|
Modern bir tuvalete girip sifonu tek bir kez çektiğimizde harcanan suyla susuzluk çekilen bir ülkede bir insanın iki günlük su ihtiyacı karşılanabiliyormuş.
Yani susuzluktan ölmek üzere olan bir kişi, klozetten bir defada akıp giden suyla iki gün daha yaşatılabiliyor.
Tanrı bilir; bir günde bütün dünyada tuvaletlerde kaç kez sifon çekiliyor ve ne kadar su harcanıyor.
Uzmanlar herhalde bunun da araştırmasını yapmıştır.
Bir yerlerde okumuştum, aklımda kaldığı kadarıyla yazıyorum; 325 milyon tuvalette bir günde sifonun çekilmesiyle harcanan su miktarı yaklaşık iki milyon metreküpü buluyormuş.
Anladık da; insanlar ne yapsın yani?
Su tasarrufu yapalım diye tuvalete hiç girmeyelim, girersek de sifonu hiç kullanmayalım mı?
Böyle bir şey olamayacağına göre, bilim adamları şimdi ne yapılması gerektiği üzerinde kafa patlatıyor.
Ve ne yapıyorlar biliyor musunuz?
Tuvaletler için, bir damla bile su gerektirmeyecek klozetler yapıyorlar.
Üstelik bu klozetlerden çıkacak atıklar, bir takım işlemlerden geçirildikten sonra, adeta toprak haline getirilecek ve tarımda kullanılacak.
Yapılan testlerde, bu atıkların toprağa yararlı olduğu belirlenmiş.
Anlayacağınız, küresel ısınma bütün dünyada su alarmı verilmesine yol açtı.
Yer küremize çölleşmeye doğru gidiyor.
Ve bilim adamları, Kıbrıs dahil bir çok ülkeyi ciddi biçimde etkileyecek olan kuraklık ve susuzluğa çare arıyor.
Yukarıda sözünü ettiğimiz klozetler, asıl nedeni israf olan susuzluğa karşı alınması düşünülen önlemlerin sadece biri.
***
İşin tartışma götürür tarafı kalmadı.
Dünyamızın giderek ısınmakta olduğu apaçık ortada.
Buzullar eriyor.
Son olarak, bir süre önce, Antarktika'dan dev bir buz tabakasının kopmak üzere olduğu bildirilmişti.
Kütlenin, yaklaşık 400 kilometrekare büyüklüğünde, yani, Akdeniz'deki Malta adasından da büyük olduğu; uydu verilerinin, kıtadan kopmakta olan buz kütlesinin önümüzdeki günler ya da haftalarda parçalanabileceğine işaret etmişti.
Dünyadaki toplam suyun yaklaşık 1,386 milyon kilometre küpünün, başka bir ifadeyle yüzde 96'dan fazlasının tuzlu su, geriye kalan yüzde 4 oranındaki tatlı su kaynaklarının ise yüzde 70'e yakınının buz ve buzulların içinde hapsolduğunu göz önünde bulundurarak, Antarktika'dan kopacak dev buz kütlesiyle ne kadar tatlı suyun heba olup gideceğini düşünebiliyor musunuz?
***
Bunları niye yazdım?
Dün evde farkına vardım, su nihayet nöbete girdi galiba.
Depolara su akmıyordu.
Tasarrufa çoktan başlanmalıydı. Yine de geç değil.
Suyu su gibi harcayanların belki aklı başına gelir.
Çünkü bu işin şakası yok.
Önümüzde, büyük bir olasılıkla bir damla yağış almadan geçireceğimiz en az 6 ay var.
Güney Kıbrıs su kısıtlamasına bizden önce başladı.
Ve dünkü Rum basınında gördüm, Yunanistan'dan su getiriyorlar.
İlgili Rum bakan, en geç haziran ayına kadar arzu edilen su miktarının Yunanistan'dan Limasol'a götürüleceğini söyledi.
Talep edilen su miktarının 8 milyon metreküp olduğu ve daha çok su talep edilmesi olanaklarının da bulunduğu belirtildi.
Bizim, Türkiye'den su getirme projemiz yattı galiba.
Daha önce de yazmıştım, uzun süredir bu konu gündeme gelmiyor.
Adamlar taa Yunanistan'dan Limasol'a su getirebileceğine göre bizim bir adım ötedeki Türkiye'nin güney kıyılarından su getirmemiz çok zor olmasa gerek diye düşünüyorum.
***
Biliyoruz...
Her zaman, her yerde canlı cansız her şeyin, tüm değerlerin değeri, o değer yitirildikten sonra anlaşılır.
Çoğu insanımızın; çok sıcak geçeceği besbelli yaz aylarında karşı karşıya kalacağımız susuzluk tehlikesine karşı suyun tasarruflu kullanılması uyarılarını pek dikkate almadığı görülüyor.
Çünkü halen su var; bu değeri, Tanrı korusun henüz yitirmiş değiliz.
Hükümetin alacağı bir takım önlemler yanında bireyler olarak bizlere de görev düşmektedir.
Sonuçta sorun toplum olarak hepimizin sorunudur.
Suyun bitmesi başka hiç bir şeyin bitmesine benzemez.
Damlayan bozuk bir musluğunuz varsa, onu yenisiyle değiştirerek ciddi tasarruf önlemleri almaya başlamanızda yarar var.
|