|
Geçen gün yazdım...
Görüşmelerde işimiz zor dedim.
AB zirvesi için Brüksel'de bulunan Hristofyas'ın gazetecilere söyledikleri, 21 Mart'ta başlayacak görüşmelerin sonucunun ne olacağını şimdiden ortaya koydu.
Ne dedi Hristofyas?
Türk tarafının Annan Planı'nda ısrarcı olması halinde kilitlenmenin aşılmasının kolay olmayacağını söyledi.
Kötümser olmak istemedi ama, diplomatik dille görüşmelerin kopabileceği mesajını verdi.
Meğer ki biz Annan planını hiç ağzımıza almayalım.
Hristofyas bir şey daha söyledi:
Görüşmelere tamamen iyi niyetle gideceğini belirterek, "Sayın Talat'ın, uzattığım ele karşılık vereceğini ve sıkacağını umut ediyorum" dedi.
Yani Talat'ın, Annan planında olduğu gibi, "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni ortadan kaldıracak bir çözüm şekli üzerinde
durmamasını istiyor.
Cumhurbaşkanı Talat ise, İslam Konferansı Örgütü 11. İslam Zirvesi için bulunduğu Senegal'in başkenti Dakar'da genel kurulda yaptığı konuşmada, Rum liderine, adada iki topluma dayalı ve eşit haklara sahip iki devlet kurulması temelinde görüşmelere gecikmeden devam edilmesi çağrısında bulundu.
Aslında iki liderin söylediklerinde değişen bir şey yok.
İki taraf da 21 Mart'a kendi politikalarından taviz vermeme kararlılığıyla hazırlanıyor.
Ve iki lider, görüşmeler öncesinde birbirlerini kendi politikalarının gerektirdiği pozisyonlara çekmeye çalışıyor.
8 Temmuz anlaşması, diğer adıyla "Gambari süreci" ise, müzakerelerde izlenecek prosedürden başka bir şey değil.
Bu durumda iki liderin buluşmasından ve birbirine taban tabana zıt politikalarının uyuşturulmasından olumlu bir sonuç alınması beklenebilir mi?
***
Hristofyas Brüksel'deki basın toplantısında, Talat'a, "izolasyonların kaldırılması" konusunda da "Boşuna beklemeyin" anlamına gelen sözler söyledi.
"Adanın kuzeyine uygulanan izolasyonların kalkmasının yanlış olacağını AB Komisyonu'na anlattığını" ifade ederek, "Komisyonun, Kıbrıslı Türklere sözde ambargonun kaldırılması yönündeki görüşünün yanlış olduğu yönündeki görüşümüzü, komisyona samimiyetle bildirdik" dedi.
"Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, Kıbrıslı Türklere yasal deniz ve hava limanları üzerinden ticaret yapma imkanı sunduğunu" ifade eden Hristofyas , "Türk tarafının bu amaçla yasal olmayan liman ve hava limanlarını kullanmak istemesinde neden ısrarcı olduğunu" merak ediyormuş.
Bu da gösteriyor ki, müzakerelerde bir iyi niyet gösterisi olarak izolasyonların kaldırılması bile gündeme gelmeyecek.
O zaman neyi konuşacaklar?
Lokmacı barikatını mı?
Belki o konuda olsun anlaşabilirler.
Zaten ne önemi var ki lokmacının.
***
Kaç kez yazıldı çizildi...
Rum tarafı, "Kıbrıs Cumhuriyeti" unvanını elinde tuttuğu sürece, bunu yitirmesine yol açacak hiç bir çözüm şekline yanaşmaz.
Çünkü yönetimi paylaşmaya hala hazır değiller.
Kimse de kendilerini buna zorlamıyor zaten.
Ne Birleşmiş Milletler ne Avrupa Birliği.
Ne yazık ki bu kuruluşların İzolasyonların kaldırılmasına bile güçleri yetmiyor.
Bütün bunlar açık seçik ortadayken, yeni müzakere sürecinden nasıl umutlu olabiliriz?
8 Temmuz anlaşması bizi nereye götürebilir ki?
Keşke Annan planında bir takım değişiklikler yapılmasını olsun kabul etselerdi.
Ama adamlar planın adını bile duymak istemiyor.
|