Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Mecbure Esen kurtarılamadı
Annesini dövdü, tutuklandı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Bu mektubu mutlaka okuyun

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Şubat 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

"Sevgili abiciğim;

Tam kırk altı yıl önce, haftada birkaç kez içmeye geldiğiniz Üsküdar Bar'da, Tekin Yüksel'le

elimden tutup beni Bozkurt gazetesine götürdüğün günü dün gibi hatırlıyorum.

Bana gazeteciliğin inceliklerini; haber yazma tekniğini, fotoğrafçılığı, fotoğraf yapmayı sen öğrettin.

Senin sayende meyhane çıraklığını bırakıp gazeteci ve avukat oldum. Sana her zaman minnettarım.

Beni sual edecek olursan, tam bir felaket ve yıkım içindeyim. Fiziki olarak, ruhen, madden ve manen bittim, tükendim.

Biliyorsun; karaciğerim tam anlamıyla iflas etti. Şimdi üçüncü ve son aşamasında 'uyur' vaziyette, 'uyandığı'

anda en çok bir gün yaşarım.

Sol ayağım diz altından kesik. Böbreklerim alarm veriyor. Ayaklarımın mevcut kısımlarında 'neropati' var.

Çivi çaksanız hissetmem. Ellerime sık sık kramp giriyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi göbek fıtığı da oldum. Karnımdaki asidin baskısıyla göbek çukurunda ortaya çıkan fıtık her geçen gün büyüyor. Şimdilerde bir portakal kadar.

Ameliyat olmam mümkün değil. Ölüm riski taşırmış. Çünkü asit içinde dikiş tutmuyormuş.

Karaciğerim görevini tam yapmadığı için salgıladığı asidi böbreklerime veremiyor ve karın boşluğuma bırakıyor.

Bu asit şimdilerde haftada yirmi kiloya ulaşıyor ve beni inanılmaz derecede rahatsız ediyor. Mecburen her hafta Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi'ne yatıp boşalttırıyorum. İğne şeklinde on beş santim uzunluğunda ince bir boruyu canlı canlı, uyuşturmadan karnıma sokup en çok beş kilo alıyorlar. Fazlasını almak şoka sebep olur, kalp krizi yaratabilirmiş.

Ve ben en çok bir gün rahat edebiliyorum. Verdiğim beş kilo bir günde karnıma yeniden doluyor. Bu şekilde asidin kısmen alınacağı güne kadar yatağımda yılan gibi, salyangoz gibi bir sürüngen hayatı yaşıyorum. Kalkamıyorum, dönemiyorum, oturamıyorum. Sağa sola tutunarak tekerlekli sandalyeye binmek, kimseye muhtaç olmadan tuvalete gitmek tam bir problem oluyor.

Hastanede asit aldırmak, deveye hendek atlatmak kadar zor. Önce yatak bulmanız lazım. Dahiliye bölümü genelde dolu oluyor. Ben Dahiliye 2'ye giderim. Burasının yarısı nörolojiye ait. Nörolojideki yataklar boş. Ancak beş altı saatliğine de olsa o yatakları kullanamazsınız. Dr............... beyefendinin kesin emri var. Tam otuz üç yatak beyefendiye ait. Tapulu malı gibi, hemşireler adını söylerken bile tir tir titriyorlar.

Beni hastaneye götürecek yakınım gündüz çalıştığı için hep gece giderim. Geceleri bir uzmanla bir asistan görev yapıyor. Üç yıla yakın süredir tek bir uzmanın hasta yanına gittiğini görmedim. Dr................... hariç, asistanların kaprisinden geçilmiyor.

Nedense benim talihime hep Dr.................... isimli bir hanımefendi düşüyor. Refakatçim en az on kez haber verdiği halde 6-7 saat geçmeden gelmiyor. Halbuki yapacağı işlemin süresi en çok iki dakika.

Bu durumu başhekime, yardımcısına, Sağlık Bakanlığı'nda görevli Yataklı Tedavi Kurumları Müdürü Dr. Tacan Öncül'e defalarca şikayet ettiğim halde sonuç değişmedi. Kadın bildiğini okumaya devam ediyor.

