|
Sevgili okurlar, bugünkü köşemizde hayatın anahtarı ve tüm gizemi olan DNA'dan bahsedeceğiz.
Günümüzde, tüm detayı ile olmasa bile, herkes DNA hakkında bir şeyler bilmektedir. Artık, okuldaki fen dersinden kurgu filmlerine, haberlerden gazetelerdeki köşe yazılarına (!!!) kadar hayatımıza bir şekilde girmiştir DNA.
Peki DNA (Deoksiribonükleik asit)'yi tam olarak nasıl tanımlayabiliriz?
Şimdiye kadar DNA'nın tanımı için birçok benzetme kullanılmıştır. Örneğin, bir binanın yapı taşlarına ya da bir kompüter programına benzetilmesi gibi. Benim favorimse, DNA'nın ve içerdiği genetik bilginin bir 'dil'e benzetilmesidir. Şöyle ki, her dilin kendine ait bir alfabesi vardır. Alfabesindeki harfler kullanılarak kelimler, kelimeler bir araya getirilerek cümleler, cümleler birleştirilerek paragraflar ve en sonunda kitaplar yaratılır.
DNA dilinde ise alfabe sadece ve sadece 4 harften oluşmaktadır. Ancak bu dört harf, insanın oluşumu, büyümesi ve gelişimi için bir destan yazmaya yeterlidir. Her harf (nukleotid) bir araya gelerek kodon adı verilen genetik kelimeleri oluşturur. DNA dilinin bir diğer özelliği de, bütün kelimelerin (kodonların) sadece üç harften oluşmasıdır. Bu kelimelerin (kodonların) bir araya gelmesiyle de genler yani cümleler oluşur. Bütün cümlelerin birleşmesiyle de genetik bilgiyi tümüyle içeren bir kitap yani genome oluşur.
Geçmişe yolculuk...
DNA tarihçesi sadece keşfiyle sınırlı değil aslında. Onun keşfine giden yola kendi keşifleri ve araştırmalarıyla baş koymuş birçok ünlü bilim adamı vardır. Dilerseniz bir kaçını sayalım
- Genetiğin babası olarak bilinen Gregor Mendel, 1800 yıllarında yaşamış ve bilime aşık bir rahipti. Bitkiler üzerinde yaptığı deneylerle kalıtsallık fikrini bilime aşılayan önemli bir isimdir.
- Tabib Subay Frederic Griffith, 1928 yılında bakteri üzerine yaptığı araştırma sonucu kazara moleküler genetiğin temelini oluşturan verileri keşfeder. Keşfi, bugünkü adıyla aslında DNA'dır.
- Bir biyokimyager olan Erwin Chargaff, DNA'nın alfabesinin sırrını çözen ilk kişidir.
- Maurcie Wilkins ve Rosalin Franklin DNA'nın şeklini ortaya çıkarmadaki ilk adımı atarlar.
- Ve 1951 yılında James Watson ve Francis Crick, DNA'nın gerçek şeklini, yani Çifte Helix Yapısını, Wilkins ve Franklinin, calışmalarından da yola çıkarak ortaya çıkarırlar ve tarihe adlarını yazdırırlar.
Sevgili okurlar, bugün DNA'ya ve genetiğin babaları hatta büyük babaları olan bir kaç ünlü isme değindik. Onların bilime kazandırdıkları sayesinde, bugünkü neslin bilim adamları ve hatta yarınkiler genetik bilimini daha da ileriye götüreceklerdir. DNA'nın keşfi şüphesiz ki geleceğe giden yolların esasını oluşturmaktadır. Bir sonraki köşemizde buluşmak üzere, sağlık ve huzur dolu günler sizlerin olsun.
|