Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Nev başkenti "Alev Alev" yaktı
Gazimağusa'da bu akşam Bonnie Tyler var
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Hasan Olgu ve Fırat Yalova'da
Futbolcular istediğini aldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Lokmacı'nın iki yanında değişen bir şey yok!

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kimse darılmasın...

Niyetim Rumu "pofpoflamak", bizi yermek değil...

Gördüklerimi yazıyorum...

Gördüklerim de zaten herkesin gözü önünde.

Lokmacı açılmış ama değişen pek bir şey olmamış...

"Magridromo" (Uzunyol) ve Arasta'da her şey yıllardan beri nasılsa öyle.

İki taraftaki manzara, akla kara kadar farklı.

Karşı taraf yabancı turistlerden geçilmiyor, bizim tarafta in cin top oynuyor!

Uzunyol'da her taraf pırıl pırıl, cıvıl cıvıl...

Mağazalar, dükkânlar, lokantalar, kafeteryalar, aralarında Kıbrıslı Türklerin de bulunduğu yerli yabancı insanlarla dolup taşıyor.

Arasta'da ise, geçmişe göre biraz hareketliliğin ötesinde sakin, sessiz, melankolik bir hava hakim.

Hele akşam hava karardıktan, dükkanlar kapandıktan sonra bölge tam bir ölüm sessizliğine gömülüyor.

***

KIBRIS yazı işleri yöneticileri ve köşe yazarları olarak zaman zaman bazı bölgeleri ziyaret ettiğimiz gibi dün de Arasta'yı ve Uzunyol olarak da bilinen Ledra Caddesi'ni gezdik, bölge esnafının nabzını tuttuk.

Edindiğim ilk izlenim ne yazık ki olumlu değil.

Lokmacı'nın açılmasına hazırlıksız yakalanmışız. Orada, polislerin giriş çıkışları kontrol etmek için kullandığı kulübelerin yerleştirilmesinden, bir takım temizlik çalışmalarında bulunulmasından öte pek bir şey yapılmamış.

Bölge esnafı da var olan olanaklarıyla yetinmiş, bazı yeniliklere gerek görmemiş.

Haliyle geçişlerin serbest bırakılmasından yeterince pay alamıyor.

Bizim tarafa geçen Kıbrıslı Rumların ve tek tük yabancı turistin bıraktığı para, karşı tarafın esnafının kazandığının yanında devede kulak kalıyor.

Bölgede hâlâ tamir edilmemiş öylece duran ya da tamir gerekmediği halde açılmamış dükkânlar var.

Hâlâ orada toz toprak içinde bir takım çalışmalar yapılıyor.

Açık dükkânlarda satılan ve bazıları, bit pazarındakilerden farksız malların üzerindeki, elle eğri büğrü yazılmış etiketlerden yabancıların bir şey anlaması olanaksız.

Çoğu malların üzerindeki fiyatlar sadece YTL olarak gösterilmiş.

YTL'nin euro olarak karşılığını yazanlar ise, kuzeyin güneye göre ne denli pahalı olduğunu gözler önüne sermiş.

Bir de dil sorunu var tabii. Bölge esnafı arasında bırakın Rumcayı İngilizce bilenler bile sayılı. Rumlar ve yabancı turistlerle anlaşabilmek için herhalde akla karayı seçiyorlar.

Konuştuğumuz bazı dükkân sahipleri anlattı; ne derece doğru olduğunu bilemiyorum ama bölgede, giriş fiyatı euro olarak belirlenen bir tek tuvalet varmış ve başına da bir çocuk koymuşlar. Tuvalete girenlerin "Two euro" (İki yuro) diye adeta yakasına yapışıyormuş.

2003 yılında kapıların açıldığı ilk günlerde de duymuştuk. Fiyat listesi bulundurmayan bazı kafeteryalarda ve kebapçılarda kazık da atılıyormuş... Üç yabancı bir yerde oturmuş, kebap lahmacun falan yemişler, herhalde birer de kola içmişler; altmış beş euro almışlar insanlardan.

Ledra'ya geçiş ve Lokmacı'ya dönüş de ne yazık ki bizim tarafta, karşı taraftaki gibi kolay olmuyor.

