|
Kimse darılmasın...
Niyetim Rumu "pofpoflamak", bizi yermek değil...
Gördüklerimi yazıyorum...
Gördüklerim de zaten herkesin gözü önünde.
Lokmacı açılmış ama değişen pek bir şey olmamış...
"Magridromo" (Uzunyol) ve Arasta'da her şey yıllardan beri nasılsa öyle.
İki taraftaki manzara, akla kara kadar farklı.
Karşı taraf yabancı turistlerden geçilmiyor, bizim tarafta in cin top oynuyor!
Uzunyol'da her taraf pırıl pırıl, cıvıl cıvıl...
Mağazalar, dükkânlar, lokantalar, kafeteryalar, aralarında Kıbrıslı Türklerin de bulunduğu yerli yabancı insanlarla dolup taşıyor.
Arasta'da ise, geçmişe göre biraz hareketliliğin ötesinde sakin, sessiz, melankolik bir hava hakim.
Hele akşam hava karardıktan, dükkanlar kapandıktan sonra bölge tam bir ölüm sessizliğine gömülüyor.
***
KIBRIS yazı işleri yöneticileri ve köşe yazarları olarak zaman zaman bazı bölgeleri ziyaret ettiğimiz gibi dün de Arasta'yı ve Uzunyol olarak da bilinen Ledra Caddesi'ni gezdik, bölge esnafının nabzını tuttuk.
Edindiğim ilk izlenim ne yazık ki olumlu değil.
Lokmacı'nın açılmasına hazırlıksız yakalanmışız. Orada, polislerin giriş çıkışları kontrol etmek için kullandığı kulübelerin yerleştirilmesinden, bir takım temizlik çalışmalarında bulunulmasından öte pek bir şey yapılmamış.
Bölge esnafı da var olan olanaklarıyla yetinmiş, bazı yeniliklere gerek görmemiş.
Haliyle geçişlerin serbest bırakılmasından yeterince pay alamıyor.
Bizim tarafa geçen Kıbrıslı Rumların ve tek tük yabancı turistin bıraktığı para, karşı tarafın esnafının kazandığının yanında devede kulak kalıyor.
Bölgede hâlâ tamir edilmemiş öylece duran ya da tamir gerekmediği halde açılmamış dükkânlar var.
Hâlâ orada toz toprak içinde bir takım çalışmalar yapılıyor.
Açık dükkânlarda satılan ve bazıları, bit pazarındakilerden farksız malların üzerindeki, elle eğri büğrü yazılmış etiketlerden yabancıların bir şey anlaması olanaksız.
Çoğu malların üzerindeki fiyatlar sadece YTL olarak gösterilmiş.
YTL'nin euro olarak karşılığını yazanlar ise, kuzeyin güneye göre ne denli pahalı olduğunu gözler önüne sermiş.
Bir de dil sorunu var tabii. Bölge esnafı arasında bırakın Rumcayı İngilizce bilenler bile sayılı. Rumlar ve yabancı turistlerle anlaşabilmek için herhalde akla karayı seçiyorlar.
Konuştuğumuz bazı dükkân sahipleri anlattı; ne derece doğru olduğunu bilemiyorum ama bölgede, giriş fiyatı euro olarak belirlenen bir tek tuvalet varmış ve başına da bir çocuk koymuşlar. Tuvalete girenlerin "Two euro" (İki yuro) diye adeta yakasına yapışıyormuş.
2003 yılında kapıların açıldığı ilk günlerde de duymuştuk. Fiyat listesi bulundurmayan bazı kafeteryalarda ve kebapçılarda kazık da atılıyormuş... Üç yabancı bir yerde oturmuş, kebap lahmacun falan yemişler, herhalde birer de kola içmişler; altmış beş euro almışlar insanlardan.
Ledra'ya geçiş ve Lokmacı'ya dönüş de ne yazık ki bizim tarafta, karşı taraftaki gibi kolay olmuyor.
Yedi adet polis kulübesinden sadece ikisinde işlem yapılıyor ve dolayısıyla uzun kuyruklar oluşuyor.
En azından dün bizim ekibin giriş çıkış yaptığı 10.00 ile 14.00 saatleri arasında oradaki durum böyleydi.
Halbuki Ledra Caddesi'nin başında, Rum polisinin kullandığı dükkândan bozma tek bir büro var ve önünde yığılma olmuyor. Kimliğini gösteren çekip gidiyor.
***
Gelelim işin siyasi yönüne...
Uzunyol'a adım attığımız andan itibaren rasgele konuştuğumuz Rum dükkân sahipleri ile kahve molası verdiğimiz bir kafeteryanın işletmecisi birbiriyle anlaşmışçasına aynı şeyleri söyledi.
Aslında, Lokmacı'nın açılmasıyla iki tarafta ekonomik yönden değişen bir şey olmadığı gibi bizim ve onların söylemleri de değişmemiş.
Lokmacı'nın açılmasının sembolik, önemli bir adım olduğunu, olumlu bir hava oluştuğunu; ancak bunun yetmediğini, Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması gerektiğini söylüyoruz.
Liderlerimizin söylediklerini yineleyip duruyoruz.
Bir yerde onlar Hristofyas'ın biz de Talat'ın sözcülüğünü yapıyoruz.
Bizim gibi Rum komşularımız da yeni müzakere sürecine temkinli bakıyor.
İki tarafın, kırmızı çizgilerini aşarak tam bir uzlaşmaya varabileceklerinden dün olduğu gibi bugün de kuşkulu.
Güney'in nabzını çok iyi tutan köşe yazarı arkadaşlarımızdan İsmail Kemal, Lokmacı'nın açılmasının Rum tarafınca nasıl değerlendirdiğini özetledi...
"Yeni süreçte elimizden geleni yapıyoruz. Müzakerelerden bir sonuç alınmazsa sorumlusu bizim taraf olmayacaktır"
düşüncesiyle ihtiyatlı bir iyimserlik içinde bulunduklarını, bir politika değişikliğinin söz konusu olmadığını, belki de görüşme masasında Papadopulos'un diliyle konuşacaklarını söyledi.
Ledra'nın, cıvıl cıvıl insan kaynayan ara sokaklarından birinde öğle yemeği için girdiğimiz ve bizim ardımızdan kalabalık bir turist grubunun hıncahınç doldurduğu lokantadaki sohbetimiz sırasında ortak bir noktada buluştuk.
Adamlar, Kıbrıs sorunundan çok kendi işlerine bakıyor. Ekonomiye, turizme ve daha da kalkınmaya önem veriyor.
Bir an için düşündüm... Doğru; izolasyonlar var, bize turist gelmiyor ama sadece o lokantadaki turistler bile Lokmacı'dan bizim tarafa geçecek olsa tanık olacakları manzara karşısında acaba bir daha gelirler miydi?
Son söz:
Lokmacı'ya geç de olsa bir daha el atmakta yarar var.
Dükkânların durumuna, verilen hizmetlere, satılan mallara, fiyatlara... Tepeden tırnağa her şeye...
Şimdiki haliyle bırakırsak, çok sürmez o taraftan bu tarafa kimse geçmez olur..
|