Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Denizde facia
Girne'de 30 villalık site inşaatı durduruldu
Kıbrıs Türk devleti kesinlikle kurulacak
Lefkoşa-Güzelyurt Anayolu 2. Etap duble yolu hizmete açıldı
Güney'de AİHM şoku

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Bu bebeği arıyorum!

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Köşemdeki bu fotoğraf 1960'lı yıllarda çekildi...

Tam olarak anımsayamıyorum...

Kanlı olayların başladığı 1963'te olamaz...

Büyük bir olasılıkla 1964'ten kalma bir kare bu...

Ve o zamanlar çalıştığım Bozkurt gazetesinin ön sayfasında yayımlandı.

Kucağımda bir bebek var.

Ya yeni doğmuştu ya da bir kaç haftalık falandı.

O günden bu yana 40 yılı aşkın bir zaman geçti.

Yaşıyorsa en azından 45 yaşında olmalı.

Ama adı ne?...

Şimdi nerde, ne yapıyor acaba?

Evlendi mi?...

Çocukları var mı?...

Nerde kalıyor...

Ne iş yapıyor?...

Bilmiyorum!

Erkek miydi, kız mıydı onu da anımsayamıyorum.

Peki, kimindi bu bebek, kim vermişti onu bana?...

Neden vermişti?

Uzun hikaye; bakın anlatayım...

***

1960'lı yıllar, 1959'un sonlarına doğru Bozkurt gazetesinde başlayan gazetecilik yaşamımın en hareketli dönemiydi.

Gençtim haliyle, daha evlenmemiştim; durmak oturmak bilmiyordum.

Zaten kan ve gözyaşı dolu o yıllarda toplum olarak ayaktaydık...

Barikatlar, silah sesleri, çarpışmalar, bazı bölgelerin ve köylerin kuşatılmasıyla kendimizi bir savaş girdabının içinde bulmuştuk.

Elimden fotoğraf makinesi düşmüyor, gece gündüz bir olaydan başka bir olaya koşuyordum.

Eve bile gidemiyordum... Çoğu geceler, gazetenin baskı makinesinin bulunduğu bodrum katında kağıt yığınlarının üzerinde uyumaya çalışırdım.

Ne günlerdi o günler...

İnanın; çoğu zaman ensemde ölümün o soğuk nefesini hissederek yaşadığım olayları, anılarımı yazacak olsam kitaplara sığdıramam.

Kadim dostum sevgili Tolgay'ın deyişiyle, bugün gençlerimize okutulan tarihin içindeydik biz... Tarihi, o günleri an be an yaşadık.

Neyse, hikayemize gelelim.

***

Akıncılar'da mıydım, Arpalık'ta mı, yoksa başka bir köyde miydim?... Bilemiyorum.

Keşke Bozkurt'un arşivleri elimin altında olsa ve baksaydım.

Bu bebeği kucağıma kim, neden vermişti?... Neden haber yapmıştım onu?...

Belleğimi ne kadar zorladıysam, unutamadığım olayın ayrıntılarını anımsayamadım.

O zamanlar hep birlikte olduğumuz Tolgay'a sordum, her gün köşe yazısı yazan Eşref Çetinel dostumu aradım; fotoğrafın kendilerine bir şeyler çağrıştırmasına karşın onlar da yardımcı olamadı bana.

Belleğimde kalan, BM Barış Gücü askerlerinin "escort"luğunda bazı ilgililerle birlikte gittiğimiz bir köyde ya da bir yerlerde bir kadının, bebeği hastaneye yetiştirmem için bana vermesiydi.

Hastaydı bebek ve onu hastaneye götüremiyorlardı; bulundukları yerden vurulma korkusuyla çıkamıyorlardı.

Kıştı, hava çok soğuktu.

Bebeği iyice sarıp sarmalamışlar ve teslim etmişlerdi bana.

Adını, kız mı erkek mi olduğunu sormamıştım herhalde.

Arabam yoktu o zamanlar. Acaba kimin arabasıyla gitmiştik oraya.

Aklımda kalan, oturduğum arka koltukta bebeği büyük dikkat ve itinayla kucağımda tuttuğumdu.

Başını azıcık açmıştım, sürekli olarak minicik yüzüne bakıyordum.

O da, arada bir gözlerini aralayarak bana bakıyordu.

Bir şey olmaması için dua ediyordum. Bir ara ona ninni söylemek de geçti aklımdan.

Nihayet Lefkoşa'ya gelmiş ve onu hastanede hemşirelere teslim etmiştim.

Anlattım ve şefkatle sarılmışlardı ona.

Ayrılırken son kez yüzüne baktım, tatlı tatlı uyuyordu.

***

Çok istediğim halde, ilerleyen günlerde hastaneye gidip göremedim onu.

O kadar yoğundum ki fırsat bulamadım.