Yedi adet polis kulübesinden sadece ikisinde işlem yapılıyor ve dolayısıyla uzun kuyruklar oluşuyor.

En azından dün bizim ekibin giriş çıkış yaptığı 10.00 ile 14.00 saatleri arasında oradaki durum böyleydi.

Halbuki Ledra Caddesi'nin başında, Rum polisinin kullandığı dükkândan bozma tek bir büro var ve önünde yığılma olmuyor. Kimliğini gösteren çekip gidiyor.

***

Gelelim işin siyasi yönüne...

Uzunyol'a adım attığımız andan itibaren rasgele konuştuğumuz Rum dükkân sahipleri ile kahve molası verdiğimiz bir kafeteryanın işletmecisi birbiriyle anlaşmışçasına aynı şeyleri söyledi.

Aslında, Lokmacı'nın açılmasıyla iki tarafta ekonomik yönden değişen bir şey olmadığı gibi bizim ve onların söylemleri de değişmemiş.

Lokmacı'nın açılmasının sembolik, önemli bir adım olduğunu, olumlu bir hava oluştuğunu; ancak bunun yetmediğini, Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması gerektiğini söylüyoruz.

Liderlerimizin söylediklerini yineleyip duruyoruz.

Bir yerde onlar Hristofyas'ın biz de Talat'ın sözcülüğünü yapıyoruz.

Bizim gibi Rum komşularımız da yeni müzakere sürecine temkinli bakıyor.

İki tarafın, kırmızı çizgilerini aşarak tam bir uzlaşmaya varabileceklerinden dün olduğu gibi bugün de kuşkulu.

Güney'in nabzını çok iyi tutan köşe yazarı arkadaşlarımızdan İsmail Kemal, Lokmacı'nın açılmasının Rum tarafınca nasıl değerlendirdiğini özetledi...

"Yeni süreçte elimizden geleni yapıyoruz. Müzakerelerden bir sonuç alınmazsa sorumlusu bizim taraf olmayacaktır"

düşüncesiyle ihtiyatlı bir iyimserlik içinde bulunduklarını, bir politika değişikliğinin söz konusu olmadığını, belki de görüşme masasında Papadopulos'un diliyle konuşacaklarını söyledi.

Ledra'nın, cıvıl cıvıl insan kaynayan ara sokaklarından birinde öğle yemeği için girdiğimiz ve bizim ardımızdan kalabalık bir turist grubunun hıncahınç doldurduğu lokantadaki sohbetimiz sırasında ortak bir noktada buluştuk.

Adamlar, Kıbrıs sorunundan çok kendi işlerine bakıyor. Ekonomiye, turizme ve daha da kalkınmaya önem veriyor.

Bir an için düşündüm... Doğru; izolasyonlar var, bize turist gelmiyor ama sadece o lokantadaki turistler bile Lokmacı'dan bizim tarafa geçecek olsa tanık olacakları manzara karşısında acaba bir daha gelirler miydi?

Son söz:

Lokmacı'ya geç de olsa bir daha el atmakta yarar var.

Dükkânların durumuna, verilen hizmetlere, satılan mallara, fiyatlara... Tepeden tırnağa her şeye...

Şimdiki haliyle bırakırsak, çok sürmez o taraftan bu tarafa kimse geçmez olur..

   364 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Temmuz 2008, Pazar   "Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı gitsin, vallahi döverim seni" (2)
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Bir bardak yeşil çaya ne dersiniz?
04 Temmuz 2008, Cuma   Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak ortaya!
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Yetti artık! Anladık...
01 Temmuz 2008, Salı   Suriye'den turist geldi
29 Haziran 2008, Pazar   "Ama dibelik ya beleşe verecen gızımı gitsin... Vallahi seni döverim!"
28 Haziran 2008, Cumartesi   Müzakereler öncesinde son durum iç açıcı değil!
27 Haziran 2008, Cuma   Memleketin haline bakıp kendi kendimizi yiyip bitiriyoruz!
25 Haziran 2008, Çarşamba   Nasıl ayıklayacağız bu pirincin taşını?
24 Haziran 2008, Salı   "Akdeniz'in cenneti"ne ne oldu böyle?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

NÜFUS, ÇEVRE VE BİR HOŞGELDİN

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Denizden para değil cesaret kazandım...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

"Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı ...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital