Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Su alarmı

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Modern bir tuvalete girip sifonu tek bir kez çektiğimizde harcanan suyla susuzluk çekilen bir ülkede bir insanın iki günlük su ihtiyacı karşılanabiliyormuş.

Yani susuzluktan ölmek üzere olan bir kişi, klozetten bir defada akıp giden suyla iki gün daha yaşatılabiliyor.

Tanrı bilir; bir günde bütün dünyada tuvaletlerde kaç kez sifon çekiliyor ve ne kadar su harcanıyor.

Uzmanlar herhalde bunun da araştırmasını yapmıştır.

Bir yerlerde okumuştum, aklımda kaldığı kadarıyla yazıyorum; 325 milyon tuvalette bir günde sifonun çekilmesiyle harcanan su miktarı yaklaşık iki milyon metreküpü buluyormuş.

Anladık da; insanlar ne yapsın yani?

Su tasarrufu yapalım diye tuvalete hiç girmeyelim, girersek de sifonu hiç kullanmayalım mı?

Böyle bir şey olamayacağına göre, bilim adamları şimdi ne yapılması gerektiği üzerinde kafa patlatıyor.

Ve ne yapıyorlar biliyor musunuz?

Tuvaletler için, bir damla bile su gerektirmeyecek klozetler yapıyorlar.

Üstelik bu klozetlerden çıkacak atıklar, bir takım işlemlerden geçirildikten sonra, adeta toprak haline getirilecek ve tarımda kullanılacak.

Yapılan testlerde, bu atıkların toprağa yararlı olduğu belirlenmiş.

Anlayacağınız, küresel ısınma bütün dünyada su alarmı verilmesine yol açtı.

Yer küremize çölleşmeye doğru gidiyor.

Ve bilim adamları, Kıbrıs dahil bir çok ülkeyi ciddi biçimde etkileyecek olan kuraklık ve susuzluğa çare arıyor.

Yukarıda sözünü ettiğimiz klozetler, asıl nedeni israf olan susuzluğa karşı alınması düşünülen önlemlerin sadece biri.

***

İşin tartışma götürür tarafı kalmadı.

Dünyamızın giderek ısınmakta olduğu apaçık ortada.

Buzullar eriyor.

Son olarak, bir süre önce, Antarktika'dan dev bir buz tabakasının kopmak üzere olduğu bildirilmişti.

Kütlenin, yaklaşık 400 kilometrekare büyüklüğünde, yani, Akdeniz'deki Malta adasından da büyük olduğu; uydu verilerinin, kıtadan kopmakta olan buz kütlesinin önümüzdeki günler ya da haftalarda parçalanabileceğine işaret etmişti.

Dünyadaki toplam suyun yaklaşık 1,386 milyon kilometre küpünün, başka bir ifadeyle yüzde 96'dan fazlasının tuzlu su, geriye kalan yüzde 4 oranındaki tatlı su kaynaklarının ise yüzde 70'e yakınının buz ve buzulların içinde hapsolduğunu göz önünde bulundurarak, Antarktika'dan kopacak dev buz kütlesiyle ne kadar tatlı suyun heba olup gideceğini düşünebiliyor musunuz?

***

Bunları niye yazdım?

Dün evde farkına vardım, su nihayet nöbete girdi galiba.

Depolara su akmıyordu.

Tasarrufa çoktan başlanmalıydı. Yine de geç değil.

Suyu su gibi harcayanların belki aklı başına gelir.

Çünkü bu işin şakası yok.

Önümüzde, büyük bir olasılıkla bir damla yağış almadan geçireceğimiz en az 6 ay var.

Güney Kıbrıs su kısıtlamasına bizden önce başladı.

Ve dünkü Rum basınında gördüm, Yunanistan'dan su getiriyorlar.

İlgili Rum bakan, en geç haziran ayına kadar arzu edilen su miktarının Yunanistan'dan Limasol'a götürüleceğini söyledi.

Talep edilen su miktarının 8 milyon metreküp olduğu ve daha çok su talep edilmesi olanaklarının da bulunduğu belirtildi.

Bizim, Türkiye'den su getirme projemiz yattı galiba.

Daha önce de yazmıştım, uzun süredir bu konu gündeme gelmiyor.

Adamlar taa Yunanistan'dan Limasol'a su getirebileceğine göre bizim bir adım ötedeki Türkiye'nin güney kıyılarından su getirmemiz çok zor olmasa gerek diye düşünüyorum.

***

Biliyoruz...

Her zaman, her yerde canlı cansız her şeyin, tüm değerlerin değeri, o değer yitirildikten sonra anlaşılır.

Çoğu insanımızın; çok sıcak geçeceği besbelli yaz aylarında karşı karşıya kalacağımız susuzluk tehlikesine karşı suyun tasarruflu kullanılması uyarılarını pek dikkate almadığı görülüyor.

Çünkü halen su var; bu değeri, Tanrı korusun henüz yitirmiş değiliz.

Hükümetin alacağı bir takım önlemler yanında bireyler olarak bizlere de görev düşmektedir.

Sonuçta sorun toplum olarak hepimizin sorunudur.

Suyun bitmesi başka hiç bir şeyin bitmesine benzemez.

Damlayan bozuk bir musluğunuz varsa, onu yenisiyle değiştirerek ciddi tasarruf önlemleri almaya başlamanızda yarar var.

   434 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Temmuz 2008, Çarşamba   Sendikaların gözü hükümette
08 Temmuz 2008, Salı   Gitti gider bu ülke!
06 Temmuz 2008, Pazar   "Ama dibelik ya beleşe verecek gızımı gitsin, vallahi döverim seni" (2)
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Bir bardak yeşil çaya ne dersiniz?
04 Temmuz 2008, Cuma   Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak ortaya!
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Yetti artık! Anladık...
01 Temmuz 2008, Salı   Suriye'den turist geldi
29 Haziran 2008, Pazar   "Ama dibelik ya beleşe verecen gızımı gitsin... Vallahi seni döverim!"
28 Haziran 2008, Cumartesi   Müzakereler öncesinde son durum iç açıcı değil!
27 Haziran 2008, Cuma   Memleketin haline bakıp kendi kendimizi yiyip bitiriyoruz!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital