öfkeleri beslemeden, diyalog yolunu geliştirmesi oldukça önemlidir. Yoksa "bunlar şu zamanda da böyleydi", deyip, ilişkilerin zayıflatılması, süreci daha da zorlaştıracaktır.

Şimdi en kolay olan, geçmişte yaşanan hayal kırıklıklarını da toplayarak, olumsuzlukları katmerlemektir.

Ama çözüm için, daha zor bir süreç var karşımızda.

Sol gelenekten gelen iki lider, politik kariyerlerinde önemli bir dönüm noktasında.

Yarım asırlık Kıbrıs sorunu da öyle.

Şimdi, bütün bu olumsuzluklar ve güvensizlik atmosferi içinde çözüm yollarını tıkanıklıktan kurtarmak görevi herkesindir.

Hristofias da Talat da Kıbrıslılar için mazaret yaratabilme lüksünden yoksun iki liderdirler.

O yüzden isteksizlik yaratma durumunda bunu düşünmelidirler.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi dün adaya geldi. Bugün liderlerle görüşmesi var. Sürecin ilerlemesi açısından önemli bir aktör olan BM'nin kararlılığı, umarım itekleyici bir faktöre dönüşebilir.

   639 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Temmuz 2008, Salı   EŞEL MOBİL KAVGASI
05 Temmuz 2008, Cumartesi   AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK
04 Temmuz 2008, Cuma   KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER
27 Haziran 2008, Cuma   BU HAVADA, BU ADADA KANSER OLMAK
25 Haziran 2008, Çarşamba   DÜNYANIN DEĞİŞEN FOTOĞRAFLARI
19 Haziran 2008, Perşembe   ÇARESİZLİĞE DENEYİMLİ FARELERİN ÇIRPINIŞI
18 Haziran 2008, Çarşamba   FREKANS KAVGALARI ve YAYINCILIK
17 Haziran 2008, Salı   BELLİ Kİ BU REZALETE KİMSE DUR DİYEMİYOR
14 Haziran 2008, Cumartesi   O GECE
13 Haziran 2008, Cuma   NÜFUS ve RAKAMLARIN ÖTESİNDEKİLER



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ESAS YÜZLEŞME...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Usanmadım dersem yalan olur... Ve sesiz se...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (24)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

"KÖPEKLER GELDİ!.." (*)

Bilbay Eminoğlu

Gitti gider bu ülke!

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

EŞEL MOBİL KAVGASI

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital