|
Sanırım çoğumuz, "Akıl Oyunları" (Beautiful Mind) adlı filmde, Russell Crow'un canlandırdığı Nobel ödüllü Amerikan matematikçi John Forbes Nash Jr.'u biliyoruz. En azından çoğumuz filmi görmüşüzdür. Kendini çılgınca bir kovalamaca, komplo ve korkunun içinde bulan bir adamın hayatını konu alan filmin benim için en etkileyici tarafı bize dünyayı şizofreni hastası bir kişinin gözünden göstermesiydi. (Filmi görmeyen okuyucular, filmin özünü ele verdiğim için beni affetsinler!!) Toplumda sıkça kulaktan kulağa işittiğimiz, zihinsel bir hastalık olan Şizofreni köşemizin bu haftaki konusudur.
Günümüzde her toplumda, yaklaşık olarak her yüz kişiden biri veya ikisi (~1%-2%) şizofreni gibi zihinsel hastalıklardan etkilenmektedir. Yapılan araştırmalar, aile hikâyesinde şizofreni gibi zihinsel hastalık örnekleri bulunan kişilerin, benzeri aynı hastalıklardan etkilenme risklerinin toplumdaki diğer bireylere göre daha yüksek olduğunu göstermiş ve genetik faktörlerin de rol oynadığı gerçeğine ışık tutmuştur.
Peki şizofreni nedir? Hepimiz ya gördüğümüz filmlerden, ya da etrafta duyduklarımızdan dolayı şizofreni hakkında bir nevi fikir edinmişizdir. Ne yazık ki şizofreni, kişinin çevresiyle ve insanlarla kurduğu ilişkileri semptomlarından dolayı etkilediği için çoğu zaman kötü çağrışımlarla anılmaktadır. Gerçi her hastalık insanın hayatını ve özel ilişkilerini etkileyebilir, ancak şizofreni gibi bir hastalığın bazen ortaya çıkışını veya gelişimini ne kişinin kendisi nede ailesi fark etmeyebilir, dolayısıyla diğer bazı hastalıklara oranla tıbbi yardıma müracaat daha uzun sürebilir. Halbuki şizofreni insanın doğduğu andan itibaren yaşayabileceği tıbbi rahatsızlıklardan sadece bir tanesidir ve bu kadar negatif anılmamalıdır. Gelin isterseniz biraz daha detaya inelim.
Sizofreni nedir?
'Şizofreni' adı, aslında sadece bir hastalığı değil de bir hastalıklar grubunu tanımlamaktadır. Farklı hastalıkları (şizofreni türlerini) içeren bu grubun semptomları arasında halüsinasyon, kuruntular, paranoya, düşünce ve duygularda düzensizlik ve içe kapanıklık vardır. Ancak önemli bir nokta vardır ki, her şizofreni hastası aynı değildir. Yani her şizofreni hastası aynı semptomları sergilememektedir. Hastalık genellikle 15-35 yaş arası ortaya çıkmaktadır.
Şizofreniye ne sebep olur?
Şizofreninin oluşumunda çeşitli faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Biokimyasal, toplumsal, ruhsal ve çevresel faktörlerin yanı sıra genetik faktörlerin, yani kişinin genetik yapısının da rol oynadığı bugün artık bilinmektedir.
Genetik/kalıtsal faktörlerin rolü, doğumda ayrılmış ve dolayısıyla farklı çevrelerde yetiştirilmiş tek yumurta (yani aynı genetik yapıya sahip) ikizlerini inceleyen araştırmalarda kanıtlanmıştır. Ancak bu ailesinde şizofreni hastası olan her kişinin kesin şizofreni hastalığından etkileneceği anlamına gelmemektedir; sadece toplumdaki diğer bireylere göre riskleri biraz yükselmiştir.
Bilim adamları, bu hastalığın oluşumunda birden fazla genin rol oynadığı gerçeği üzerinde durmaktadır. Vücudumuzun bilgi bankaları olan genler, vücudumuzun gelişimi ve önemli işlevleri için gerekli olan tüm talimatları şifreler halinde içerirler. Hatalı veya silinmiş şifreler, talimatların yanlış olmasına veya yerine getirilememesine neden olur. Kalıtsal yatkınlık, bir kişinin ailesinden gelen 'hatalı' bir gen veya genler sonucunda, belli bir hastalığa toplumdaki diğer bireylere oranla daha fazla yatkın olması anlamına gelir. Uygun çevresel faktörlerin de etkisiyle hastalık bu kişide hayatının bir evresinde ortaya çıkabilir.
Şizofreni de kalıtsal faktörlerin rol oynadığı kanıtlanmış olsa da, hangi 'hatalı' genlerin hastalığın oluşumunda ya da kalıtsal yatkınlığında rol oynadığı henüz tam olarak kanıtlanmış değildir. Bilim adamları, araştırmalarına bilinen 'aday' genler üzerinde devam etmektedir. Bu genlerin belirlenmesi, ileride hastalığın tedavisinin de geliştirilmesinde büyük rol oynayacaktır.
Sevgili okurlar, bir sonraki genetik köşesinde buluşmak üzere, huzur, sağlık ve sevgi dolu günler sizlerin olsun.
|