Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Lefkoşa Merkezi Cezaevi: Uyuşturucu ticareti merkezi
Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek yurttaşlık kesindir
Talat yanlış yoldan dönsün, bunu yapamıyorsa istifa etsin
Eşel mobil grevi hayatı durduracak
Eski Cumhurbaşkanı Denktaş: Teslimiyete gidiyoruz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Daha yolun başındayız ve...

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Nisan 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Biliyorsunuz sanırım...

İngiltere'de hakimlerin maaşı yoktur; para almazlar.

Onun yerine, ihtiyaçları oldukça kullandıkları, kredisi sınırsız çek defterleri vardır.

İstedikleri kadar kredi alabilirler ve devlet öder.

İngiliz devleti hakimlerine o kadar çok güveniyor.

Bir gün hakimin biri bir bankaya gidip bir milyon sterlinlik bir çek bozdurmak istediğini söylemiş.

Tabii ortalık karışmış.

Banka yöneticileri en üst makamdan onay almadan bu kadar parayı veremeyeceklerini söyleyip hemen içişleri bakanlığına, adalet bakanlığına ve başbakanlığa telefon etmişler. Ancak aradıkları her yerden aynı yanıt gelmiş: Ödeyin.

Gel gelelim bankada o kadar nakit yokmuş. Hakimden ertesi gün gelmesini rica etmişler.

Ve ertesi gün para bir bavul içinde hazırmış.

Aradan bir kaç gün geçmiş, hakim çıkagelmiş.

Parayı bankaya geri vermek istiyormuş.

Banka yönetimi şaşırıp kalmış. Hemen adalet bakanlığını aramışlar; bakanlık müfettişleri devreye girmiş ve hakime bu hareketinin sebebini sormuşlar.

Hakim, "Kraliçenin hükümeti bize gerçekten bu kadar güveniyor mu? Onu sınadım." yanıtını vermiş.

Raporlar bakanlığa iletilmiş ve aynı gün hakim görevinden alınmış.

Adalet bakanlığı hakime gönderdiği yazıda, görevden alınmasının gerekçesini şöyle açıklamış:

"Kraliçe hükümetinin saygın bir hakimi, devletine güvenmiyor ve onu sınıyorsa, devlet ona asla güvenmez."

Güven işte böyle çok ince bir çizgidir...

Onu kalınlaştırarak kırılmasını engelleyen tek şey, 'iki taraflı' olmasıdır.

***

Gerçek olduğu söylenen bu hikayeyi niye yazdım?

Lokmacı-Ledra geçidi nihayet dün açıldı.

Ancak Rum tarafı rahat değil.

Orada yapılan düzenlemeyi içlerine pek sindiremedikleri görülüyor.

"Türk askerinin bölgeden çekildiğinden" hala kuşku duyuyorlar.

Geçidin karşı tarafında bir yerlerde tek bir Rum askeri bile yokmuş gibi.

"Bir paravan endişelere yol açıyor" diyorlar, "paravanın arkasında Türk askerleri saklı olabilir"miş.

Hatta "Fileleftheros" gazetesi, "açılış törenine az bir zaman kala Türk ordusunun hala daha bölgeden tamamen uzaklaşmamış görünmesinin, hükümeti, Birleşmiş Milletler'e 'eğer geçiş noktası yakınında Türk askeri bulunursa Ledra Caddesi yine kapanacak' şeklinde hatırlatma yapmaya zorladığını" yazdı.

Bunun, bizi bir süre sınayacaklarının, olmazsa geçidi yeniden kapatacaklarının göstergesi olmadığını ummak istiyoruz.

Adanın bölünmüşlüğünün adeta simgesi haline gelen "Lokmacı"nın iki taraf arasında sağlanan tam bir mutabakatla açılmasına ve ortada endişe edilecek bir durum olmamasına karşın, bir kez daha ortaya çıktı ki, güvensizlik, iki toplum arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesinin önünde hala büyük bir engel olarak duruyor.

Taraflar arasında güven oluşturulamıyor.

Bu olmayınca da, güvenin o çok ince çizgisi kırılabiliyor.

***

"Lokmacı"da dün sabah daha çok Kıbrıslı Türklerin oluşturduğu hatırı sayılır bir kalabalığın katılımıyla açılış töreni yapıldı. Olay akşam saatlerinde de coşkulu bir şölenle kutlandı.

Davul zurnalar çalındı, barış ve çözüm sloganları atıldı, şarkılar söylendi...

Ve ne yazık ki, Rum komşularımızın tarihi olaya ilgisi sınırlı kaldı.

Başından söylemişlerdi zaten, tantanaya falan gerek yok diye.

Dün oraya gidemedim ama televizyon ekranlarından izlediğim kadarıyla burukluk içindeydiler.

Oradaki kutlamalara zoraki olarak katıldıkları, geçidin açıldığına inanmak istemedikleri gibi bir halleri vardı.

Nitekim saat 21.30 sıralarında "Lokmacı"nın yeniden kapandığı, bir kısım Kıbrıslı Rum'un kuzeyde bir kısım Kıbrıslı Türkün de güneyde mahsur kaldığı haberi geldi.

Hayret etmediğim bu gelişmenin ayrıntılarını gazetelerden, televizyonlardan öğrendiniz.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz...

Daha yolun başındayız ve bir geçidin açılması gibi basit bir konuda yapılan anlaşma bile 12 saat sonra bozulabiliyor.

Nerde kaldı esas soruna kalıcı bir çözüm bulunması.

Talat'la Hristofyas'ın işi çok ama çok zor...

Bırakın çözümü, iki taraf arasındaki güvensizliği ortadan kaldırabilirler; açılan geçitlerin olsun açık kalmasını sağlayabilirlerse aşk olsun!

   207 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Temmuz 2008, Cuma   Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak ortaya!
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Yetti artık! Anladık...
01 Temmuz 2008, Salı   Suriye'den turist geldi
29 Haziran 2008, Pazar   "Ama dibelik ya beleşe verecen gızımı gitsin... Vallahi seni döverim!"
28 Haziran 2008, Cumartesi   Müzakereler öncesinde son durum iç açıcı değil!
27 Haziran 2008, Cuma   Memleketin haline bakıp kendi kendimizi yiyip bitiriyoruz!
25 Haziran 2008, Çarşamba   Nasıl ayıklayacağız bu pirincin taşını?
24 Haziran 2008, Salı   "Akdeniz'in cenneti"ne ne oldu böyle?
21 Haziran 2008, Cumartesi   Yazıklar olsun milletin parasına!
20 Haziran 2008, Cuma   Son durum iç açıcı değil!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2177 1.2263
1 STERLİN 2.4266 2.4447
1 EURO 1.9235 1.9370



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ANALARINDAN DOĞDUKLARINA...

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bil...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..

Bilbay Eminoğlu

Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Devlete dava açmak, 2 yıllık asgari ücret ...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Bir hikâye-i göçmen

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Carlin vs. Ölüm

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital