Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Lefkoşa Merkezi Cezaevi: Uyuşturucu ticareti merkezi
Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek yurttaşlık kesindir
Talat yanlış yoldan dönsün, bunu yapamıyorsa istifa etsin
Eşel mobil grevi hayatı durduracak
Eski Cumhurbaşkanı Denktaş: Teslimiyete gidiyoruz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Kartlarımızı çok dikkatli açmalıyız

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Şubat 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Cumhurbaşkanı Talat, İngiliz haber ajansı "Reuters"e verdiği mülakatta, Kıbrıs konusunda yeni bir müzakere sürecinin nisan ayında başlayabileceğini ve yıl sonuna kadar Kıbrıs sorununun çözülebileceğine inandığını söyledi.

Zamanın çok kısıtlı olduğuna işaret eden cumhurbaşkanı, "Gelecek bir kaç yıl içinde fırsat penceresini kullanmalıyız. Çünkü bu son fırsat penceresi olabilir" dedi.

Dikkat ederseniz, Sayın Talat kesin konuşmuyor; "cek" "cak"lı konuşmalarla kestirip atmıyor.

Sürecin başlayabileceğini, sorunun çözülebileceğini, fırsatın son fırsat penceresi olabileceğini söylüyor.

Yani bütün bunlar olmayabilir de.

Doğru konuşuyor...

Ölçülü konuşmakta, halka umut pompalamaktan kaçınmakta yarar var.

Olasılıklar ne denli güçlü olsa da, 45 yıldır yaşananlar çözüm konusunda kesin konuşmamıza, kesin yargıya varmamıza olanak vermiyor..

Kanıma göre, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda hiç bir fırsat son olmadı, olmayacak da.

Görülüyor ki fırsatlar bitmiyor...

Kaçırılmaması gereken, son denilen fırsatları hep yenileri izliyor.

Annan planı için de son fırsat denilmişti.

***

Bir çözüm umudu doğmaya görsün adı "son fırsat" oluyor.

Ama nedense, ortaya çıkan son fırsatların yitirilmesi halinde ne olacağını kimse söyleyemiyor.

Şimdi olduğu gibi...

Bu son fırsatın da şu ya da bu nedenle yitirilmesi halinde ne olacağını kimse kestiremiyor.

Bize göre Kıbrıs'ın bölünmüşlüğü kalıcı olacak.

Rum tarafı ve yabancı diplomatlar da bu olasılığı son zamanlarda sıkça dillendirmeye başladı.

Öyle de; bölünmüşlüğün neye yol açarak kalıcı olacağından kimse söz etmiyor.

BM Güvenlik Konseyi'nin Rum yönetimini, "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin devamı kabul eden kararı mı değişecek?

O karar bozularak, Kıbrıs'ta "Kıbrıs Rum devleti" ve "Kıbrıs Türk Devleti" diye iki ayrı devlet mi tanınacak?

Yoksa, KKTC bugün olduğu gibi tanınmamış bir ülke olarak dünyadan kopuk halde varlığını sürdürecek mi?

***

Cumhurbaşkanı Talat, BRT'nin bir programında gazetecilerin soruları üzerine, mart ayı sonuna doğru BM'den bir hazırlık ekibinin adaya geleceğini ve temaslarının sonrasında BM Genel Sekreteri ve BM Güvenlik Konseyi'ni bilgilendireceğini belirterek, BM misyonunun gelip gitmesi ve BM'nin inisiyatif alması halinde kapsamlı görüşmelerin nisan ayında başlayabileceğini söyledi. Talat, görüşmelerde, Annan planının kendileri için temel referans olacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanının bu sözleri, görüşmelerin başlamadan biteceğini gösteriyor.

Çünkü Rum tarafı Annan planını bırakın referans kabul etmeyi adının anılmasını bile istemiyor.

Gerçekçi olalım.

Kıbrıs konusunda yıllarca uzlaşmaz taraf olarak Türk tarafı görüldü...

Annan planına hayır demelerinin ardından Rum tarafı çözüm istenmeyen taraf olarak suçlanmaya başladı.

Şimdi yeniden uzlaşmaz taraf olarak suçlanmamız olasılığı var.

BM'nin nasıl bir inisiyatif alacağı bilinmiyor ama Annan planına "evet" demekle kendimizi hep temize çıkarıp kazandığımız pazarlık payımızı artık pek kullanamayacağız galiba.

Biz planı daha iyiye götürmek isterken, karşı taraf bunun tersini yapacak.

Ve BM'nin çabaları, "nasıl olsa Türk tarafının plandan bir şikayeti" yok düşüncesiyle Rum tarafını ikna etmeye,

daha çok onların isteklerini karşılamaya çalışacak.

Haliyle tavize zorlanacağız.

Karşı çıkınca da yeniden uzlaşmaz taraf olarak görüleceğiz.

Bilmem anlatabildim mi?

Kısaca işimiz zor olacak.

Sevgili Başaran, dün köşesinde, "Ankara'nın sessizliği" başlığı altında yazdı.

Ankara'da gözle görülür bir sessizlik var.

Halbuki pazarlık masasında Türkiye'nin de söz hakkı olacak.

Bu bakımdan hazırlıklı olmalı, olası bir çözüm sürecinde yeniden uzlaşmaz taraf pozisyonuna düşmemek için kartlarımızı çok dikkatli açmalıyız.

   387 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Temmuz 2008, Cuma   Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak ortaya!
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Yetti artık! Anladık...
01 Temmuz 2008, Salı   Suriye'den turist geldi
29 Haziran 2008, Pazar   "Ama dibelik ya beleşe verecen gızımı gitsin... Vallahi seni döverim!"
28 Haziran 2008, Cumartesi   Müzakereler öncesinde son durum iç açıcı değil!
27 Haziran 2008, Cuma   Memleketin haline bakıp kendi kendimizi yiyip bitiriyoruz!
25 Haziran 2008, Çarşamba   Nasıl ayıklayacağız bu pirincin taşını?
24 Haziran 2008, Salı   "Akdeniz'in cenneti"ne ne oldu böyle?
21 Haziran 2008, Cumartesi   Yazıklar olsun milletin parasına!
20 Haziran 2008, Cuma   Son durum iç açıcı değil!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2177 1.2263
1 STERLİN 2.4266 2.4447
1 EURO 1.9235 1.9370



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ANALARINDAN DOĞDUKLARINA...

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bil...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..

Bilbay Eminoğlu

Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Devlete dava açmak, 2 yıllık asgari ücret ...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Bir hikâye-i göçmen

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Carlin vs. Ölüm

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital