|
Evimdeki termometre dün gölgede 33 dereceyi gösterdi.
Meteorolojiye sordum, doğruladı.
Telefona çıkan arkadaş, sıcaklığın tabii ki bölgelere göre değiştiğini, örneğin Ercan'da 35 dereceyi bile bulduğunu söyledi.
Sıcakların erken geldiğine şaşmamak lazım.
Bizim buralarda bahar çabuk geçer...
Baharı görmeden yaz gelir.
Hani bir şarkı var ya, "Baharı görmeden yaz gelip geçti" diye...
Sevdalılar için öyle olabilir ama, yaz geldi mi geçmek bilmiyor bu adada.
Su fakiri adamızı erken vurmaya başlayan sıcak hava kütlelerinden bu yıl da ve belki de hiç olmadığı kadar yanacağız!
Nisanda böyleyse, temmuz, ağustosta ne olacağını varın siz tahmin edin.
***
Yazımın girişinden konumun hava sıcaklıkları, meteorolojik olaylar falan olduğunu sanmayın.
Küresel ısınmadan, mevsim değişikliklerinden çok söz ettik.
Artık herkes, yağışlarda azalma olacağının, bizi kurak yılların beklediğinin bilincinde.
Ve gökten su yağdıramayacağımıza göre, suyu çok ama çok tasarruflu kullanmamızın ötesinde yapabileceğimiz bir şey yok.
Önemli olan yaklaşmakta olan bir başka büyük tehlikeye karşı ne yapabileceğimizdir.
Dünya, gıda ve yoksulluk alarmı veriyor.
Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, gıda fiyatlarının hızla artması karşısında derhal harekete geçilmesini istedi.
Zoellick, zengin ülkelerin çabuk hareket ederek Birleşmiş Milletler'e bağlı Dünya Gıda Programı'na, 500 milyon dolar aktarmaları gerektiğini söyledi. Başkan bu noktada "Yeni Düzen" benzeri bir plan uygulanması çağrısında bulundu.
Nedir bu "Yeni Düzen"?
Amerika Birleşik Devletleri'nin eski başkanlarından Franklin Roosevelt'in, ülkesini 1929 yılında patlak veren büyük ekonomik krizden kurtarma amacıyla aldığı bir dizi önlemi içeren reform paketinin adı.
Robert Zoellick son açıklamasında artan gıda fiyatlarının yoksul ülkelerde 100 milyon kişiyi daha yoksulluğa itebileceği uyarısında bulunarak, Dünya Gıda Programı'nın, açlığı azaltmaya yönelik çalışmaları için yarım milyar dolara daha ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Dünya Bankası ve IMF yetkilileri hafta sonunda yaptıkları bahar dönemi toplantılarında yükselen gıda fiyatları ve küresel mali piyasaları etkileyen kredi krizi konusunu ele aldıkları bir dizi görüşme yaptı.
Dünyada geçtiğimiz yıl içinde buğday fiyatlarının yüzde 130, pirinç fiyatlarının yüzde 70'ten fazla yükseldiği; Dünya Bankası rakamlarına göre temel gıda maddesi durumundaki bu ürünlerde yaşanan artışın, genel olarak gıda fiyatlarının da son üç yılda yüzde 83 yükselmesine yol açtığı bildirildi.
Fiyatlardaki bu artış 100 milyon kişiyi yoksulluğa itebilirmiş.
IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn da daha önce dünyada yüz binlerce kişinin açlık riskiyle yüz yüze olduğunu söylemişti.
***
Küresel ısınma, kuraklık, susuzluk gıda fiyatlarının artışı yetmedi, dünya şimdi bir de küresel mali krizle karşı karşıya...
Uluslararası Para Fonu (IMF) Para ve Sermaye Piyasaları Bölümü Başkanı Jaime Caruana, küresel mali krizin uzun süre devam edeceğini söyledi.
Mali krizin sürmesi demek, yukarıda sıraladığımız ciddi tehlikelerden kuraklık ve susuzluğun yanında döviz kurlarının bazen "tsunami" derecesinde de olabilecek dalgalanmalardan ve pahalılıktan nasibimizi alacağız demektir.
Almaya başladık bile.
Döviz borçlusu vatandaşların cebindeki para tedricen eriyor.
Çarşı pazarda fiyatlar tedricen artıyor...
Dar ve sabit gelirlileri, özellikle asgari ücretlileri zor günler bekliyor.
Peki ne yapacağız, ne gibi önlemler alacağız?
Ekonomistler hızla bir takım önlemler alınması gerektiğine işaret ederken, ne yazık ki bu konuda somut bazı adımlar atılmasına başlandığına henüz tanık olamıyoruz.
Halbuki gidişat, yakın bir gelecekte Talat ve Hristofyas görüşmesinin bile gündemdeki önemli yerini yitireceğini, ekonomik durgunluktan, pahalılıktan başka bir şey konuşamaz olacağımızı gösteriyor.
Umarım yanılırım.
|