|
Sevgili okurlar, özellikle İnsan Genom Projesi'nin (İnsan genlerinin haritasını çıkaran proje) 2003 yılında tamamlanması ile Genetik Teknolojisi son 10 yıldır süratle gelişmektedir. Bu gelişme, bireysel ve toplumsal seviyede sosyal, etik ve ahlaki yönden büyük bir önem taşımaktadır. Bilimin ve hatta hayatın her evresinde olduğu gibi, genetik teknolojisi de yanlış ellerde kolayca suistimal edilebilir. İşte bu yüzden özellikle 'Etik', genetik teknolojisini ve araştırmalarını her adımda bir gölge gibi takip etmek mecburiyetindedir.
2000 yılında Amerika'da 'Genetic Savings and Clone' adındaki şirket, müşterilerine, ölen (veya ölmek üzere olan) ev hayvanlarını (kedi, köpek gibi) tekrar 'hayata döndürme' vaadi ile kuruldu. Peki nasıl mı? Klonlayarak!!. Ölmüş veya ölmek üzere olan ev hayvanından alınan hücrelerle ev hayvanının klonu yaratılarak!
İlk klonlanan hayvan olan Kuzu Dolly'i sanırım hepiniz hatırlıyorsunuz. 1996 yılında gündeme bomba gibi düşen Dolly'den bu yana pek çok hayvan üzerinde klonlama yapılmıştır. Klonlamada, vücudun bilgi bankası olan DNA, vücut hücresinden çıkarılarak içi boşaltılmış bir yumurta hücresine yerleştirilir. Bu yumurta hücresinin büyümesi ve gelişmesi sağlanarak kopya bir canlı elde edilir. Doğan yeni canlı, yıllar sonra doğan bir tek yumurta ikizi gibidir. Bu kopya canlı ayni zamanda 'Klon' diye de adlandırılabilir.
İlk başta, 'Genetic Savings and Clone' adındaki şirketin bu teknolojiyi kullanarak yaratacağı bir klonun fiyatı tam $50, 000 idi. Müşteriler ön ödeme olan $2,500'ı ölmüş ya da ölmek üzere olan ev hayvanlarından hücre alınması ve klonlanana kadar saklanması için ödeyeceklerdi. Geriye kalan miktarı da hayvanları klonlanılabilirse ödeyeceklerdi. Kulağa ne kadar da akıllıca ve kârlı bir iş girişimi gibi gelse de, klonlama teknolojisindeki başarı derecesinin düşüklüğü bunu engelledi. Örneğin, 2002 yılında yaratılan klon 'Cc' adındaki yavru kedi, yaratılan 87 embriyodan gelişmeyi başarmış tek klondu. Ev hayvanlarının klonlanması, dolayısıyla, 'Genetic Savings and Clone' şirketi için kârlı bir girişim olamadı. Geçmiş altı sene içerisinde sadece 5 kedi klonlayabilen şirket bunların sadece iki tanesini satabildi ve bu yıl da kapılarını kapadı.
Etik açıdan...
'Genetic Savings and Clone' şirketinin bir yerde başarılı olamamasının sebebi, klonlama teknolojisinin 'fabrika usulüne' girebilecek kadar kârlı veya hızlı olamamasıydı. Peki ya olsaydı? Tabi ki parası olan, parasını istediği gibi harcayabilir. Sonuçta bugün para bir yönde insanoğlunun 'mutluluk ilacı' olabiliyor. Mutlu ve huzurlu olmanız için kedinizi klonlayabilirseniz neden olmasın. Ancak insanların bu zaaflarını kullanarak kâr etmeye çalışmak da biraz ürkütücüdür. Klonlama, hâlâ üzerinde çalışılan bir teknoloji ve %100 garantisi yoktur. Örneğin, kuzu Dolly'nin ömrü beklenilenden çok daha kısa sürmüştü. Çok sevdiğiniz kedinizin ölümü şüphesiz ki üzücüdür ve onu geri istemeniz de çok doğal değil mi? Ancak bir de onu klonladığınızı düşünün. Kimse size onun ömrünün ne kadar olacağı yönünde bir garanti veremeyecektir. Ve klon kedinizin beklediğinizden erken ölümü ile de ikinci kez o üzüntüyü çekmek çok daha zor olacaktır, değil mi? Bugün ilaç firmaları, maddi çıkarları daha çok göz önünde tuttukları için yadırganmaktadırlar. Dolayısıyla, genetik teknolojisinin insanlığa yardımdan çok, maddi bir gelir için kullanılabilmesi etik açıdan insanı oldukça ürkütebiliyor. Çizgiyi aşmayalım derken bu çizgiyi her adımda belki de bilerek biraz daha ileri itiyoruz sanırım.
Sevgili okurlar, bir sonraki köşede buluşmak üzere, sevgi dolu günler sizlerin olsun.
|