|
Maliye Bakanlığı, kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarına "sıfır artış"ta ısrarlı.
Maliye Bakanı Uzun, hayat pahalılığı ödeneğinin devam edeceğini, ancak kalkınma olmadığı için kalkınma payı verilemeyeceğini söyledi.
Devletten maaş çekenler, yine de haline şükretmeli...
"Üvey evlat" özel sektör çalışanları, özellikle asgari ücretliler ne yapsın?
Bu kesim hayat pahalılığı ödeneği bile alamıyor.
Sanki onların fiyat artışlarından etkilenmesi söz konusu değil.
Her ay, kuruşuna kadar aynı paraya talim ettiriliyorlar...
Asgari Ücret Komisyonu bakalım ne zaman toplanacak da, günlerce sürecek kıran kırana pazarlıklardan sonra aldıkları paraya üç kuruş artış getirilecek.
Tabii bunları yazarken, devletin maaş ücret politikasına uyan ya da uymaya çalışan sayılı müesseselerimizi ayrı tutuyorum.
***
Tamam, kalkınma payı yok; memurlar ve emekliler hayat pahalılığı ödeneğiyle, özel sektör çalışanları da ellerine geçen sabit ücretle yetinsin ama, Devlet Planlama Örgütü'nün (DPÖ) açıkladığı aylık tüketici fiyatları endeksindeki rakamlar, çarşı pazardaki fiyatlara yetişemiyor. Bazen sıfırın biraz üzerinde ya da eksi de çıkan hayat pahalılığı ödeneği, zamların yarısına yetmiyor.
Alın işte; dünya piyasalarında ya da Türkiye'de dün ne olmuşsa döviz kurları yine fırladı.
Dün öğle saatlerinde euro 2.1250'den, sterlin de 2.6250'den satılıyordu. Yarın ne olacağı bilinmez. Görünen o ki, Euro iki buçuk, sterlin de üç milyona doğru yol alıyor.
Önceki gün yazmıştım; Uluslararası Para Fonu (IMF) Para ve Sermaye Piyasaları Bölümü Başkanı Jaime Caruana, küresel mali krizin uzun süre devam edeceğini söyledi.
Demek ki piyasalardaki dalgalanma kolayına durulmayacak, vatandaşın cebindeki para giderek eriyecek.
Kaç kez yazıldı çizildi, sık sık gündeme geldi konuşuldu ama hiç bir şey değişmedi.
Maaş ve ücretler euro ya da sterlin olarak ödeniyormuş gibi memlekette her şey dövize endeksli.
Üniversite harçlarından ev kiralarına, arabalardan beyaz eşyaya kadar.
Bu yüzden, dövizde bazen "tsunami" derecesine varan dalgalanmalar, hayat pahalılığı ödeneğini anlamsız hale getiriyor. Vatandaşın cebindekini silip götürüyor.
İnşallah ilerleyen aylarda bu günleri arıyor olmayız.
***
Dövizle satış yapanlar, YTL'nin değer kaybına karşı haklı olarak kendilerini güvenceye alıyor.
Küçük esnaf da, işyerinde dövize endeksli mal ve hizmet sunmasa da, hayatın pahalılaştığına bakıp haklı olarak fiyatlarını yeniden ayarlayabiliyor.
Peki maaş ve ücretliler ne yapsın?
Alım gücünü nasıl korusun?
Mali kriz ve döviz kurlarının yükselişinden kaynaklanan hayat pahalılığının yanında bir de yapay pahalılık var piyasada.
Vatandaş, bazı mal ve hizmetlerin fiyatlarının, ortada bir neden yokken, mutlaka gereksinim duyulacağı ve kimsenin ödemekten kaçınmayacağı düşüncesiyle artırıldığından yakınıyor.
Örnekleri çok.
***
Fiyatlardan, paradan söz açılmışken bir noktaya daha değinelim.
Gazetelerin yayınları üzerine yetkililer "Lokmacı" bölgesinde bir takım önlemler aldı.
Bölge esnafı şimdi yabancılara sunduğu mal ve hizmetleri YTL ve euro olarak etiketlendiriyor.
Fiyat listeleri de hazırlamışlar.
Ama bazıları, son derece amatörce yapmış bu işi.
Tebeşirle ya da kalemle yazmışlar fiyatları... Kargacık burgacık.
Okuyabilene aşkolsun.
Umarım düzeltirler.
***
Konumuza dönelim ve son noktayı koyalım.
2008 uğursuz geldi...
Bir yandan küresel ısınma; kuraklık, susuzluk...
Diğer yandan dünyada gıda fiyatlarının hızla artması...
Yetmedi, bir de küresel mali kriz çıktı karşımıza.
Bütün bunlardan etkilenmememiz olanaksız.
Özellikle dar ve sabit gelirlileri zor günler bekliyor.
|