|
Ülkede iyi şeyler de oluyor, ya da meclis iyi şeyler de yapıyor.
Yeni yasama yılının ilk resmi toplantısında meclis, dün, kapalı mekanlarda sigara içilmesini düzenleyen yasayı onayladı.
Şimdi kamuya açık kapalı mekanlarda sigara içenlere caydırıcı cezalar verilecek.
Aslında bu konuyla ilgili bir yasa vardı.
12 yıl önce yürürlüğe girmiş ve kapalı mekanlarda sigara içimini denetleyen bir yasaydı.
Ne var ki, yaptırımların uygulanabilmesi için gerekli düzenlemeler bir türlü yapılmadığından uygulanamıyordu.
İşte şimdi, 1996'da geçen, ancak yaptırım uygulanması için gerekli düzenlemelerin bir türlü yapılamadığı, ama herkesin de mutlaka yapılması gerektiğini söylediği bu yasa, artık Cumhurbaşkanı'nın da onayının ardından yürürlüğe girecek.
"İyi" dediklerimiz de işte böyle bir atmosferde iyi olabiliyor.
Herkesin uzlaştığı, ihtiyaç olduğunu vurguladığı bir konu, ancak 12 yıl sonra ele alınabiliyor, çünkü.
Yine de yasanın onaylanması ve kısa zamanda da yürürlüğe girecek olması oldukça önemli.
Umarım gereken denetim kadroları bir an önce kurulur, gerekli alt yapı hazırlıkları tamamlanır ve yasa uygulanır.
Ama ne yazık ki, biz hala konuyu tartışırken, sigara içenler üzerinden tartışmaya devam ediyoruz. Hal böyle olunca da içenler için geçiş dönemleri ve piyasayı ayakta tutanların hakları temel alınıyor.
Öncelikle aşılması gereken konu, yasanın sigara içenleri değil, öncelikli olarak sigara içmeyenlerin dumansız ve temiz hava solumaları hakkını teslim ettiğini kabullenmektir.
Ve haklar arasında bir kıyas yapılacaksa da bilimsel olarak zararları kanıtlanmış bir maddenin kullanım hakkının, kullanmayanları koruma hakkının önüne geçmemesi gerekiyor.
Şimdi adettendir, tiryakilikleri ile ünlü kişiler sigarayı yere göğe sığdıramayan muhabbetlerden dem vururlar.
Yazarlar, entelektüel boyutunu ele alıp methiyeler düzerler tütünün verdiği keyfe.
Yılar boyu reklam piyasasının en önde gelen malzemelerinden olmuş sigara da tüm bunlarla, zararı yasal olarak kabullenilmiş bir madde olarak, hayatımızın baş köşesine yerleşmeye devam eder.
İçici olmasanız bile, mesela eskiden evlerde gelen misafire sigara ikram edilirdi, mutlaka.
Etmemek kabalık sayılırdı.
Düğünlerde ikramlık sigaralar tutulurdu.
Sigara, kadının erkek dünyasına adım atışının ve bu güç odaklarıyla yarışının da en önemli sembollerinden biri oldu, medyanın yarattığı imajla birlikte.
Uzun ve ojeli tırnaklarıyla, dudaklarının arasından sigara dumanını üfleyen jartiyerli kadın reklamları, bu piyasanın yıllarca en önemli fetiş malzemelerinden biri oldu.
Sigara içmek, erkek için güç, kadın için, seksilik simgesiydi.
Bugün Marlboro adamı, hala erkeğin fotoğrafını sigara üzerinden veren, en başarılı fotoğraflardan biridir.
Özgür güçlü ve bağımsız erkek!
Ancak dünya sigara kullanımı konusunda denetim getirmeye başlayınca, yasakların en acılısı da reklam piyasasına geldi. Önemli bir pazar payını ellerinde bulunduran firmalar, önce karşı çıksalar da bir süre sonra reklamlarını kısıtlamayı ve paketlerinin üzerine uyarıcı yazıları daha çarpıcı yerleştirmeyi kabullendiler.
Reklamlar değişince de kadınlar sigara üzerinden tanımlanan seksilik ve güçlerinden, erkekler de özgürlük ve bağımsızlıklarından oldular. Yıllar boyu tam tersiyken, gelişmiş ülkelerde sigara çok farklı bir yere taşındı.
Gücün değil, kaybedişin sembolü oldu.
Ama biz de değişimin bir tarafından etkilensek de sigaraya bakışımız hala farklı, gelişmiş ülkelerden.
Yıllarca medyanın da beslediği hayranlık, tiryakiliğin kendine özgü dayatmasıyla da birleşince, bugün hala sigara yasağı, sigara içenlerin içme hakkı üzerinden tartışılmaya devam ediyor.
İşte kampanyaların öncelikli olarak aşması gereken konu da bu.
Yoksa, herkes sigaranın sağlığa ne kadar zararlı olduğunu biliyor.
Özgür olarak yaptığı bu seçimden dolayı kısıtlanmayı biraz da zaten bu yüzden tepkiyle karşılıyor. Ancak temiz ve dumansız bir hava solumak isteyen, seçimini içmemekten yana kullananların hakkı üzerine odaklanmak, sanırım konuyu biraz daha doğru bir zemine taşıyacaktır.
Çünkü esas çağdaşlık işte zaten bu noktadan başlayacak.
|