|
Atalarımız boşuna söylememiş...
Düşenin dostu olmaz diye.
İnsan düşmeye görsün etrafında kimseyi bulamaz...
Yakınlarını bile.
İşinizi, gelirinizi, itibarınızı yitirmeye görün yalnız kaldınız demektir.
Hele sağlığınız da, doktorların "çok yaşamazsın" diyebileceği kadar bozulmuşsa; gücünüzü de yitirmişseniz kimse tutmaz olur elinizden...
Yapayalnız kalırsınız bir köşede...
Bir yatakta, dört duvar arasında.
Ölümü tevekkülle beklemekten başka bir şey gelmez elinizden.
Tıpkı Ergün Aydoğan gibi.
"Ailem, arkadaşlarım, can dostlarım , dost bildiklerim hepsi unuttu beni. Ne arayan var ne soran" diyor...
***
Ergün Aydoğan'ın trajik öyküsünü anlatmıştım size.
"Bu yazıyı mutlaka okuyun" başlığı, beklediğim gibi köşemin sadık okurlarının yanında geniş bir okur kitlesinin de ilgisini çekmiş, ertesi günü beni arayan, e-posta gönderen duyarlı vatandaşlar Ergün'e nasıl yardımda bulunabileceklerini sormuştu.
Gerisini biliyorsunuz .
Gazeteciler Birliği olarak bir yardım kampanyası başlatmayı kararlaştırmış ve bunun yasal gereklerini yerine getirmek için hemen harekete geçmiştik.
Ne yazık ki, birlikteki arkadaşlarımızın, ummadığım, anlam veremediğim bir engelle karşılaştıklarını öğrendim.
Önceki gün, Gazeteciler Birliği Başkanı Sevgili Osman Kurt'u aradım ve kaymakamlığın, kampanya başlatma başvurumuza yanıt verip vermediğini sordum.
Umutsuz konuştu.
Kaymakamlığın bu konuda isteksiz davrandığı izlenimi edindiğini söyledi.
Dün yetkilileri yeniden arayacaktı ama bu satırları yazdığım ana kadar bir şey çıkmadı.
Osman Kurt, "Olmazsa, bağışlar Gazeteciler Birliği'ne yapılır, makbuz keseriz" falan dedi ama bu iş yattı gibi geldi bana.
Okurlarım günlerdir bağışta bulunmak için adeta canlarını yiyor, hangi bankaya bağış yapabileceklerini soruyor ve biz şimdi kalkıp onlara "Gazeteciler Birliği'ne gidin" diyeceğiz.
Olacak iş mi bu?
***
Son olarak Gazimağusa'dan bir bayan okurum aradı.
Bağışta bulunmak için sabırsızlanıyor.
Ne söyleyeceğimi bilemedim.
Ve beni asıl üzen de bu oldu.
Kahroldum.
Emekli maaşını Ergün'e vermek için bir kenarda tutan, gazeteye gelip bir zarfın içinde adıma para bırakan iki dostun da aralarında bulunduğu bu hayırsever, güzel insanlarımıza şimdi kalkıp da ne diyeceğiz?
"Kaymakamlıktan gerekli izni henüz alamadık" demek yeterli olur mu?
Bakın; sevgili dostum Tahsin Kaya, dün gönderdiği e-postasında ne yazmış.
"Bilbay Abi, Ergün Bey'e yapılacak yardım şekli ile yine açıklayıcı bir yazı yazacak mısınız? Şundan soruyorum; ben o ikinci mektubu fotokopi ile çoğaltıp, iş yerimizdeki çalışma masalarının üzerine koydum. Bu gün adamın birisi "Nasıl yardım edebiliz" diye sordu, "Ver bana da vereyim ben" diyecektim ama gene de çekindim yani. Şahsen kaçan bu yardım için üzüldüm.
Saygılarımla."
Bu ülkenin gazetecileri olarak, ölümle yaşam arasındaki ince çizgide gidip gelen bir arkadaşımıza yardımcı olamamanın herhangi bir gerekçesi olabilir mi?
***
Yazık!
Ne yazacağımı, ne söyleyeceğimi inanın bilemiyorum.
Ergün kardeşimize yardım elini uzatmak isteyen tüm okurlarıma, tüm güzel insanlarımıza içtenlikle teşekkür ediyorum.
Bizi beklemeyin lütfen, görüyorsunuz bir şey yapamıyoruz!
En iyisi, Ergün'ün bir bankada hesap açtırması ve sizin o hesaba gönlünüzden kopan üç beş kuruşu yatırmanız olacak galiba.
Ya da yardımlarınızı bir şekilde ona iletin
Bilemediniz onun için dua edin.
Yüreğinizin onunla birlikte olduğunu söyleyin.
Gerekebilir; telefon numarasını da vereyim size:
(0542) 880 04 69
|