Asit aldırma işinin başka bir yönü daha var. Önce, karnıma sokacakları iğne yok. 'Dışarıdan alalım' dedik;

yakınım Lefkoşa ve Girne'de gitmediği eczane, ecza deposu, medikalci bırakmadı. İlaç için bir tane bile bulamadı.

Sonunda tanesi 5 YTL'ye Türkiye'den getirdik.

Bir sonraki seferde damar yolu iğnesi bitti.

Asit alındıktan sonra 'karaciğer enzimleri' düşmesin diye iki adet 'human-albümin' verilir. Bu ilaç olmazsa asit alınmaz.

Kaç haftadır 'albümin' de suyunu çekti. KKTC kazan, sevgili dostum kepçe, numune niyetine bir tane bulamadık.

Zaten bulsak bile alacak gücümüz yok. Tanesi 140 YTL. Ayda sekiz adet, benim 1,273 YTL'lik sosyal sigorta maaşımı götürür.

Ya haplar? Her gün on bir çeşit hap kullanırım. Hastane eczanesinde basit bir iki tanesi var. Gerisi ayda bir milyar tutar. Tüm bunlara can mı dayanır?

Türkiye'de üç üniversite ve bir özel hastanede karaciğer nakli için bekleme listesindeyim. Benim gibi yüz bin hasta var. Şansımı sen tahmin et.

Buna rağmen, beni çok seven, arkadaş olduğum bir profesör sayesinde beş kez Ankara'ya çağrıldım. Ancak bazı hocaların ırkçılık kokan tutumu nedeniyle boynum bükük kaldı.

İçinde bulunduğumuz şubat ayının başında özel bir hastane olan Florence Nightingale'de görevli, dünyaca ünlü nakil uzmanı Prof. Dr. Yaman Tokat beni arayarak, ölmesi kesin olan çok genç bir hastanın ailesi tarafından tüm organlarının bağışlandığını, karaciğerinin her şeyiyle bana uyduğunu, her an hazır olmamı söyledi. Hemen Sağlık Kurulu'na başvurup 7 Şubat günü kuruldan geçtim. Sağ olsun Başhekim Yardımcılığı'na getirilen Dr. Ersan Berksel aynı gün tüm tahlillerimi yaptırdı. Sonra beni hastaneye yatırıp asitimi almaya başladı. Yukarıda sözünü ettiğim eksikleri ise adeta yarattı.

Tanıyor musun bilmem ama bu Dr. Ersan Berksel, hakkı asla ödenemeyecek bir insandır abi.

Aynı günün gecesi saat 19.00'da Prof. Yaman Tokat'ın ekibinden Dr. Süleyman Bey beni telefonla arayarak ilk uçakla İstanbul'a gitmemi istedi. Karaciğer nakli için her şey hazırdı. Ancak..."

(SÜRECEK)

Ergün Aydoğan'ın hazin öyküsünü daha önce yazmıştım. Kadim dostum sevgili Ahmet Tolgay da, Bozkurt'ta yıllarca birlikte çalıştığımız, kader birliği yaptığımız bu arkadaşımızın yürek sızlatan trajik durumunu köşesine taşımıştı.

Yukarıda sadece bazı doktorlarımızın isimlerini saklı tutarak aynen aktardığım bu mektubu dün akşam saatlerinde Ergün Aydoğan elden gönderdi bana. Köşemin kapasitesi yetmediğinden tümünü yayımlayamadım. Köşemi yarın da ona vereceğim ve mektubunun devamını okuyarak, şu anda ne halde bulunduğunu öğrenmiş, elinizi vicdanınıza koyarak yorumunuzu yapmış olacaksınız.

   730 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   Görünen köy kılavuz istemez
05 Ekim 2008, Pazar   Eski Lefkoşa'nın eskileri
04 Ekim 2008, Cumartesi   Böyle hükümetçilik, böylesine ciddiyetsizlik olur mu?
30 Eylül 2008, Salı   Hayat bayram olsa...
28 Eylül 2008, Pazar   Seydali'nin öyküsü (II)
27 Eylül 2008, Cumartesi   Varan üç!
26 Eylül 2008, Cuma   Aman avcı vurma beni...
25 Eylül 2008, Perşembe   Mağusa Mağusa...
24 Eylül 2008, Çarşamba   Böyle gelmiş böyle gider
23 Eylül 2008, Salı   Damla damla ağlıyor!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital