|
İki liderin görüşme tarihi bile belirlenemiyor.
Cumhurbaşkanı Talat'ın BM ve AB ile müzakerelerden sorumlu özel temsilcisi Özdil Nami ile Rum yönetimi başkanlık komiseri Yorgo Yakovu dün iki saat konuştu ama liderlerin ne zaman masaya oturacağına karar veremedi.
Bugün yeniden buluşacaklar ve tarih belirlemeye çalışacaklar.
Bizim taraf pazartesi olabilir diyor...
Karşı taraf temmuzun ilk haftası üzerinde duruyor.
Bakalım bugün neye karar verecekler...
İstemez misiniz ağustosa bıraksınlar.
Nasıl olsa zaman çok!
Bu ne naz böyle anlamak mümkün değil...
Şu gelin kızın hikayesi geldi aklıma...
"Hadi oyna" demişler, "yerim dar" demiş, yerini genişletmişler "yenim (elbisem) dar" demiş.
***
İki liderin masaya oturması bu kadar zaman aldığına göre, kim bilir görüşmeler ne kadar sürecek.
Bir yıl, iki yıl?
Yoksa, iki taraftan birinin "Ben oynamam" diye çekilmesiyle bir ay mı?
Bilemiyoruz...
Bekleyip göreceğiz.
Ama liderlerin son günlerdeki söylemlerine bakılırsa işler hiç de yolunda gitmiyor!
Özellikle Hristofyas'ın Brüksel'de dün yaptığı açıklama, görüşmelerin sonucundan umutlu olmamıza olanak tanımıyor.
Rum lideri, "Vizyonum, federalizm altında yeniden birleşmedir" diyor.
Nasıl bir federalizm?
"Kıbrıs Cumhuriyeti, tek egemenliği, tek uluslararası kimliği, tek vatandaşlığı olan, iki kesimli ve iki toplumlu federal bir devlete dönüşmelidir."
"Talat'la birlikte masaya oturarak, geçmişte mutabık kaldıkları temellerde samimi olarak fikir teatisi yapmaya hazır olduğunu" söylüyor.
Daha ne diyor?
"Kesin olarak, Türkiye'nin bakir doğum ya da yeni bir ortaklık devleti diye nitelendirdiği Kıbrıs'ta iki devlet kavramını reddediyorum."
Hristofyas; bu sözleriyle Talat'a bir yerde "Hodri meydan" diyor.
Hazır mıyız buna?
Bakalım Talat'ın "yoldaşı"na yanıtı nasıl olacak?
***
Kim ne derse desin...
Son durum iç açıcı değil!..
Bu iş çok zor olacağa benziyor!
İki liderin çözüm şekli üzerinde uzlaşması çok zordan da öte olanaksız gibi görünüyor.
Defalarca yazdım...
Rum'un "Kıbrıs Cumhuriyeti"nden vazgeçme niyeti yok.
Ve öyle anlaşılıyor ki, bu tutumları Birleşmiş Milletlerden destek buluyor.
Bunun böyle olduğunu Cumhurbaşkanı Talat'ın anlamadığı, bilmediği söylenemez.
Hayırlısıyla başlarsa, görüşmeler iki tarafın birbirlerini masadan kaçırma mücadelesi şeklinde geçecek galiba.
Ancak bunu hangi taraf başarırsa başarsın kazanan olmayacak...
İki taraf da kaybedecek...
Adada kalıcı barış, adil ve hakça bir çözüm belki de hiç gelmeyecek bir başka bahara kalacak!
Umut ve temennimiz, iki liderin uluslararası topluma, "Talat'la Hristofyas da bu işi beceremedi" dedirtmemesi.
Aksi halde ne mi olur?
Keşke bilebilsek!
|