Ama iyi olduğunu öğrenmiştim.

Ondan sonra ne oldu bilmiyorum.

Ailesi gelip almıştı onu herhalde.

Ve şimdi nerde, ne yapıyor acaba?

İşte bu soruya bir türlü yanıt bulamadım...

Kim bilebilir ki?

İçtenlikle söylüyorum...

Yaşadığımız bunca badireden sonra o bebeğin bugün yetişkin bir insan olarak aramızda bulunduğunu, mutlu bir yaşam sürdürdüğünü öğrenmek beni çok mutlu edecek.

Diyorum ki, belki ailesinden birileri çıkar, bu fotoğrafa bakarak o günleri anımsar ve beni arar.

Ya da, ilerleyen yaşlarında ona, bebekken başından geçen bu olayı anlatmışlarsa, kendisi "O bebek bendim" diye benimle temas kurar.

Hiç umudum yok ama yine de bu olasılığın gerçeğe dönüşmesini bekleyeceğim.

***

Biliyor musunuz?...

Bu fotoğrafın aslı yok bende.

Bozkurt'ta basılan klişesi (kalıbı) var.

Nasıl olduysa elimde kalmış.

Yıllardır bir albümün arasında duruyor ve ne zaman fotoğraflara bakacak olsam, adeta "benim hikayemi de yaz" dercesine karşıma çıkıyor!

Bu yazıyı yazmazdan önce klişeyi alıp, Bozkurt'un teknik personelinden sevgili dost Mehmet Salih Akkoyun'un matbaasına gittim ve bastırdım. Çünkü klişe başka bir yöntemle fotoğrafa dönüştürülemez. 40 kusur yıllık o plastik parçasından bu denli güzel bir baskı alınabileceğini hiç ummazdım.

Günümüzde baskı işleri gelişmiş makinelerde, bilgisayar ortamında yapılmasına karşın, Salih kardeşim yıllarca önce kullanılan baskı malzemelerini hala saklıyor, o zamanki "Heidelberg" baskı makinelerini kullanıyor.. Gördüğümde hayret ettim; klişeyi baskıya hazırlamasını izlerken yıllar öncesine gittim... Kendimi bir an için Bozkurt'ta sandım.

Keşke bebeğin ailesi meydana çıksa da, onlar için çok daha değerli bir anı olabilecek bu baskıyı kendilerine de verebilsem.

***

Evet....

Bu haftalık da bu kadar.

Haftaya başka bir nostaljik yazıda yeniden buluşmak üzere sağlıcakla kalın.

   959 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
20 Temmuz 2008, Pazar   1974'ten birkaç yaprak
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Ne olacak bu memleketin hali diye söylenmeye devam!
18 Temmuz 2008, Cuma   Ne hallere düştük
17 Temmuz 2008, Perşembe   Yol kenarlarındaki ağaçlara da göz diktiler
16 Temmuz 2008, Çarşamba   Gazimağusa'daki utanç tablosu üzerine...
15 Temmuz 2008, Salı   Neden dokunulamıyor o ucube yasaya?
13 Temmuz 2008, Pazar   Yedisi bir eşekte
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Yürekten teşekkürler
11 Temmuz 2008, Cuma   Eşel mobil istersiniz ha!
10 Temmuz 2008, Perşembe   Sanki meteor yağmuruna tutulmuş dağlarımız!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2119 1.2203
1 STERLİN 2.4281 2.4462
1 EURO 1.9293 1.9429



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS'TA DARBEYİ KİM YAPACAKTI?

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Otuz dört sene yetmedi...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Erdoğan'ın ziyareti, "Türkiye olar...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

1974'ten birkaç yaprak

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Cilt kanseri ve risk faktörleri

Dr. Umut Altunç

Plaj Çantanızda Bulunması Gereken 10 Şey

Aysu Basri

RESM-İ İŞKENCE

Sevilay SADIKOĞLU

Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Kordon Kanı Bankacılığı: Gerçekten biyoloj...

Dr. İsmail KEMAL

Su, geleceğin en önemli sorunu

Emin AKKOR

Ahtapotun kollarından kurtuluş yok

Oğuz Metiner

Kıyamet ne zaman ve nasıl kopacak?

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

Döşünden Yaralı Dağlar

Beste SAKALLI

ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR

Psikolog Ayla Kahraman

Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Sağlık için Güvenli gıdalar... ne zaman?

Osman Ertuğ

Ayrılma hakkı

Bener HAKERİ

NOTLAR Unutulanlar mı, bilinmeyenler mi?

Ata ATUN

İKİ ÇİPİL GÖZDEN ANILARIMDA KALAN

Mehmet RATİP

Olağanüstü hallerimiz

Dr. Orhan Aydeniz

Taş ocakları sorunu

Harid Fedai

Sünühât Gazetesi Yüksek Katına

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital