Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Folik Asit... Genetik hastalığa bir önlem...

Türem Delikurt

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Ekim 2006, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sevgili okurlar, daha önceki köşelerimizden hatırlayacağınız gibi bazı genetik hastalıkların genetik ve çevresel faktörlerin birleşimi sonucu ortaya çıkabileceğinden bahsetmiştik. Daha önce buna örnek olarak bazı kalp hastalıklarını ele almıştık. Bu tür genetik hastalıklara aynı zamanda 'Multifaktorial Hastalık' da denmektedir. Bugünkü köşemizde bu tür hastalıklarda rol oynayan çevresel faktörlerin kontrol altına alınmasıyla hastalıkların engellenebileceği teorisini işleyeceğiz ve buna bir örnek olarak Folik Asit'i ele alacağız.

Kalıtsal Yatkınlık ve Çevre

Şimdiye kadar hemen hemen her köşemizde, kalıtsal yatkınlığa mutlaka değinmişizdir. Eğer bir insanın genetik yapısı onu bir genetik (multifaktorial) hastalığa 'yatkın' yapıyorsa, ve bu kişiler hastalığın ortaya çıkmasını tetikleyecek uygun çevresel faktörlere (Örneğin diyet veya hayat tarzı gibi) açıksalar, bu tür hastalıklardan etkilenebilirler.

Teoride, etkisi önemli olan çevresel faktörlerin kontrol altına alınması, mulifaktorial hastalıklara genetik yapılarından dolayı yatkın olan insanların hasta olmalarını önleyebileceği veya hasta olma risklerini azaltabileceği düşünülmektedir. Fakat pratikte, her mutlifaktorial hastalık şu anda ne yazık ki sadece çevresel faktörlerin kontrolüyle engellenememektedir, çünkü multifaktorial hastalıkların çoğunluğunda hangi çevresel faktörlerin tetikleyici rol oynadığı bilinmemektedir.

Ancak son yıllarda, multifaktorial bir hastalık olan Nöral Tüp Defekt (Bozukluğu) vakalarının çoğunluğunu engelleyebilecek ve çevresel bir faktör içeren bir yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntem anne adaylarının hamilelik öncesi ve ilk aylarında folik asit kullanmasıdır.

Nöral Tüp Defekti (Bozukluğu) nedir?

Nöral Tüp, bebeğin beyin ve omuriliğini oluşturan tüp/yapıdır. Döllenmeden sonra normal gelişen bir bebekte bu tüp 4. haftaya kadar iki taraftan da uygun şekilde kapanır. Eğer tüp uygun şekilde kapanmazsa Nöral Tüp Defekt söz konusu olabilir.

Spina Bifida (Açık Omurga) ve Anensefali (beyin olmadan), omurga ve beynin gelişiminde meydana gelen ciddi problemler olup ikisi de birer Nöral Tüp Defekti (Bozukluğu) olarak bilinmektedir. Hamileliğin en erken safhalarında (genellikle döllenmeden sonra 28'inci gün) oluşabilen problemler olup çoğu zaman kadın henüz hamile olduğunu bile bilmemektedir. Ne yazık ki, nöral tüp defekti olan bebeklerin çoğu hayatta kalamaz, yaşayanlar ise yürümede, barsak ve mesane kontrolünde sorun yaşar.

Tetikleyici çevresel faktör...

Mutlifaktorial bir hastalık olan Nöral Tüp Defekt'deki tetikleyici çevresel faktörün, annedeki olası Folik Asit Vitamin eksikliği olduğu tespit edilmiştir. Folik Asit ya da folate bir B Vitaminidir. Dolayısıyla, anne adaylarının folik asit (folate) gibi basit bir vitamin almaları, çoğu bebeğin nöral tüp defektlerinden etkilenmesini engelleyebilir. Yapılan araştırmalar hamilelik öncesi veya hamileliğin ilk aylarında folik asit ya da folate vitamini kullanımının artırılmasıyla nöral tüp defekt vakalarının 70%'inin (Yani her on vakadan 7'sinin) engellenebildiği görülmüştür.

Araştırmaların sonucunda, folik asitin olası döllenmeden en az bir ay önce kullanılmaya başlanması ve hamilelik süresince de ilk üç ay devam edilmesi önerilmektedir. Önerilen bu zamanlama çoğu insanın kesin döllenme zamanını belirleyememesi ve hamileliğin çoğu zaman dördüncü haftadan sonra (ki bu süreçte nöral tüp kapanmıştır) tespit edilmesinden dolayıdır.

Genellikle hamilelik öncesi veya ilk üç ayında her kadına günde 0.4 mg- 0.5 mg (milligram) folate ya da folik asit alması önerilir. Aldığınız vitamin bile olsa, miktarını doktorunuzla birlikte belirlemeniz her zaman en iyisidir.

Bazı kadınların diğerlerine göre bu tür hastalıktan etkilenebilecek çocuk doğurma riski daha fazla olabilir, dolayısıyla 0.5mg dan daha fazla miktarda folik asit almaları gerekebilir. Bu yüksek risk grubunu daha önce nöral tüp defektten etkilenmiş çocuk doğurmuş kadınlar, kendileri nöral tüp defektten etkilenmiş kadınlar, ya da yakın bir akrabaları nöral tüp defektinden etkilenmiş kadınlar oluşturmaktadır. Bu grupta olduğunu düşünen kadınlar doktorlarına bunu bildirmeli ve hamilelikten önce ve sırasında ne kadar folik asit almaları gerektiğini danışmalıdırlar.

Sevgili okurlar, bir sonraki köşemizde tekrar buluşmak üzere sağlık ve huzur dolu günler sizin olsun.

   2301 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Temmuz 2008, Salı   Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım
27 Haziran 2008, Cuma   Multipl Skleroz
03 Haziran 2008, Salı   BÜNYE FARKLILIKLARI
20 Mayıs 2008, Salı   Bir umut ışığı...
08 Nisan 2008, Salı   Bir babanın anlatımıyla...
25 Mart 2008, Salı   Yani her şey için bir 'gen' var mı?
12 Mart 2008, Çarşamba   Klinefelter (XXY) Sendromu nedir?
27 Şubat 2008, Çarşamba   Huntington hastalığı
13 Şubat 2008, Çarşamba   Nörofibromatosis Tip 1 (NF1)
05 Şubat 2008, Salı   Dünyada neler oluyor...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital