|
Bilmiyorum farkında mısınız?
Baharın, insanın gönlünü ve ruhunu okşayan o cıvıl cıvıl renkleriyle bezenmiş güzellikleri kaybolmuş...
Güneş içimizi ısıtmıyor...
Toprak mis gibi kokmuyor...
Kapalı, kasvetli bir hava var sanki...
Neşelenemiyoruz...
Canımız sıkılıyor...
Kendimizi huzursuz, mutsuz hissediyoruz...
Ama nedenini söyleyemiyoruz...
Gönül rahatlığımızı neyin bozduğunu bilemiyoruz.
Ne oluyor bize?
Belki de son günlerin hoş olmayan gelişmeleridir içimizi karartan...
Baharın güzelliklerini gözümüzden gizleyen!
***
Türkiye'de iç konulardaki gelişmeler kaygı verici.
Borsa son bir yılın dibine vurmuş.
Ülkemiz ekonomisi alarm veriyor..
Ekonomistler gidişatın hiç de iyi olmadığını söylüyor.
Döviz kurları hızlı bir tırmanışa geçti.
Dolar 1.28'e, Euro 2.02'ye, Sterlin 2.51'e çıktı.
Kimse YTL'nin değer kaybının nerde duracağını, ne olacağını söyleyemiyor.
Burada ne gibi önlemler alınacağı bilinmiyor.
Döviz borçlusu vatandaşlar tedirgin.
***
Kıbrıs konusundaki yeni müzakere sürecinin hazırlıkları sürüyor...
Ama kimsede, geçmişte yaşananlardan farklı bir noktaya varılacağı umudu yok.
Hafta sonu Güney'den gelen haberler, en iyimser insanlarımızın bile umutlarını dağıtacak nitelikte.
Sokaktaki vatandaş, olanlara bakıp, adanın nasıl birleştirileceğini, nasıl bir barış yapılacağını soruyor.
Kimliği belirsiz kişi ya da kişiler Pile Türk İlkokulu'na girip liderlerimizin fotoğraflarına saldırdı.
Atatürk'ün, Dr. Fazıl Küçük'ün, Talat'ın ve eski cumhurbaşkanı Denktaş'ın duvardaki fotoğraflarını boyayla karaladılar.
Hızlarını alamayıp bahçedeki ağaçlara zarar verdiler, çöpleri etrafa savurdular.
Bir maçtan çıkan holiganlardan yirmi kişilik bir grup, kırmızı ışıkta duran KKTC plakalı bir aracın içindeki vatandaşlarımıza saldırdı.
Araca taş ve bira şişeleri savurdular.
Yeşil ışığın yanmasıyla oradan hızla uzaklaşan insanlarımız yara almaktan zor kurtuldu.
Bu olay ilk değildir, belli ki son da olmayacaktır.
Geçmişte de, plaka numaralarından Kıbrıslı Türklere ait olduğunu anladıkları araçlara saldırılar olmuştu.
Bu gibi olaylar fevri de olsa hiç bir şekilde maruz gösterilemez.
***
Trafiğe fidan gibi üç kurban daha verdik.
Hafta sonu Lefkoşa'nın Ortaköy bölgesinde üç gencin yaşamını yitirdiği, üç gencin de yaralandığı korkunç kaza,
ülkemizin diğer sıkıntıları yanında trafiğin ne denli ciddi ve halkı büyük ölçüde endişelendiren bir sorun olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Haftalık trafik bilançocu yürek yakıcı...
Avuç içi kadar toprak parçasında 108 kaza, 4 ölü, 24 yaralı.
Hemen her gün ambulansların siren sesleriyle irkiliyoruz...
Ve kim bilir hangi ocağa ateş düştü diye içimiz ürperiyor. ***
Lefkoşa'da yarın yine grev ve miting var.
Kamuda yetkili beş sendika, örgütlü bulundukları işyerlerinde grev ve Atatürk Meydanı'nda miting yapacak.
Siyasi ve ekonomik sorunların yarattığı sıkıntılara, yılın başından beri ardı arkası kesilmeyen, iç barışı bozucu eylemler tuz biber ekiyor.
Son günlerin gazetelerini karıştırıyorum; halkın, yazımın girişinde sözünü ettiğim iç sıkıntısını giderecek, rahatlatacak hoş bir gelişme bulamıyorum... Ne siyasi, ne ekonomik ve sosyal alanda.
Bahar havası yok!...
Canımız sıkılıyor...
Güzel günlere umutlarımızı yaza mı bağlasak?
|