|
Sevgili okurlar, hatırlarsanız geçen haftaki köşemizde sizofreniye ve kalıtsal yapısına değinmiştik. Bu haftaki köşemizde ise Manik Depresyon ya da bir diğer adıyla Bipolar Hastalığı'na yer vereceğiz. Hepimiz depresyon nedir, ya da belirtileri nelerdir biliyoruz sanırım.
Peki ama Manik Depresyon nedir?
Manik Depresyon ya da Bipolar Hastalığı'nın en belirgin belirtileri kişide aşırı iniş çıkışlı ruh hali (modları), düşünce, enerji ve davranışlarında aşırı değişiklikler sergilemesidir. Manik depresyon gibi hastalıkların toplumda görülme sıklığı 1%-2% dir, yani her 100 kişiden biri veya ikisi bu hastalıktan etkilenmektedir. Kişi 'çıkış' anlarında (Mani atağı) çok hareketli, aşırı enerjik ve dışa dönük davranışlar sergilerken, 'iniş' (Depresyon atağı) anlarında içine kapalı, ümitsiz ve depresif periotlardan geçer. Mani ve depresyon birbirlerine tam ters olduklarından dolayı iki kutuba benzetilirler. Hastalık, diğer adı olan 'Bipolar (yani iki-uçlu ya da iki-kutuplu) hastalığı' bu benzetmeden dolayı almıştır. Birbirlerine zıt bir tablo oluşturmalarına rağmen mani ve depresyonun her ikisinde de görülen ortak noktalardan biri dikkat dağınıklığıdır.
Kişinin mani ve depresyon atakları bir kaç gün sürebildiği gibi, bazı kişilerde, özellikle tedavi uygulanmazsa birkaç ay kadar uzun da sürebilir. Manik depresyon ya da bipolar hastalığının çeşitli türleri vardır. Örneğin Tip 1 Bipolar Hastalığı olan kişilerde mani çok şiddetli olup hastanın gerçeklerle hayal arasındaki farkı yitirmesine ve hatta halüsinasyon görmesine de neden olabilir. Tip 2 Bipolar Hastalığı (hypomania) ise Tip 1'e oranla bu hastalığın daha hafif bir türüdür ve hasta gerçek dünyayla bağlantısını yitirmez ve halüsinasyon görmez. Hastalığın bu iki türünde görülen depresyon periotları birbirinden çok farklı değildir.
Manik Depresyon ve Genetik
Manik depresyon ya da Bipolar Hastalığı'nı inceleyen araştırmalar, hastalığın bazı ailelerde kalıtsal olduğunu göstermiştir. Bu ailelerde, aile bireylerinin Bipolar hastalığına genetik yapılarından dolayı daha yatkın oldukları gözlenmiştir. Özellikle ikizler ve evlatlık edinmiş çocuklu aileleri ele alan araştırmalar insanın, özellikle genetik yapısının uygun çevresel faktörlerin de katkısıyla, hastalığın ortaya çıkışında rol oynadığını göstermiştir. Örneğin bu araştırmalara göre, tek yumurta ikizlerinden (yani ayni genetik yapıya sahip ikizlerden) biri manik depresyon hastası ise, diğer ikiz kardeşin ayni hastalıktan etkilenme riski 40-70% arasındadır. Ebeveyinler ve çocukları yada kardeşler gibi akrabalık derecesi yakın (birinci derece) aile bireylerinde hastalığa risk 5-10%dir. Araştırmalar, genetik yatkınlığa neden olduğu düşünülen 'aday'genler üzerinde devam etmektedir. Onların keşfedilişi, ileride genetik danışmanların hastalarına daha net risk-yüzdeliği vermesine yardımcı olacağı gibi tedavi yöntemlerinin daha da geliştirilmesine de katkıda bulunacaktır.
Sevgili okurlar, gelecek hafta yine buluşmak üzere huzur, sağlık ve sevgi dolu günler sizlerin olsun.
|