|
Ekonomi ve Turizm Bakanı Erdoğan Şanlıdağ, KKTC turizmindeki verilerin, sektörün iyiye doğru gittiğinin ifadesi olduğunu söyledi.
Nedir bu veriler?
Yatak sayısı, ülkeye hava, deniz ve kara kapılarından gelen turist sayısı ve otellerin doluluk oranlarında artış var.
2007-2008 ocak-mart dönemiyle ilgili kıyaslama istatistikler, Türkiye'den gelenlerin sayısında yüzde 1.4, aynı dönemde ülkeye hava ve denizyoluyla gelen yabancıların sayısında da yüzde 2.2 artış olduğunu gösteriyor.
İşte bu artışa bakarak, bu trendin devam etmesi halinde yılda bir milyon turist hedefinin uzak olmadığını söylüyoruz.
Sayın bakana göre, turizm örgütleriyle birlikte çalışmanın faydası görüldü.
Daha önce bu örgütlerden bağımsız olarak mı çalışıyorduk anlayamadım ama geç olsun da güç olmasın.
Hedefin yarısını bile yakalayabilirsek kârdır.
***
2008 yılına Türkiye, İngiltere ve Almanya pazarları hedefiyle girdik...
Bu üç hedef pazar dışında İsrail, Suriye ve İran'dan da turist getirme çabasındayız.
Dileğimiz, çabalarımızın boşa gitmemesidir.
İnşallah başarırız.
Ne ki, sektördeki tüm sorunlarımızın üstesinden gelebilsek de, başarılı olabilmemizin önündeki en büyük engeli ortadan kaldırmamızın ne yazık ki olanağı yoktur.
Nedir bu engel?
Güney'deki yönetimin "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak bütün dünyaca tanınmış olması, bizim ise hava ve deniz limanlarımızın hala "yasa dışı" sayılmasıdır.
Ocak ayından mart ayına kadar olan üç aylık sürede KKTC'ye, çoğu Türkiye'den olmak üzere 167 bin 243 turist gelmiş, Rum tarafına ise 228 bin 962 turist gitmiş.
Üç aylık sürede gelirleri 143.2 milyon euro olmuş.
Bizim gelirimiz açıklanmadı ama herhalde yarı yarıya daha azdır.
Görülüyor ki adamlar, tanınmış bir devlet olmanın yanında Avrupa Birliği üyeliğinin avantajlarından da yararlanıyor.
***
Peki ne yapılabilir?
Yapabileceğimiz pek bir şey yok aslında.
Keşke Kıbrıs sorununu çözmek, izolasyonları kaldırmak elimizde olsa.
Bu olamayacağına göre, ağzımızla kuş kapsak, karşı tarafın hedefini yakalamamız zordan öte olanaksız.
Yılda üç buçuk milyon yabancı ağırlıyorlar ve hedefleri beş milyon.
Bunun için de bütün olanaklarını seferber etmişler.
Çözümsüzlüğü turizmin önünde engel olarak görmemelerine; siyasi durumun, bölünmüşlüğün, adada tatil yapmak isteyen yabancıları caydırmamasına karşın sektörü sürekli geliştiriyorlar.
Ve bu işi bizden daha iyi becerdikleri yadsınamaz.
Basit bir örnek verelim.
Lefkoşa'nın, Venedik sularının çevirdiği tarihi surlar içinin güneyde kalan bölümü pırıl pırıl.
Biz ise bölgeye daha yeni yeni el atıyoruz.
'Lefkoşa Surlar İçi Özel Turizm Bölgesi Koruma, Canlandırma ve Geliştirme Strateji Metni çıkarıldı.
Metnin, öncelikle bölgenin iyice aydınlatılması, temizlenmesi, tuvalet gibi günlük ihtiyaçların giderilmesi, park yerlerinin yeniden gözden geçirilmesi, güvenlik tedbirlerinin artırılması ve Büyük Han'ın gece geç saatlere kadar açık kalmasıyla ilgili olduğu belirtildi.
Lefkoşa surlar içinin, genel olarak korunmaya ve korunarak geliştirilmeye muhtaç bir turizm bölgesi olarak ilan edilecek olması geç de olsa çok olumlu bir adım.
"Lokmacı"nın açılmasıyla kuzeye geçen turistler şimdi doğrudan surlar içine yürüyor.
Ve kim bilir, tanık oldukları manzaralar karşısında ne denli hayrete düşüyorlar.
Viraneye dönen ve uzun bir süredir öylece bırakılan, Asmaaltı'ndaki Kumarcılar Hanı'nın halini gören turist bir daha bu tarafa geçer mi?
Turizmde hedef koymasına koyalım da, buna koşut olarak evimizin içini de temizleyelim.
Bunu yaparsak ve turizmin gelişmesinin sır olmayan ekonomik ve sosyal gereklerini başarıyla, sorunsuz bir şekilde yerine getirirsek, siyasi olumsuzluklara karşın hedeflenen rakamlara olmasa da iyi bir yerlere ulaşabiliriz.
|