Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Lefkoşa Merkezi Cezaevi: Uyuşturucu ticareti merkezi
Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek yurttaşlık kesindir
Talat yanlış yoldan dönsün, bunu yapamıyorsa istifa etsin
Eşel mobil grevi hayatı durduracak
Eski Cumhurbaşkanı Denktaş: Teslimiyete gidiyoruz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Bir de Avrupalı olacakmışız

Bilbay Eminoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Nisan 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Küçük işleri abartarak büyük işler yaptığımızı sanıyoruz.

Ne mühim iş yaptık diye övünüyoruz.

Başarımızı gazetelerde halka da duyuruyoruz...

'Bakın ne güzel bir hizmet sunduk size.' diye.

Ve bir süre sonra bir bakıyoruz, o küçük işi bile yüzümüze gözümüze bulaştırmışız.

Vatandaşa "eksik olaydı" dedirtmişiz.

Örnekleri çok.

Sadece birinden söz edelim.

***

Halkın sıklıkla uğradığı ve çoğu zaman kuyruklar oluştuğu, itişip kakışma olduğu bazı devlet dairelerine, bankalara falan adına "numaratör" mü, "numaramatik"mi ne denilen cihazlar yerleştirmişiz.

Bundan güdülen amaç neydi?

Vatandaşa kolaylık sağlansın...

Gişeler önünde 'sıra bendeydi, sendeydi' diye, bazen sert tartışmalara da yol açan sıkışma, itişip kakışma olmasın...

Herkes makineden bir numara alarak oturup sırasını beklesin.

Çağrıldığında gidip rahatlıkla işini görsün.

Güzel, çok güzel!

Ne var ki, siz de zaman zaman tanık oluyorsunuz herhalde; bu uygulama, hizmet almaya gidenlere değil, hizmet verenlere yaradı.

Yani memurlara ve yöneticilerine.

"Numaratör"leri istediklerinde çalıştırıyorlar, istediklerinde devre dışı bırakıyorlar.

Bir bakıyorsunuz; beş gişe varsa dördü ya da üçü hizmet vermiyor.

Ya o gişelerde görevli kimse yoktur ya da var ama başını sokmuş başka işlerle uğraşıyordur.

Sıra numaraları sadece bir ya da iki gişede değişiyor.

Hem de uzun aralıklarla.

Bekle babam bekle.

Çünkü numarayı değiştirmek memurun elinde. İsterse son derece rahat, acele etmeden, kahvesini yudumlayarak çalışır; isterse gişenin önünde birisi bulunmasa da çalışır gibi görünür.

Sen de oturup, gözün ışıklı tabelada bekleyip duracaksın.

Acelen mi var, bir saattir bekliyormuşsun kimin umurunda.

Zaman kaybını göze almanız da işe yaramıyor.

Siz beklerken içeriye birisi giriyor; anlaşmalı mılar ne, numara alma gereği duymadan gişeye yöneliyor ve bir çırpıda işini görüp çekip gidiyor.

Hem gişenin arkasındaki memurdan, hem de onun "açıkgözlük" yapmasına göz yumduğu kişiden saygısızlık görüyorsunuz.

Alın size "mühim" bir hizmet işte.

***

Bir de ne oluyor biliyor musunuz?

Adam, gideceği yerin kalabalık olacağını dikkate alarak erken davranıyor, makineden bir değil koparabildiği kadar sıra numarası alıyor; daha sonra da, gelen eşine dostuna fiş dağıtıyor. Siz orada neredeyse yarım saattir bekliyorsunuz, beş dakika önce gelen adam, dostunun sağladığı kolaylıkla sizin önünüze geçiyor.

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'nde oluyordu mesela.

Adam sabahın köründen polikliniğe gidip kendi için olduğu kadar eşi dostu için de sıra numarası alıyordu; siz oraya en erken saat sekiz ya da dokuzda da gitseniz size "numara kalmadı" diyorlardı.

Poliklinikte herhangi bir doktora bakınabilmek için, geceyi orada geçirmeniz gerekiyordu..

Epeyce zaman sonra nasıl olduysa bu rezaletin farkına varmışlar ve önlem almışlar.

Şimdi herkese sadece bir numara veriyorlar.

***

Bütün bunları boşuna yazıyorum galiba.

Ülkede bunca sorun varken kim uğraşacak sıra numaralarıyla!

Böyle idare edeceğiz işte.

Keşke derdimiz bu olsa.

Geçen gün, trafik ışıklarında belli belirsiz yanan "kırmızı"da bekliyordum... Önümde sadece bir araba vardı. Baktım; kirden, pislikten rengi kaçmış yeşil lamba yanmış, önümdeki araç halâ hareket etmiyor... Korna çaldım, adam yine gaza basmıyor. Arkamdaki araçların sürücüleriyle birlikte yeniden kornalara asıldık ve nihayet araç hareket etti. Direksiyonda uyumuş olamazdı. Çünkü hareketinden önce başını camdan uzatmış, hangi ışığın yandığını seçmeye çalışıyordu.

Nuh zamanından kalma sinyalizasyon sistemlerini bile değiştiremiyoruz.

Yemin ederim, bu satırları yazarken elektrikler de gitti.

Ve trafik ışıkları tam karardı.

Bir de Avrupalı olacakmışız.

   477 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Temmuz 2008, Cuma   Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak ortaya!
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Yetti artık! Anladık...
01 Temmuz 2008, Salı   Suriye'den turist geldi
29 Haziran 2008, Pazar   "Ama dibelik ya beleşe verecen gızımı gitsin... Vallahi seni döverim!"
28 Haziran 2008, Cumartesi   Müzakereler öncesinde son durum iç açıcı değil!
27 Haziran 2008, Cuma   Memleketin haline bakıp kendi kendimizi yiyip bitiriyoruz!
25 Haziran 2008, Çarşamba   Nasıl ayıklayacağız bu pirincin taşını?
24 Haziran 2008, Salı   "Akdeniz'in cenneti"ne ne oldu böyle?
21 Haziran 2008, Cumartesi   Yazıklar olsun milletin parasına!
20 Haziran 2008, Cuma   Son durum iç açıcı değil!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2177 1.2263
1 STERLİN 2.4266 2.4447
1 EURO 1.9235 1.9370



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ANALARINDAN DOĞDUKLARINA...

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bil...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..

Bilbay Eminoğlu

Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Devlete dava açmak, 2 yıllık asgari ücret ...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Bir hikâye-i göçmen

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Carlin vs. Ölüm

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital