|
Dün yazdım...
Olası yeni bir müzakere sürecinde Kıbrıs Türk tarafı olarak bazı tavizlere zorlanacağız...
Güney Kıbrıs'tan gelen haberler de bunu gösteriyor.
Rum basınına göre, yemin ederek görevine başlayan Dimitris Hristofyas, ilk fırsatta Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın önüne, Maraş'ın Rumlara iadesi konusunu koyacak.
Kentin normal ve güvenli şekilde iadesi için bir plan hazırlanıyor.
Kıbrıs Türk tarafından, "üç hareketle ya da en az bunlardan biriyle" iyi niyet gösterisinde bulunması istenecek.
Nedir bunlar?
"Türk askerinin kısmen çekilmesi, Türkiye'nin Kıbrıs bandıralı gemilere ve uçaklara hava ve deniz limanlarında uyguladığı ambargonun kaldırılması ve Kapalı Maraş'ın sakinlerine iade edilmesi.
Rum basınının yazdıkları genelde doğru çıkar.
Hristofyas'ın, müzakere süreci öncesinde işe, Kıbrıs Türk tarafından bir takım iyi niyet gösterilerinde bulunmasını
istemekle başlayacağı açıktır.
Peki, buna hazır mıyız?
Almadan vermek olamayacağına göre, karşılığında ne gibi taleplerde bulunacağız?
Sessizliğini koruyan Ankara, Rum'un olası istemlerine nasıl bakıyor?
Önümüzdeki haftalarda, tarafların olası müzakere sürecine bir takım "ısınma" hareketleriyle başlayacağını tahmin etmek zor olmasa gerek.
***
"Alithia" gazetesi, "Türkiye'nin sadece ambargo ve Maraş için bir çeşit baskıya maruz kaldığını, gerek Kıbrıs Cumhuriyeti'nin gerek Yunanistan'ın diplomatik çevrelerinin bu yönde hareket ettiğini; Kıbrıslı ve Yunan Avrupa milletvekillerinin diğer ülkelerin Avrupa milletvekilleriyle birlikte, Türkiye'nin Kıbrıs uçaklarına ve gemilerine uygulamakta olduğu ambargonun kaldırılmasını hedeflediğini" yazıyor.
Gazeteye göre, "AB'nin, bütün üye ülkelerle gümrük ilişkilerini geliştirmesini öngören Ankara Protokolü'nü imzalaması konusunda Türkiye'ye baskı yapma çabasında da bu geniş hareketlilik gereklidir. Ne var ki, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni doğrudan tanıması tehlikesini içerdiğinden bu hareket; Türkiye'nin ileri götürmesi neredeyse imkansız görünen bir harekettir".
Ankara, bunun; ancak ve ancak Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulunduğunda gerçekleşmesini arzuluyor. Tam da bu nedenden dolayı Türkiye, Kıbrıs toprağından askerlerini kısmen çekmeyi tartışma konusu dahi yapmıyor."
Rum gazetesi, "diplomatik ve siyasi çevrelerin, bu nedenle Türk tarafından yapılması mümkün olan yegane iyi niyet gösterisinin -elbette Ledra (Lokmacı) ve Limnidi (Yeşilırmak) barikatlarının açılması dışında- Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kıbrıslı Türklerle ticari ilişkilerinin ve alışverişlerinin daha da artırılması karşılığında Kapalı Maraş'ın iadesi olduğu değerlendirmesinde bulunduğunu" yazıyor.
Yazılanların ne derece doğru olduğunu yakında göreceğiz.
***
İki lider, her şey yolunda giderse en geç nisanda masaya oturacak ve Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı çözüm arayışlarında seleflerinden ne denli farklı olduklarını görmek için dünyanın gözü üzerlerinde olacak.
Nerde o gün ama, 45 yıldır başarılamayanı başarırlarsa, mucizeyi gerçekleştiren liderler olarak tarihe geçecekler.
Bunun için umutlu olmak yetmez.
Önemli olan iki liderin masaya, kafalarında hangi düşünceyle oturacağı, çantalarından ne çıkaracağıdır.
Bunu da bu aşamada kimse kestiremez.
Bütün dünya söz birliği etmişçesine, tarafların irade ve cesaret göstermesi halinde sorunun çözülebileceği nakaratına soyundu.
Ama bu da yetmez!
Aynı irade ve cesaret, ilgili ülkeler ve daha da önemlisi BM Güvenlik Konseyi'nde olmadıktan sonra.
|